Masthead header

“Ortak Roman”ın dokuzuncu bölümü yayında!

Sizi, sitemiz yazarlarından Hasan Saraç ile birlikte “Ortak Roman” yazmaya çağırıyoruz!

“Ortak Roman” 2013′ün ilk yarısında yayınlanacaktır.

Bizzat katkıda bulunabileceğiniz “Ortak Roman” adlı projemizin dokuzuncu bölümünü sizlerle paylaşıyoruz:

Önceki bölümleri okumak için buraya tıklayabilirsiniz>>>

  • Bölümlerini pdf formatında okuyabileceğiniz romanın, kurgusunu geliştirip akışına yön verecek yorum ve önerilerde bulunma şansına sahip olacaksınız.
  • Yayınlanan her bölümün ardından, bir sonraki bölüme yönelik 100 kelimeyi aşmayan önerilerinizi yazarla paylaşabileceksiniz.
  • Değerli katkılarınızla şekillenerek ilerleyen bölümleri her hafta pazartesi ve perşembe günleri yayınlanacak olan psikolojik gerilim türündeki romanın 2012 sonunda tamamlanmasını hedefliyoruz.
  • Projenin belirlenen sürede tamamlanabilmesi için, önerilerinizi her bir bölümün yayınlanmasını izleyen 3 gün içerisinde yorum bölümüne iletmenizi önemle rica ediyoruz.
  • Yazar, okurlarla ayrı ayrı yazışacaktır. Bu nedenle lütfen e-posta adreslerinizi doğru olarak bildirin ve bu adreslerin sadece Hasan Saraç tarafından görülebileceğinden emin olun.
  • Projenin bitiminde İstanbul ve Ankara’da düzenlenecek birer toplantıda, sürece katkıda bulunmuş olan siz değerli okurlarımızla buluşacak, yazarımız ve Edebiyat Haber ekibi ile birlikte projeyi tartışacak, sorularınızı yanıtlayacağız.
  • Postiga Yayınları tarafından kitaplaştırılacak projenin teşekkür bölümünde isimleriniz anılacak ve Edebiyat Haber yönetimi tarafından gönderilecek imzalı birer kitaba sahip olacaksınız.

Önceki bölümleri okumak için buraya tıklayabilirsiniz>>>

10. bölümün biçimlenmesine katkıda bulunmak için yorum ve önerilerinizi aşağıdaki “yorum” bölümüne yazmanızı rica ediyoruz.

edebiyathaber.net (10 Aralık 2012)

  • CAN YILDIRIM - 10/12/2012 - 11:00

    Beklediğimin aksine profesör son iki bölümde tam bir yardım meleğine dönüştü. Kaprislerden uzak, karşısındakine yardımcı olan, hatta yıllardır denemediği hipnoz yöntemini bile bu yeni tanıştığı adam için uygulayacak kadar işine aşık ve meraklı biri. Belki de kötü adamın hiç olmadığı bir gerilim romanıyla karşı karşıyayız. Hipnoz tüm kitabın çözümü olacak gibi duruyor, kitabın sonunun geldiğini görmek üzüyor. Mutlaka devam etmesi gereken bir uygulama bu.cevaplakapat

  • rosetta - 10/12/2012 - 12:39

    Tam bu sırada telefon çalmaya başladı –
    Dr. Moretti açıp açmamakta tereddüt etti –
    ama belki de mühim bir konudur dedi içinden –
    Ahizeyi kaldırdı – Ben Istanbul ‘dan Selin –
    Sinyor Adoni ile konuşabilir miyim ?….cevaplakapat

  • Gizem Kara (KitapDelisiGzm) - 10/12/2012 - 13:54

    İçten içe Selin’i aramasını istiyorum ama hipnoz ilginç olacak gibi. Bakalım neler varmış Erol’un bilinçaltında?cevaplakapat

