Masthead header

“Ortak Roman”ın altıncı bölümü yayında!

Sizi, sitemiz yazarlarından Hasan Saraç ile birlikte “Ortak Roman” yazmaya çağırıyoruz!

Bizzat katkıda bulunabileceğiniz “Ortak Roman” adlı projemizin altıncı bölümünü sizlerle paylaşıyoruz:

Önceki bölümleri okumak için buraya tıklayabilirsiniz>>>

  • Bölümlerini pdf formatında okuyabileceğiniz romanın, kurgusunu geliştirip akışına yön verecek yorum ve önerilerde bulunma şansına sahip olacaksınız.
  • Yayınlanan her bölümün ardından, bir sonraki bölüme yönelik 100 kelimeyi aşmayan önerilerinizi yazarla paylaşabileceksiniz.
  • Değerli katkılarınızla şekillenerek ilerleyen bölümleri her hafta pazartesi ve perşembe günleri yayınlanacak olan psikolojik gerilim türündeki romanın 2012 sonunda tamamlanmasını hedefliyoruz.
  • Projenin belirlenen sürede tamamlanabilmesi için, önerilerinizi her bir bölümün yayınlanmasını izleyen 3 gün içerisinde yorum bölümüne iletmenizi önemle rica ediyoruz.
  • Yazar, okurlarla ayrı ayrı yazışacaktır. Bu nedenle lütfen e-posta adreslerinizi doğru olarak bildirin ve bu adreslerin sadece Hasan Saraç tarafından görülebileceğinden emin olun.
  • Projenin bitiminde İstanbul ve Ankara’da düzenlenecek birer toplantıda, sürece katkıda bulunmuş olan siz değerli okurlarımızla buluşacak, yazarımız ve Edebiyat Haber ekibi ile birlikte projeyi tartışacak, sorularınızı yanıtlayacağız.
  • Oluşumuna katkıda bulunduğunuz eserin basılması halinde ise, kitabın teşekkür bölümünde isimleriniz anılacak ve Edebiyat Haber yönetimi tarafından gönderilecek imzalı birer kitaba sahip olacaksınız.

Önceki bölümleri okumak için buraya tıklayabilirsiniz>>>

7. bölümün biçimlenmesine katkıda bulunmak için yorum ve önerilerinizi aşağıdaki “yorum” bölümüne yazmanızı rica ediyoruz.

edebiyathaber.net (29 Kasım 2012)

  • Feride Güllü - 29/11/2012 - 11:21

    Öncelikle sondaki şiiri hiç beğenmedim, yani alakasız olmuş. profesör doğumu söyledikten sonra çıkıyor mu o evden arabasına mı biniyor, bu belirtilseydi evet o şiir mantıklı olurdu. mesela cevaplamadan teşekkür edip evden çıktı arabasına doğru ilerledi, profesörün sorduğu soru geldi aklına doğum mu? ondan sonra o sözler ve şiirler çok anlamlı olacaktı. bu ayrıntıyı eğer düzenleme olursa roman için eklemeniz daha iyi olacaktır diye düşünüyorum, 6.bölümde genel olarak iyi olmuş.

    Dün buraya yorum yapan bir arkadaşın yazdığı şeye bende katılıyorum. Ben bi kaç arkadaş 6.bölümde mutlaka kendisiyle ilgili araştırma yapmasını istemiştik. Ama başka bir arkadaş acele ettiğimizi falan söylemişti. sanırım haklı. 7.bölümde otel odasına gitsin, Maria ile karşılaşsın, Maria’dan internet konusunda yardım istesin tekrardan, Maria önce bi yemek yemesini söylesin, odasına çıksın biraz dinlensin ardından yemek yesin bu bölümü biraz onun düşünceleriyle doldurmalısınız bana göre, sonra maria ona internet konusunda yardımcı olsun, google’a girsin, tam kendiyle ilgili araştırma yaparken, kapı çalsın. Ve 7.bölüm böyle bitsin. 8.Bölümde de gelen kişi hakkında bir görüşme yapılsın falan orada da biraz ilerleme olabilir. Benim beklentim bu yönde 7.bölümde sadece Erol’un otel odasına gelişi ve kendiyle yüzleşmesi, düşünceleri, maria ile konuşması, internete girmesi, araştırma yaparken kapının çalması ve yine kendi hakkında bir şey öğrenememesi çok iyi olacaktır diye düşünüyorum. Ve ilk defa bir bölüm için bu kadar sabırsızlanıyorum..cevaplakapat