  • Feride Güllü - 10/12/2012 - 14:02

    9.Bölüme yetişemedim :)artık 10.bölüm için bir şeyler yazacağım. Öncelikle son 3 bölüm kalması herkes gibi beni de heyecanlandırıyor.Şu bölümden sonrasını mutlaka herkes telefonunun çalmasını söyleyecektir. Fakat ben telefondan ziyade. Kapının çalmasını gelen kişinin Selin olmasını. Kapıdayken profesörün yardımcısı ona kapıda güçlük çıkarmasını bekliyorum. Selin’in sesini duyunca bir şeyler hisseden, hatırlayan Erol. Profesörle hipnoz olurken “bu ses tanıdık…” demesi, profesörün onu orada bekletip aşağıya inip Selin ile konuşması biraz daha dikkat çekecektir diye düşünüyorum. Birde 9.bölümün diğerlerine göre uzun olduğunu fark ettim. 3 bölüm kaldığını söylediniz twitter’dan. Benim merak ettiğim 10.bölümde eğer benim dediğim gibi bir şey olmazsa, hipnoz olursa bir şekilde bir şeyler hatırlarsa ne Selin’in, ne de yaptığı işin bir anlamı yok diye düşünüyorum her ne sebepten hafızasını kaybetmiş olsa da. 10.bölümde Selin’den başka bir şey öğrenmemeli diye düşünüyorum.

    Ayrıca bu romanın psikoloji olarak yazıldığını hatırlıyorum. Fakat yalın bir dille anlatılıyor her şey. Mesela 9.bölümde “Erol tek başına oturuyordu odada” deniliyor. Bunu daha derine inerek anlatılabilir diye düşünüyorum. Şu an ben Erol’un ne hissettiğini bilmiyorum. Erol’un yerine kendimi koyamıyorum. Biraz Erol’un duygu düşüncelerine yer verilmesi taraftarıyım.cevaplakapat

  • BAŞAK KIRMACI - 10/12/2012 - 14:48

    Adoni, Profesör’e bulunduğu sıkıntılı durumu anlatınca biraz daha rahatladı sanki. Artık Profesör ile daha rahat konuşabiliyor ve anlatabiliyor. Kitabın kapağındaki not ilgimi çekti. ‘Kızıl saçlı prensesim, bugün tam yirmi yıl doldu. Ayrı yürüdüğümüz yolun sonuna geldik. Elveda…’ Yolun sonuna geldik derken Adoni ne demek istemiş olabir diye düşündüm bir an. Bunun birkaç sebebi olabilir. İlk aklıma gelen Adoni acaba intihar etmek mi istiyordu. İkinci olarak aklıma gelen sebep ise; kızıl saçlı prensesi unutmak mıydı amacı. Ancak böyle olursa neden böyle bir şeyi kapağın önüne yazsın. Birinci sebep daha uygun bence ama, çocuğu olacak bir kişi de neden intihar etmek istesin.cevaplakapat

  • BAŞAK KIRMACI - 10/12/2012 - 14:48

    Adoni tam yirmi yıl önce yani 11.11.1992 tarihinde bir olay yaşadı. Kızıl saçlı prensesi yitirmiş olabilir, bir iç savaş, deprem, aile içi şiddet gibi nedenlerden olayı onu kaybetmiştir. Ancak neden ona veda ediyor ve kitapla ilgisi nedir.? Neden bunu bu kitaba not alıyor?
    Kızıl saçlı prensesin kim olduğu da ayrı bir merak konusu. Ancak, Adoni’nin Profesör’ün yardımcısını görünce neden tepki verdiğini ve ayılmak üzereyken neden tekrar bayıldığı belli oldu. Hipnoz Adoni’ye iyi gelecek mi? Yakın geçmiş zamanını hatırlayacak ve Profesör hepsini not alacak. Ya Adoni gerçekten kim olduğunu hatırlamak istemiyorsa? O zaman hipnoz işe yarar mı, yoksa bilinçaltı tamamen kapanır mı? Bu soruların tüm cevaplarını sanırım onuncu bölümde alacağız ya da karşımıza bambaşka bir sonuç veya Adoni’nin bilinçaltındaki çok farklı düşünceleri ortaya çıkacak.cevaplakapat

  • BAŞAK KIRMACI - 10/12/2012 - 14:49

    Selin kimdir? İş yerinden olma ihtimali düşük diye düşünüyorum. Özel hayatından biri olma ihtimali ve aynı zamanda Profesörle görüşmesine sıcak bakmayan biri olduğu ortada. Bir de Adoni otelden ayrılırken ağaçların arasında oturan ve yüzü tanıdık gelen biri vardı. Gelecek bölümde bu kişinin kim olduğu ortaya çıkacak mı merak ediyorum. Yoksa sadece bir detay mıydı?cevaplakapat