  • Gizem Sakallı - 29/11/2012 - 13:59

    Merhaba Hasan Bey,

    Bu bölüm açıkçası biraz havada kalmış gibi. Sonu gayet güzel meraklandırıcı ve şok edici bağlanmış evet. Erol hakkında birşey öğrendik ve şok olduk evet. Ama profesörle konuşmaları çok üstünkörü oldu bence biraz daha gizem katılmalı sonuca yönelik girişimler olmalı. Bundan sonraki bölümde doğum ile ilgili karısıyla ilgili net bilgiler öğrenmeliyiz,hatta konuşmalı karısıyla. Tabi bu arada kendisi ve hastalığı ile ilgili net bilgi elde etmeliyiz. Şu an biraz havada herşey bence. Güzel,merak uyandırıcı evet ama biraz daha eylemsel macera ve gizem olsa sanki daha güzel olur gibi. 7.bölümde bir tık daha ilerleme olmalı. Bence kitabın sonunda tüm olayların birbiriyle bağlantılı olduğu ortaya çıkıp şaşırtmalı okuyucuyu.:)cevaplakapat

  • CAN YILDIRIM - 29/11/2012 - 14:23

    Kendisine geldiğinde profesörü korku içinde kendisini izlerken bulacak sanırım. Profesör, Erol’un yorgunluktan bu hale geldiğini düşünecektir. Tabi eğer bu hafıza kaybında onun bir parmağı yoksa. Sonrasında artık Erol için dürüst olma vakti geldi bence. Hele ona ne olduğunu en iyi şekilde analiz edebilecek böylesi bir profesörle beraberken hafızasını yitirdiğini itiraf etmeli. Özellikle hamile bir eşe sahip olmak, kendisini tanıma ihtiyacını zirveye taşıyacaktır. Bence sonraki bölüm Erol’un profesöre samimi itiraflarıyla geçmeli. Ama biraz gerilim gerekiyor sanırım, belki de hizmetçi, evin dışında birkaç kişinin evi gözlediğini görebilir. Erol başından beri takip ediliyor olabilir.cevaplakapat

  • Erte Oyar - 29/11/2012 - 15:18

    Beşinci Bölüme katılmakta ,dalgınlığımdan dolayı geç kaldığım için üzüldüm. Bence bu bölüm çok iyi olmuş. Bir sürü soru gizliyor içinde. Profesör ve ekibinin kurguladığı bir deney gibi. Belki de birkaç kişiyle ilgili bir araştırma. Yeni bilimsel verilerin peşinde koşuyor ekip. Erol da bir denek yani. Konu, geçici hafıza kaybı. Ama olayların gelişimi polisiye bir eserdeki gibi. Ama roman ya o noktaya kayıcak,ya da aile ve kişilik sorunları çevresinde ağırlık kazanıcak. Ama Bruno merkeze yerleşince ilk olasılık daha güçlü gibi.
    Sondaki şiir Eco’nun roman kahramanıyla ilgili. Hiç de anlamsız değil. Olayların gelişmesi yönünde bir ipucu gibi. Çok da orijinal sayılmaz. Eskiden bu tip şiirler Batı Edebiyatında çok yazıldı bence.
    Herkese selamlar.cevaplakapat

  • BAŞAK KIRMACI - 29/11/2012 - 15:47

    Evet artık otel odasındaki komodinin üzerinde bulunan kitabın hangi yazara ait olduğunu ve kitabın adının ne olduğunu anladık. “Kraliçe Loana’nın Gizemli Alevi – Umberto ECO”
    6. Bölümün sonundaki alıntının ise bahse konu kitaptan olduğunu söylersek yanlış yapmış olmayız diye düşünüyorum. Ortak Roman’ la Umberto ECO arasındaki ilişkilerden diğeri de buymuş demek ki. Ayrıca yukarıda adı geçen kitabın konusuna da şöyle bir göz gezdirdim de; ortak romanla ortak yönlerinin olduğunu gördüm. İkisinin de konusu ani hafıza kaybı yaşayan karakterin yaşadıkları. Sadece gözlem ve fikir.
    Karakterimizin evli olduğunu, eşinin ise bir bebek beklediğini öğrendik. Ancak karakterimiz sanırım bu habere dayanamadı ve bayıldı.cevaplakapat

  • BAŞAK KIRMACI - 29/11/2012 - 15:48

    Karakterimiz kendine gelince neler olacak. Asıl sorumuz bu bence. Hafızası yerine gelebilir ya da 5. bölümün sonunda yazdığım yorumda olduğu gibi “Erol Adoni eğer gerçekten “dissosiyatif amnezi” geçiriyorsa, belki de taşıdığı birden fazla kişilik vardır ve baygınlık sonucu kendine geldiğinde bu kişiliklerden biri ortaya çıkar. Her şey baştan başlar, o kimdir? Niye oradadır? Başında bekleyen ve endişeli gözlerle ona bakan bu kişiler kimdir?”
    Bunların hiçbiri de olmayabilir. Rahatsızlandığını düşünen Profesör kendine gelen Adoni’yi oteline gönderir. Bence kırılan cep telefonundan aldığını düşündüğümüz sim kartını kullanmanın zamanı gelmiştir. Maria bilgisayar konusunda olduğu gibi bu konuda da ona yardımcı olabilir.cevaplakapat