  • sebahat kurtöz - 10/12/2012 - 14:56

    Bruno’ya güvenmekle doğru karar verdiğini düşündü ama bu hipnoz işi bir çeşit teslimiyettti.Kendisinin bile geciktirdiği kendini bulma anını bir yabancıyla paylaşmak rahatsız ediciydi.İlginç olan her ikisinin de geçmişe ulaşma yolu için aile ile iletişime geçme yerine labirente yolculuğu seçmeleriydi. Profesör’ün bahsettiği Selin karısı olabilir miydi?Gece ne olmuştu? Herhangi bir fiziksel darp izi olmadığına göre bedeninde duygusal bir travma mıydı O’nu rededişe getiren.Belki de hep vardı hayatında bu kayboluşlar,zaman zaman ortaya çıkan bu kimlik yitimi.cevaplakapat

  • Gizem Sakallı - 11/12/2012 - 00:39

    Kesinlikle çok etkilendim. Hiç beklemediğim bir sürece girdiler. Bu bölüme resmen bayıldım ve heyecanla okudum. Evet ki neden yüzleşmek yerine yolculuğa çıkmak istedi sadece 1 gündür hatırladığı biriyle orası muamma. 10. bölümde daha çok hipnozdaki bir olaya gidelim ama sadece bir olay diğeri diğer bölüme kalsın. Ana olaylardan biri olsun. Eşiyle ilgili,sevgilisiyle ilgili,çocuğu oldu mu yoksa öldü mü, selin kim, kızıl saçlı prense kim vb bir çok sorunun köken yanıtına 10.bölümde ulaşmalıyız.:)Elinize sağlık Hasan bey:)cevaplakapat

  • Guven Demir - 11/12/2012 - 01:37

    Erol’un 46 yasinda oldugunu biliyoruz.Belli bir yasam deneyimi oldugu kesin.Acaba simdiki esi ilk esi mi ve dogacak olan cocuk ilk cocugu mu?Gec evlenmis ve gec cocuk olusumuda soz konusu olabilir.Bence Erol’un gecliginde bir sevgilisi,belkide esi vardi.”Kizil sacli”kadin, O kadin olabilir.20 yillik bir ayriliktan bahsediliyor;yani, 1992!Ve Erol 26 yasinda!Icimden bir ses, bu gecmisi siyasilestirmek yonunde beni uyariyor.”Kizil sacli”kadin vurgusu,bir kadin vurgusu olabilecegi gibi,devrim ve ozgurluk sembolude olabilir.Erol ve Kizil sacli; sevgili ve devrimcilerdi.Belki ikisi birden gozaltina alinip,iskence gorduler,tecavuze ugradilar,vs.Erol’un yasadigi kirlenmislik duygusu ordan kalmis olabilir.”Kizil sacli”iskencede oldurulmus ve kaybedilmis olabilir.Erol bir bicimiyle serbest birakilmis ve yasadigi kayip ve travma sonucu,ailesi’nin de baskisi,belkide yardimi ile yurtdisina cikartilmis,kacirilmis ve orada kendisine yeni bir hayat kurmaya zorlanmis belkide istemis olabilir.Giderek inanclari ve yasami degistikce,Erol,gecmisi ve gelecegi arasinda sikisip kalarak,inanclarini,kisiligini,benligini vs.yitirmis de olabilir.Belki de Erol sadece, korktu ve kacti!”Kizil sacli”yi da devrimi de arkasinda birakip,herseyi unutabilecegini ve yeni bir yasam kurabilecegini dusundu, ama gecmisi,buna izin vermiyor!Kirlenmislik duygusu bu sekilde de olusmus olabilir.Ne kadar cok olabilir kelimesi kullandim!Farkindayim,ama olasiliklar uzerinden yuruyorum.Bu kitabin tek basina siyasi bir olguya veya gecmise ortulamayacaginin farkindayim.Ve yine bu kitabin asil hedefinin,tabi bence,ortak bir edebiyat hafizasi veya edebiyat uzerinden hafiza’nin yeniden kazanilmasi da soz konusu diye dusunuyorum.Kitabin sonunda Erol’u, bir masanin basinda oturmus,bu kitabi yazarkende bulabiliriz.cevaplakapat