  • mahmut eşitmez - 29/11/2012 - 15:55

    Umberto Eco’nun kitabı, yani “Kraliçe Loana’nın Gizemli Alevi” tam da böyle bir bellek-benlik sarmalında ilerliyor. Bu kadar doğrudan bir çağrışım ne kadar iyi bir fikir bilemedim. Tabi o da olabilir… O romanda Eco, aslında bir hypertext parodisi yaparken inatla hiç internet mevzusuna girmemişti. Kitabın bağlamını internet öncesi bir döneme 90’ların başına yerleştirmişti. Belki önceki bölümlerde geçen “googling” ihtimalleri Loana’nın temaları ile uzaktan bir etkileşime girebilir… Bir de mesela Profesorün de kahramanımızı biraz sıkıştırması hatta belleğini zorlayacak bir takım varyantlara sapması, kahramanın “bana tuzak mı kuruluyor” diye merak etmesi enterasan olabilirdi. Konuşma gerçek bir diyalogdan çok kompozisyona yeni açılımlar sunan bir araç gibi kalmış… denemenizi anlamlı buluyorum, başarılar dilerimcevaplakapat

  • BAŞAK KIRMACI - 29/11/2012 - 16:59

    Umberto ECO’nun bahse konu kitabını okumadım. Ancak bir interten kitap satış sitesinde ilk 9 sayfasını okuma şansım oldu. O kitapta da karakter bir hastane odasında gözlerini açıyor ve kim olduğunu bilmiyor. Geçmişe dair birçok bilgiyi (tarihsel bilgiler dahil) hatırlıyor, ancak kimliğini bilmiyor, ailesini tanımıyor. Ancak, hastanede onun başında bekleyen bir ailesi var ve onun kim olduğunu açık ve net biliyorlar. Buradaki karakter bir kaza sonucunda amnezi yaşıyor. Dediğim gibi, ben sadece ilk dokuz sayfasını okudum. Ama bizim karakterimize ne oldu peki? Neden hafızasını kaybetti? Sanırım ortak roman giderek ilginçleşiyor.cevaplakapat

  • Semin Özkan - 29/11/2012 - 17:18

    Merhaba öncelikle
    Karakterimizin profesörle olan diyaloğu çokça havada kalmış öncelikle. Diyalogda atlayarak verilmek istenen bir şey mi var bilemiyorum ama metne daha fazla yükseliş sağlayacak bir şeye ihtiyaç var gibi. Bölüm sonu bu anlamda minik bir yükselme sağlamış. Merakta bırakan bir son söz konusu. Karakterimiz için hamilelik- bebek durumu çokça ciddiye alınıp kendisi ile ilgili bilgilere ulaşma işini daha öne çekip seri davranmasına neden olabilir. Bu durumda kıyısında gezindiği adını Google da aratma işine başvurabilir.. Buradaki gelgitler kimlik ve benlik çatışmaları, pişmanlıklar, soru işaretleri uzatılabilir hatta tek bir bölümün konusunu bile oluşturabilir. Bebek ve belli ki bilmediği ama var olan eşi ile ilgili ayrıntılar ise bir sonraki bölümün konusunu oluşturabilir.cevaplakapat

  • HÜLYA ARICI - 29/11/2012 - 17:34

    5. bölüm çok iyi oldu. Sanki taşlar yerine daha bir oturdu ve ayrıntılı anlatımlarla canlandırma başarılı oldu.

    6. bölümü okuduktan sonra Erol ADONİ’nin aslında Prof. Moretti’nin çok uzun zamandır üzerinde çalıştığı bir sonraki romanının projesi olabileceği konusu işlenebilir gibi geldi aklıma…cevaplakapat

  • Gülin Demirok - 29/11/2012 - 17:52

    Bu bölümü çok beğendim.Beğendim çünkü benim beklentilerimi karşıladı ; prof. un kişiliği ,atmosfer , sohbet…Bu sohbet ve bu bölüm yanıtları karşılamamalıydı zaten ama çok önemli bir bölüm olduğunu düşünüyorum düğüm artık yavaş yavaş çözülmeye başlayacak ve final de bu bölümü anımsayacağız.7.bölümde Erol artık ciddi adımlar atmaya başlasın kendini bulmak için …şimdiye kadar aslında farketmeden biraz kaçtı ama bebek haberi ona sorumluluk yükledi.
    Şimdi farkettim :(( bugün perşembe ve 7.bölüm yayınlanacak ..(uzun bir iş seyahati de bana zaman farkındalığını unutturdu gecici olarak ) unutmamak adına yorumumu silmiyorum ve heyecanla 7.bölümü bekliyorum. Bana kısa molalar verdiyorsunuz bu koşuşturmalı hayatımda , teşekkürler Hasan Bey.cevaplakapat

  • Guven Demir - 30/11/2012 - 01:54

    James HILLMAN haric,bolumde adi gecen yazarlarin kitaplarindan okumuslugum var.Cyrona’nin huzunlu ask hikayesi’nin de filimini seyretmistim cok eskiden.6.bolume kadar bunlar sadece beni ilgilendiren(ve cogunu da unutmustum) bireysel deneyimlerken;6.bolumle birlikte “Ortak Roman Projesi”nin anlami,benim acimdan cok farkli bir boyut kazandi.”Roman yazmaktaki amaciniz neydi?”Erol’un bu sorusuyla birlikte,prof’un bir roman yazmis oldugunu ve O roman’in da bu roman;yani,bizlerinde icinde bir bicimiyle yer aldigimiz;”ORTAK ROMAN PROJESI” oldugudur.Bu tamamen benim varsayimimdir.Erol’un sorusu,hepimize sorulmus bir sorudur:”ROMAN YAZMAKTAKI AMACINIZ NEYDI?”Sn.SARAC cok mukemmel bir kurgu olusturmus,kendisini kutluyorum.6 bolumdur hicbir sosyal olguya vurgu yapilmadi(hafiza kaybi haric);bunun eksikligini duyumsuyordum ama 6.bolum ile cevabimi buldugumu dusunuyorum:EDEBIYATTAKI HAFIZA KAYBI veya INSAN-EDEBIYAT ARASINDAKI HAFIZA KAYBI bilmiyorum,tam formule edemiyorum.Saniyorum ,ORTAK HAFIZA’ya, romanin sonu ile hep birlikte ulasacagiz;ne dersiniz?cevaplakapat

  • rosetta - 30/11/2012 - 06:05

    Meydana gelen gürültüye evdeki yardımcılar hemen
    koşup geldiler ! Adoni’yi yığıldığı yerden kaldırıp
    kanepeye yatırdılar – bir ambulans çağısak mı -hatta ailesine haber versek mi dediler – ama Dr. Moretti buna izin
    vermedi ! Biraz misafirimiz olsun bakalım ! diye
    her iki yardımcıyı da odadan çıkardı –
    Biraz bekledikten sonra gizlice alçak sesle bir
    telefon konuşması yaptı ! yüzünde hafif bir
    gülümseme ile içkisini yudumlamaya devam etti !
    Uzun zamandır bu anı bekliyordu ….cevaplakapat

  • Melek Diker Yücel - 30/11/2012 - 11:13

    Ortak Romanın ilk bölümünden sonra kendimi akıntıya bırakmak, kürek çekmekten daha heyecanlı geldiği için yorum yapmayı bıraktım. Tabii ki diğer bölümleri ve yorumların tümünü okumayı sördürüyorum. Sevgili Hasan Saraç’ın kurgusu bizleri aldı ve peşinden sürüklüyor; bu nedenle de bence çok başarılı.

    Kendi adıma tek derdim, bölümler arasına giren zamanın, romana yoğunlaşabilmeme engel olması. Bu nedenle bugün olduğu gibi beşinci ve altıncı bölümleri ardarda okuyabilmek hoşuma gitti. Hatta Gülin Demirok’un yorumunu okuyunca heyecanlanıp yedinci bölümü de aramaya başladım ama yokmuş maalesef!… Ortak Romanımız 12 Kasım Pazartesi günü başlamış, tek bölümler pazartesilere, çiftler ise perşembelere rastlıyor; üçüncü bölüm 19 Kasım, beşinci bölüm 26 Kasım yayınlandığına göre, yedinci bölümü de 3 Aralık Pazartesi günü okuyabileceğiz ancak.

    Umbeto Eco’yla Kraliçe Loana’nın Gizemli Alevi üzerinden kurulacağını sandığımız bağlantı heyecan uyandırıyor. Güven Demir’in sözünü ettiği, hafıza kaybı temasının edebiyata, okur-roman ilişkisine, topluma genişletilmesi fikrini de ayrıca heyecan verici buldum; hatta kendi hafızamla ortak romanın ilişkisine de benzeterek, üç dört günlük aralıklarla okuyabildiğim bölümlerin hafızamda yarattığı konsantrasyon kayıplarıyla ilişkilendirdim… Yine Güven Demir’in beşinci bölüm yorumlarında söz ettiği gibi, ilk bölümün rüyasındaki kirlenmişlik, bir türlü temizlenememe kaygısına bir noktada geri dönüş olmasını ben de bekliyorum.