  • Gülin Demirok - 11/12/2012 - 13:33

    Olay ların gelişimi beni çok şaşirtmıyor ama her bölümü heyecan ve merakla bekliyorum. Bunda okuyucu yorumlarının çeşitliliği,
    hayal gücünün sınır tanımazlığı ve Hasan Bey in uslubu kısaca bu projenin bütün olarak amacına ulaşmasının etkisi var.Daha doğrusu bende ki etkisi böyle. En zor bölümlere geldik.Hipnoz ile yolculuk devam edecek ,Selin çıkmasın ortaya henüz.O gece travma geçirtecek öyle bir haber aldı ki , -bu haberi veren belki de Selin idi -ertesi gün rutin programına devam etmesi mümkün değildi .Hatta yaşaması mümkün değildi ki beyin kendini kontrol altına alıp bu haberi ve bu haberin oluşmasında en büyük neden olan kendisini unutturdu.Bu haberden sonra hemen Türkiye ye dönmesi gerekiyordu, ortak arkadaşları Selin bu nedenle şaşkın ve kızgın. Kitaptaki veda yazısı…karısına. Bebeklerini zaten kaybetmişler di , neden ? Örselenmiş bir ruhla gelmiş İtalya ya , rutin hayatına devam ediyor ama kesin kararlar almaya niyetli iken bir haber herşeyi sonluyor.Gelecek bölüm Erol un bu sona yaklaşmasına neden olanları hatırlayarak geçecek , bölük pörçük ,zamansız …cevaplakapat

  • sebahat kurtöz - 11/12/2012 - 14:05

    Belki de herşey sadece bir rüyaydı yolculuk sırasında görülen…:))cevaplakapat

  • rosetta - 11/12/2012 - 16:20

    Adoni hipnoz fikrini kabul ettiği anda büyük
    bir tedirginlik duymaya başladı – neredeyse ellerinin
    titrediğini ve ağzının kuruduğunu farkedecekler diye
    endişeleniyordu !
    Ya bütün bu senaryonun düzmece olduğunu Dr. Moretti
    anlarsa ne yapardı ? Başka bir kaçış yolu bulamadığı
    için bu masalı uydurmuş ve yavaş yavaş kendi de bu
    yalana inanmaya başlamıştı ….Yoksa böyle
    YARIM HAFIZA KAYBI görülmüşmü hiç – karar veremedi –
    Dr. Moretti de bu oyunu anlayıp devam ettirme
    kararı mı almıştı !…cevaplakapat

  • Doğancan BEDİR - 11/12/2012 - 20:49

    Erol kararlıydı? Yoksa korkuyor muydu? Ya geçmişi yüzünü kızartırsa ? Geçmişi bir çöplük dahi olabilir. Veya unutmak için telkinler verdiği tüm kötü hatıralar canlanabilir. Bunları istemiyordu ama unuttuğu benliği tüm her şeyin üstündeydi. Bunların üstesinden gelmek istiyor, belkide sadece kendini bulmak istiyordu.
    Profesör uzun zamandır hipnoz yapmadığı için ürküyordu. Hangi hipnoz halini kullanacaktı? Katalepsi işine yarar mıydı? Bir müzikle elbette. Ama letarji ile istediği cevapları alabilir lakin bilinci bulanık bir hale büründüğü için işine yarayan kısımları söküp alamaz. En iyisi katalepsi. Profesör ayağa kalktı, pikaba doğru yollandı. Bir şarkıya ne dersin? Rahatlamanı sağlar. Profesör plak koleksiyonun en altından J.S.Bach-Toccata and Fugue in D minor-BWV 565 yazılı plağı aldı. Plağın arka yüzüne baktı. Pikabın iğnesinin yol açtığı çizikler sanki hayatına atılmıştı. Bach zor zamanlarında hep yanındaydı. Bir İtalyan olmasına rağmen Bach’ta buluyordu kendisini. “Müziğin evrenselliği” dedi sessizce ve plağı yavaşça yerleştirdi pikaba. Ve o eşsiz nağmelere uygun parmak hareketleri yaptı. Sanırım müziğin süresi hipnoz süresine yetecek diye geçirdi içinden. Ve Erol’un karşısına tekrardan kuruldu. “Basit bir şey yapacağız Erol, bunları rahatlaman için söylemiyorum, bu işi çok kez yaptım, hepsinde de başarılı oldum.Donma haline geçeceksin, o yüzden uzanmanı istiyorum. Sadece müziği duyacaksın, başka hiç bir gürültü rahatsız edemeyecek seni.” Profesör bir an duraksadı ve içinden elbette uyandırılamama gibi bir durum var ama sanırım Bach bize yardım edecek diye geçirdi. —–Buraya hipnoz seansına girişi yazacaktım ama pek bilgim yok bununla ilgili ve o yüzden buraları geçiyorum ve direk hipnoz esnasında verilen telkinlere, alınan cevaplara geçiyorum.——-