    Kolay gelsin sevgili ortak kalemimiz!…cevaplakapat

  • NİLGÜN UCA - 30/11/2012 - 12:38

    Meraba.Son bölümlere katılamasamda romanı heyecanla okuyorum.Sırlar birer birer aydınlandıkça daha da merak eder oldum.Bir çocuğunun olaması Adoni yi herşeyi hatırlama konusunda daha da aceleci yapacak diye düşünüyorum.Hele de hamile karısını yalnız bırakmış olma düşüncesi ve onu hatırlayamaması oldukça üzülmesine neden olacaktır.Annesi,hamile karısı ve daha kimbilir kimler onun yolunu gözlemektedir.Ve biran önce yaşadığı şehir olan İstanbula dönmek isteyecektir ama acaba dönebilecek mi yoksa yeni engeller mi çıkacak?cevaplakapat

  • Melek Diker Yücel - 30/11/2012 - 13:46

    Bildiğim kadarıyla İstanbul’da yaşadığı gibi bir şey söylenmedi; İstanbul doğumlu ama pasaportunu İtalya’dan almış. İtalya’da, hatta Paris Review yazarı olduğuna göre Fransa’da bile olabilir Erol Adoni’nin evi ve eşi… 46 yaşında olduğuna göre belki diğer çocukları!…cevaplakapat

  • Hale Nur Durmuş - 30/11/2012 - 18:01

    Profesörle geçen söyleşi ilginçti fakat daha çok akıl oyunları bekliyordum. Profesör, karakterimizin hareketlerinden daha çok kuşku duymalıydı. Fakat son kısım güzel olmuş, şiiri beğendim. Kendine geldiği zaman neler olacak merak ediyorum. Demek evliymiş ve hatta yakında bir bebeği olacak.. İstanbul’da yaşıyormuş.. Fakat ne yalan söyleyeyim ben bu profesörün gizli işler çevirmesini bekliyorum. Karakterimizin bayılmasına sebep olacak bir şey yapmış olabilir fakat şu an için stresten bayılmış gibi görünüyor. Adoni kendinde değilken profesör gizli gizli bir yerleri arayıp birileriyle konuşabilir. Karakterimize iyi gibi görünürken onun arkasından işler çevirebilir. Hatta bu kadar yetenekli biriyken Adoni’den fazla kuşku duymaması aslında bildiği bir şeylerden kaynaklanıyor olabilir. Adoni hakkında öğrendiklerimiz de profesörün bilinçli olarak yönlendirmesinden dolayıdır belki de.. Olaylar yeni başlıyor. Konu gittikçe daha ilginç bir hal alıyor. Meraklanıyorum.. Profesör aslında kötü bir karakterse o halde otel bahçesinde Adoni’nin dikkatini çeken adam, sonra o kahvaltı eden çift ne oluyor peki?
    Andreana’da da bir tuhaflık var zaten..cevaplakapat

  • Hatice Kılıç - 30/11/2012 - 21:05

    Merhaba Hasan Bey, Ortak Roman’ınızı ancak bugün okuyabildim. Yazılan kısımları baştan sona kadar okuduğumda ilk izlenimlerim; durağan başlıyor, merak unsurları ile roman giderek hareket ve akıcılık kazanıyor. 6. Bölüm’deki hareket, çok yerinde olmuş bence. Merak unsurları giderek artıyor, düğümler giderek çözülüyor. Bir okuyucu olarak, romanın gidişatından düşündüklerim ‘Erol Adoni’nin başına kötü şeyler geldiği, birilerinin ona oyun oynadığı, bir kumpasın içinde olduğu, ve sonunda bu kumpasın ardından kim çıkacak, kim Erol’a hangi büyük bir nedenden dolayı büyük bir şey yapmış’ sonucunu öğrenme isteğim. Kişisel fikrim; okuyucuyu şaşırtmak, insanlara bazen her şeyin düşündüğümüz kadar karmaşık, zor ve farklı olmadığı mesajı vermek. Yani, merak unsurunun daha da artırılması önce. Baş karakterin kendini bir oyun içinde zannetmesi, ciddi bir tehlike içinde olduğunu düşünmesi ve okuyucuyu da buna inandırması. Romanın sonunda gerçekler ortaya çıktığında Erol Adoni ile birlikte okuyucunun da şok olması. Aslında içinde bulunduğunu sandığı tehlikeli oyunun, çok sıradan bir şey olması. Bununla anlatılmak istenilen ”yazar bize nasıl gösterirse biz(okuyucu) ancak o kadarını bilebiliriz”, yani tek bakış açılı bir anlatımın ne kadar tehlikeli olduğu, gerçeklerin kurgulanmış olduğu, ve tek bir bakış açısı ile onları ne kadar farklı gördüğümüz olsun. Bu esnada okuyucuya ipuçları da verilebilir. Farklı bakış açıları ile. Bu bakış açıları çok farklı şeyler olsun. Okuyucu eleştirsin, bu ne ki burada, ne alaka ki. Ama gereksiz, lüzumsuz gördükleri okuyucunun, gerçeğin farklı perspektifi olsun. Sonunda, pişman olsun, tek bir gerçeğe mahkum akıp gittiğine gibi gibi gibicevaplakapat

  • Melek Diker Yücel - 30/11/2012 - 22:39

    Evet evet, İstanbul’da yaşadığı altıncı bölüm sonunda söylenmiş ama sanırım yakın hafıza kaybından:) kaçırmışım!… Pardon!…cevaplakapat

  • rosetta - 01/12/2012 - 07:34

    Bence nerede oturduğu çok önemli olmayabilir –
    çünkü ,eğer imkanları varsa , insanların birkaç evi
    olabilir … Mesela Adoni Istanbul – Milano ve
    Paris’ de ev sahibi olabilir ! Ama hafıza kaybı
    yaşadığı için geçici olarak bir otele hatırlamadığı
    bir kişi tarafından bırakılmış olabilir !…cevaplakapat

  • Doğancan BEDİR - 01/12/2012 - 09:52

    Şu ana kadar tahmin ettiğim gibi gidiyor. Aslında roman biraz sığ kaldı şimdiye kadar. Belkide şimdiye kadar sadece 18 sayfa yayınlandığı için. Yorumlara baktım da hiç düşünülmeden yazılmış yorumlar gördüm. Bir romanın iyi olabilmesi için, bir okur tarafından ilerisi tahmin edilememeli, eğer tahmin edilecekse de bence edebi değeri yüksek bir roman olmalı. Ama bu roman projesinde ‘bence’ herkes ileride ne olacak tahmin edebiliyor. Basit kalıyor yani. Farkı bence her bölüm tahmini zor şeyler olmalı.

    Bir sorum olacak Hasan Bey’e: “Hasan Bey’in kurguladığı bir harita var elbette. Hatta romanın sonunu bile biliyordur. Yani çok mükemmel bir fikir gelmezse, ufak değişikliklerle Hasan Bey düşüncesindeki romanı yazacak. Peki bu ortak bir roman olacak mı? Yani şimdiye kadar acaba Hasan Bey’in kurguladığı roman üzerinden mi gidiyoruz? Biz sadece karakter isimleri, evin şekli, yediği yemek, içtiği içecek hakkında mı katkı sağladık sadece? Bizim kurgudaki rolümüz nedir? Bunu cevabı çok önemlidir. Kurguda bir değişikliğe yol açmıyorsak boşuna kürek çekiyoruz bence.cevaplakapat

  • Doğancan BEDİR - 01/12/2012 - 14:53

    Andreana elindeki ıslak bezle Erol’un yüzünü siliyordu. Kendine gelmek üzere olan Erol, Andreana’nın yüzünü görünce yine gözleri karardı. Andreana’a “Profesör, sanırım Erol Bey uyandı” dedi. Profesör çalışma masasından kalkarken “sanırım Erol Bey kendisine ne olduğunun farkında değil?” dedi ve Erol’un uzandığı koltuğun yanına geldi. Erol toparlanmak istedi ama Profesör buna izin vermedi. Erol “sanırım bayıldım? öyle değil mi Profesör?” dedi. Profesör “karınız doğuruyor siz bayılıyorsunuz Erol Bey” dedi esprisinin anlaşılmamasından korkarcasına. Andreana tebessüm etti. Bu tebessümün ardında kendi cinsiyetinin aşağılanmış boyunu ifade ediyordu ve Profesör ise yılların verdiği deneyimle bunu anlıyordu. Ama ikisi de Erol’u bahane ederek bu bahtsız konuyu kapatmak istediler. Geçmişi silmek, geriye dönmemek üzere geleceğe gitmek istediler. Hatta arada aile bağları olmasa Andreana’a çoktan gitmişti bu evden ama anılar sımsıkı bağlıyordu bu eve. Zaten Profesör’de öyle çok gelmiyordu bu eve. Sadece özel durumlarda, yalnız kalmak istediği zamanlarda ve belki Andreana’yı özlediği zamanlarda gelirdi buraya. Profesör’ü herkes özgürlüğü savunan biri olarak görüyordu ama onu bir tek Andreana biliyordu. Bu iç yüzü keşke bilmeseydi…

    Erol uzanmaya devam ederken Andreana mutfağa gitti. Profesör’de Erol’un durumunu anlamak için çabalıyordu. Ne olabilirdi acaba? Amnezi olabilir mi? Yada içkiyi fazla kaçırmış olabilir? Oysa ben karısının hamileliğinden söz ettiğim zaman karardı dünyası. O zaman kısa süreli bellek yitimi. Bir travma yatıyor bunun altında ve doğacak bebek travmayı artırıyor. Acaba Silva bu durumu biliyor mu?