    “Çocukluğunda yaşadığın mutlu anları anlatır mısın?” dedi profesör vereceği cevabı bilircesine. “Sıcak bir yaz günü İstanbul’da Büyükada’daydık. Yazları bir fırsattı bizim için çünkü kışın çok soğuk olurdu oralar. Orada bir tanıdığımızın evi vardı. Ailecek oraya giderdik.” Erol kısa bir titremenin ardından sustu. Profesör korktu, “Erol, Erol devam et” dedi. Erol biraz daha durakladı ve devam etmeye başladı: “Tanıdığımızın 2 çocuğu vardı, benimle yaşıtlardı. Ve birde büyük çocukları vardı ama onu hiç göremedik. Avrupa’ya gittiğini söylemişlerdi. Uzun boylu, uzun saçlı ve gözlerinin yeşilinin hiç unutulamayacağını söylemişlerdi. Onu bir fotoğrafta gördüm. İşte bir gün o fotoğrafa bakarken annem geldi, beni kucağına aldı ve saçlarımı okşamaya başladı. Bu arada denizden esen bir rüzgâr genzime doldu. Tuzu yaktı ve geçti. Aksırmaya başladım, annem hemen koştu ve mutfaktan su getirdi, biraz rahatlamıştım. Çok korkmuştu annem ve bende o zaman çok korkmuştum annemi kaybetmekten.” Erol sustu. “Bu kadar yeterli, biraz dinlen” dedi profesör ve gözlerinde biriken yaşı elinin tersiyle sildi. O adamında otelin girişinde bekleyen Uco olduğunu anımsadı. Ne güzel bir çocukluk geçirmişti. Silvia(Erol’un annesi), Uco ve kendisi. Adaya profesörde gitmişti ve çocukluğu o denizlerde geçmişti.”Neyse” dedi Profesör içinden ve “devam et Erol” dedi. Erol bir robotun komutu algılaması gibi hemen anlatmaya başladı. “Selin’i ilk gördüğüm gün mutlu anlarımı oluşturan günlerin başında gelir. Kızıl saçlarının altında duran yeşil gözleri, yanık teni… Bir afetti. Bir rüzgârdı, esti geçti başımdan. Onu unutamıyorum…” Bu cümlenin sonunu Erol hızlıca getirdi ve gözlerinden yaşlar akmaya başladı. Durduramıyordu kendini ve hipnozun etkisi de durduramamasına neden oluyordu. Profesör paniklemişti. “Evet Erol üç deyince hipnozun etkisinden çıkacaksın, bir, iki, üç!” Profesör tedirgindi, alnında boncuk boncuk ter damlaları birikmişti. Gözlerini bir an bile Erol’dan ayırmıyordu ve Bach dehasını arka fonda konuşturuyordu. Erol birden koltuktan doğruldu. Bu atikliği beklemiyordu Profesör ve müziğinde etkisiyle ürktü. Erol “korkuttum sizi sanırım” dedi ve gülümsedi. Erol’un bu gülümsemesi hoşuna gitmişti Profesör’ün. Her şey yolundaydı demek. “Ee ne öğrendiniz? Neymiş benim sorunum? Bilinçaltımı parçalayan bu konu?” dedi Erol. Profesör söyleyeceklerini toparladı kafasında ve “bir çok neden var Erol. Bir anda olacak iş değil bu. Bir kaç seans gerekli ve sanırım şimdi sen epey yoruldun.”. “Yorulmadım ama bir profesyonel bunu diyorsa dinlemek gerekli” dedi Erol tekrardan sıcak gülümsemesini odanın içine yayarken. “O halde birer espresso ve Bach’a ne dersin?” dedi Profesör piposunu doldururken.cevaplakapat

  • Aysun Aksel - 11/12/2012 - 21:28

    Ortak Kitap amacina ulasti..merakla beklemek bir sonraki bölümü ve de keske bitmeseydi diyebilmek !!!!bir kadin ve de kizil sacli bir kadin ile yasananlar Erol`un gecirdigi travmanin sebebi..belki de annesi !!!cevaplakapat

  • HÜLYA ARICI - 11/12/2012 - 21:40

    Profesör uzun zamandır kimseyi hipnoz etmemişti. Ama Adoni’nin bilinçaltına yapacağı yolculuk heyecanını artırmıştı. Üstelik Adoni’nin Selin ile telefonda görüşmeyi istememesi merakını artırmıştı. Hatta Adoni’nin hipnoz hakkında bu kadar şey bilmesine rağmen bu kadar çabuk hipnoza karar vermesi de ilginç bir durumdu. (Belki bilerek ve isteyerek bu durumu hazırlamıştı) ya da yaşadığı bu problemden artık oda kurtulmak istiyordu.
    Öğreneceği şeyler Adoni hakkında bir çok bilgiyi de açığa kavuşturacaktı. Adoni kendisini tamamen savunmasız ve çıplak hissediyordu. Bir yandan da hipnoz seansının sonucunu merak ediyordu. Neydi kendisini bu kadar yaralayan ve bilinçaltına yerleşip saklanan bu konu..
    Paniklemişti ama Profesöre güveniyordu.
    Romanımız psikolojik gerilim romanı ancak içinde aşk da olması lazım. Hatta Profesör Adoni’ye onun deli olmadığını söyleyerek kendisini “yalnızca yaralı bir insan olarak tanımlayabileceğini, derin bir yaranın acısını bilinçaltına gömmüş bir insan” diyerek burada zaten derin bir aşk acısının varlığını dile getiriyor. HÜLYA ARICI – 11.12.2012cevaplakapat

  • Funda Turper - 12/12/2012 - 01:08

    Kızıl saçlı Andreana’nın çağrıştırdığının kim olduğu anlaşıldı. Erol’un 20 yıldır ayrı kaldığı sevgilisi. Demek hasrete elveda deyip buluşacaklarmış. Erol bu heyecanını buluşmayı beklerken açtığı kitabına bir not düşüp ölümsüzleştirmek istemiş. Ama sonra, en korktuğu şey başına gelmiş, bir telefonla “X” haberi almış…
    Selin de Erol’un doğum yapmak üzere olan, bir nedenle evlenmek zorunda kaldığı, pek de anlaşamadığı eşi! Seyahatin legal nedenini biliyor, o Bruno’yu, Bruno da onu biliyor, ama gizli ajandadan Erol dışında kimsenin haberi yok… :)cevaplakapat

  • Semin ÖZKAN - 12/12/2012 - 11:39

    Merhabalar
    Ortak roman, her bir bölümü öncekinden daha heyecanla ve sabırsızlıkla beklenen bir proje halini aldı. Karakterimiz Adoni’nin (kendisinin de anlam veremediği) içerisinde bulunduğu durumu konuşabilmesi, bir insanla paylaşabilmesi stresini bir ölçüde azaltmış olmalı. Ama tamamen yok olan ya da çözülen şeyler değil tabi ki sözü edilen rahatlama. Artık ortak romanda geçiş bölümleri tamamlanmış sona doğru çözümlemelere gidiliyor gibi. Adoni’nin profesörün hipnoz teklifini hemen kabul etmesi oldukça cesur bir davranış. Ama içerisinde bulunduğu durumu da göz önüne alacak olursak, çözümsüzlük içerisinde bir çözüm arıyor da olabilir kendisine. Ya da profesöre güvenmek en kolay yol ve şimdilik sarılabileceği tek çözüm olabilir.cevaplakapat