    Profesör telefona doğru uzandı. Silva’nın telefonun rehberde buldu ve çevirmeye başladı. Karşı taraftan Silva’nın ince, içten merhabası Profesörü rahatlatmıştı. Erol ise yarı baygın vaziyette Profesörün karşısında uzanıyordu. Ahizeden gelen sese kulak kesilmek istiyor ama bir türlü doğrulamıyordu. Etrafındaki her şey oynuyordu. Profesörü, masayı, sandalyeyi, kütüphaneyi çift görüyordu. Ama bu ses tanıdıktı. Ürkütücü bir o kadarda yüreğine dokunan bir ses…cevaplakapat

  • Erte Oyar - 01/12/2012 - 21:45

    Çok değerli yorumlar ve fikirler var. Yazılanları hayranlıkla okuyorum. Hepsini kutlarım. Üstelik öyle de içtenler ki! onları tanımak ne güzel.
    Daha önce de yazdığım gibi ,sorun Erol’un aile ve eğitim sorunlarından kaynaklanan ruhsal açmazlar olduğu için, roman o yönde yoğunlaşmalı. Ben,kişilik sorunlarının kurcalanmasından yanayım. İnsanlar öyle sıkıntılar yaşıyor ki, henüz üzerine gidilmedi birçoğunun. Tabii merak uyandırıcı olaylar da katılarak(onları bulmak zor değil elbet) roman ilerlemeli.
    Belli ki Erol’un beynini tutsak etmiş acıları, belki suçluluk duyguları, öfkeleri var. Asıl yardımcısı,eşi olacaktır diye düşünüyorum. Çok mu basitleştirdim konuyu?! Herkese sevgiler.cevaplakapat

  • Nergiz Yanmaz - 01/12/2012 - 23:14

    İtalya ya ait ayrıntılar okuması çok hoş. Bu Kahraman’ın otelde kahvaltı isteyip yememesi biraz kopukluk gibi geldi bana. Oldukça değişik surukleyici bir kurgu. Altıncı bölümde Prof. Olan söyleşi belki daha ayrıntılı olabilir. Kimliğini bulursa kurgu biter mı diye insan merak ediyor, birazda kendimi ne olduğunu anlamak için acele icinde hissediyorum:)cevaplakapat

  • Derya Çiftkaplan - 02/12/2012 - 06:27

    Hasan Bey Merhabalar,
    Romanın mimaridan,düşünürlere,tarihten,edebiyatçılara,felsefeye uzanan entellektüel vizyonu çok doyurucu bir içerikle karşılıyor okuru.Buna karşın bölümler çok kısa.Acelesi olan biri gibi yazmış olmanız belki ortak roman projesinin kapsamıyla ilişkilidir diye düşündürtüyor bana.Ben romanın gidişatını yorumlamaktan çok dikkatimi çeken bazı ayrıntılara vurgu yapmak istiyorum.sonuçta ortak paydada buluşmak bir ütopya değil mi?..
    Romanın 6.bölümünde yer alan konuşmada Adoni,Profesöre, Umberto Eco’nun ”La Misteriosa Fiamma della Regina Loana” adlı kitabından bahsederken,”Kraliçe Loana’nın Gizemli Alevi”adıyla Türkçeye çevrildiğini söylüyor. İtalyanca bir sohbette,bir İtalyana kitabın Türkçe adı neden söylensin ki?.. Karşı tarafa hiçbirşey ifade etmeyecektir.Bunun dikkatinizden kaçtığını düşünüyorum.
    Romanda kullandığınız bazı kelimeler(örneğin:habis,mahir,imtihan,bahis,minval,heyhat…)bir önceki kuşağın kullandığı kelimeler.Bazı kitapların stili daha eski kelimeleri de kaldırabiliyor.Ama sizin yazım stiliniz ve romanın bir psikolojik gerilim olması bu kelimelerin yenilenmesi gerektiğini söylüyor bence.
    Kadınlar üzerine yaptığınız;”esmer güzeli,dilber..”türü tasvirler ise sizin gibi zeki ve elegant bir yazardan çok pembe dizi tasvirleri..
    İyi çalışmalar dileklerimle…cevaplakapat