  • rosetta - 12/12/2012 - 11:52

    Adoni , biraz tedirginlik duysa da hipnoz fikrine sıcak
    bakıyordu – cünkü kendi de geçmişini öğrenmek için
    sabırsızlık duyuyordu …
    Yanlız tek bir şart ileri sürmüştü – Dr. Moretti’ nin
    bütün konuşulanları teybe alması !…cevaplakapat

  • LALE BOLLUKCU ÖZKER - 12/12/2012 - 15:15

    SELİN HER ŞEYİ BİLEN KİLİT KİŞİ OLABİLİR. EROL’UN SİM KARTINI TELEFONA TAKTIKLARINDA YİNE BİLİNMEYEN BİR ŞİFRE İLE KARŞILAŞMIŞLARDI. KIZIL SAÇLI BAYAN KİMDİ? HAFIZASINI KISMİ BİR BİÇİMDE KAYBETMESİNE SEBEP OLAN KİŞİ O OLABİLİR MİYDİ? ANDREANA’NIN YÜZÜNÜ GÖRÜNCE NEDEN BAYILMIŞTI? BUNLAR BİRBİRLERİ İLE BAĞLANTILI MIYDI ? BİLGİSAYARI AÇMAK İÇİN ÇOK BASİT BİR ŞİFRE GİRMEYİ DENEDİLER. AYNI OTELE GELDİĞİNDE ODADA Kİ KASANIN ŞİFRESİNİ DEĞİŞTİRTTİĞİ GİBİ. 12344321. BİLGİSAYAR GİZEMLİ BİR BİÇİMDE AÇILMIŞTI. AÇILDIĞI ANDA EKRANIN TAM ORTASINDA EROL YAZAN BİR DOSYA İLE KARŞILAŞTI. KORKA KORKA O DOSYAYI AÇTI VE…cevaplakapat

  • Erte Oyar - 12/12/2012 - 15:57

    Hasan Saraç’a sevgilerle…
    Erol yirmi yıldır unutamadığı kızıl saçlı sevgilisi yüzünden çok acı çekmişti.Belki evliliğinin iyi gitmeyişindeki bir neden buydu. Veya mutsuz olduğu için Onu unutamamıştı. Pekiyi neden mutsuzdu. Anlaşarak evlenmişlerdi. Ortak yanları vardı.Yazmak istiyordu Erol.Sadece bunun için yaşamak istiyordu. Özellikle öykü ve roman. Ama bu nedenle çocuğa karşıydı. Oysa eşi hamileydi Erol’dan habersiz olarak. Eşi de onda aradıklarını bulamıyordu,ama gene de boşanmayı düşünmüyorlardı. Neden. Sevgi var mıydı aralarında. Hala oturup konuşabiliyorlar mıydı.
    Doğum çok yaklaşmıştı. Erol’un bu sıkışık durumda İtalya’ya gitmesi annesi Selin’i bile çok kızdırmıştı. Ama İtalya, o kızıl saçlının ülkesiydi. Orada ruhunu serinletmek istemişti. Zaten röportaj yapması da gerekiyordu. Üstelik de bu davranışıyla eşini protesto etmiş olucaktı. Yaptığı yanlış olsa da. O da kendine göre haklıydı sonunda. Şu an pişmandı ama. Çocuğuna bir ‘Hoşgeldin’dememişti bile.cevaplakapat

  • Erte Oyar - 12/12/2012 - 17:54

    Kızıl saçlı sevgilisine veda etme nedeni, artık baba olacağı için. Ama bu röportajda acele etmesi, sevgilisinin yaşadığı yerlere de veda etmek istemesindendir.Artık yeni bir yaşam başlayacaktır onun için. Çocuk büyük bir sorumluluktur.Ama şu bir gerçektir,insan yaşadıklarını kolay kolay silkip atamaz.
    Bir psikolojik romanda kötü adam beklentisi olamaz. İnsanlar hem iyidir hem kötü çünkü. Nedenler kurcalanır sadece. Ama heyecan uyandırmak için polisiye bir hava da verilebilir gerekirse,diye düşünüyorum.Saygılarla.cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r