  • rosetta - 02/12/2012 - 10:03

    Merhabalar ,
    Bir dilin zengin bir halde yeni kuşaklar aktarılması
    ancak, eski fakat anlamı oturmuş , uzun bir süre
    kullanılmış kelimelerin titizlikle korunmasından
    geçer ! Gençlerimiz bunlari öğrenip kullanabilecek
    kadar zekidir ….cevaplakapat

  • rosetta - 02/12/2012 - 10:13

    Adoni kanepede baygın halde yatarken yaşlı uşak
    kapıyı çalarak çalışma odasına sadece bir adım kadar
    girip kapıda Dr. Moretti ‘yi görmek isteyen bir
    sivil polis olduğunu bildirdi – buraya bir ihbar
    üzerine geldiğini , derhal içeri alınıp soruşturma
    yapması gerektiğinin iletilmesini istiyordu …cevaplakapat

  • Erte Oyar - 02/12/2012 - 14:56

    Derya Hanım’a iki yönden katılıyorum. 1:Dil zamanla yenilenir.Canlıdır. Rosetta’nın saydığı sözcükler çoktan sadeleşti. Osmanlıca değil Türkçe’den yana olmalıyız. Ölçü ise sözcüklerin halkın diline yerleşmesiyle belli olur. Bu bir dil kuralı. Benim fikrim değil. 2:(Esmer güzeli, dilber) vs. gibi anlatım gücü yıpranmış sözcüklerin edebi bir anlatımda kullanılmaması gerektiği.

    Hasan Saraç’ın eksilerinin yanında pekçok artısı var. Kusursuz olmak kolay değil. Eleştirenler de hatalı yazıyorlar. Bize yaptığı bu iyilik bile başlı başına bir övgü nedeni.Hasan Saraç’a tekrar teşekkürlerle…Eleştirmeyelim demiyorum . Çok yönlü düşünelim, kendimize de bakalım, diyorum.Herkese saygılar.cevaplakapat

  • Aysun Aksel - 02/12/2012 - 16:59

    Bu kadar güzel biten bir bölüm sonu olabilirdi..artik Erol´un yasadigi travmanin detaylarina inmeye baslanacak sanirim yavas
    yavas..bekliyorum heyecanla 7. Bölümü…cevaplakapat

  • Funda Turper - 02/12/2012 - 17:56

    Oh nihayet! Bu bölüm süper olmuş.
    Ne eksik, ne fazla!…
    Heyecanla 7 ve 8’i alalım lütfen!… :))
    Kaleminize kuvvet!…cevaplakapat

  • Guven Demir - 02/12/2012 - 20:53

    Erol ve Mortti’nin karsilasmasini;bir gazeteci ve akademisyen karsilasmasi,gorusmesi olarak gormuyorum.Karsilasmada farkli bir durum var gibi;Erol,Moretti’nin yazmis oldugu roman’da ki,bas karakter olabilir mi?Moretti’de ECO’nun kitabini yasiyor olabilir mi?Erol,ECO’nun kitabindan bahsettigi zaman;Moretti’nin gozlerinde parlayip sonen isigin anlami nedir?Birsey soylemek isterken vazgecmesi nedir?Neden herkes Moretti’ye ECO’yu sormustur ve sormak zorundadir?!Erol,ECO’nun kitabini okumus olsa ne degisirdi?Belkide butun kurgu o kitabin okunmasi uzerine kurulmustur.(?)Erol,kendini hangi kitap’da bulacaktir?cevaplakapat

  • Doğancan BEDİR - 02/12/2012 - 22:56

    Rosetta’ya ‘dil’ konusunda katılıyorum. Biraz araştırmaya teşvik ederde, belki günde 50 kelimeyi zor kullanan bir gençlikten kurtuluruz. Bu arada bende 22 yaşındayım, yaş itibariyle gencim, gençliği kötülediğim sanılmasın.

    Ayrıca Eco’nun romanının isminin Türkçe çevirisinin verilmesi okuyucu açısından yararlı buluyorum. -Ki bence Hasan Bey’de böyle düşünmüş olmalı.

    Diğer tasvirler, yani esmer, dilber gibi tasvirler bir psikolojik-gerilim için ne olumlu nede olumsuzdur. Yazarın üslubuyla alakalıdır ve yazarın ne zekasını gösterir nede kaliteli bir yazar olup olmadığını. Yani diyeceğim o ki kelimeler değişebilir önemli olan anlam! Bunu ben yazsam, kurgu, anlatınlar aynı olsa böyle yazmam yada başka biri böyle yazmaz. Mesela yeraltı edebiyatı! Üslup argo, kaba, sokak dili… Oysa anlattığı olaylar açısından tartışmasız harika.

    Kurguyu düşünsek daha iyi olur(mu) sanki?cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r