Masthead header

“Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş” üzerine | Zeynep Yenen

As Intermitencias da Morte orijinal isimli eser, José Saramago tarafından yazılıyor ve 2005 yılında Portekizce yayınlanıyor. Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş adıyla Türk okuyucusuyla 2007 yılında buluşan kitap daha sonra, Mehmet Necati Kutlu’nun çevirisi, Cüneyt Çomoğlu’nun kapak tasarımı ve Mert Tanaydın’ın editörlüğünde Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından basılarak (2013 yılında) okurlarına tekrar ulaşıyor. 

Eserin yazarı, şair ve gazeteci José Saramago 1922 yılında Portekiz’de doğuyor. Yoksul bir köylü ailesinin çocuğu olması edebiyat alanına olan ilgisini engellemiyor. İyi bir öğrenci olmasına karşın ekonomik nedenlerle okulunu bırakmasının ardından önce sağlık görevlisi oluyor. Daha sonra yayınevlerinde çalışmaya redaktörlük, editörlük ve çevirmenlik yapmaya başlıyor. Diario de Noticias  ve Lisboa gazetelerinde kültür editörlüğü ve Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu üyeliği yapıyor. Romanlarının yanı sıra günlük, tiyatro, şiir ve denemeleri de olan yazar, 1998 yılında Nobel ödülünün sahibi oluyor. 

Eserleri arasında; Lizbon Kuşatmasının Tarihi, Ölümlü Nesneler, Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş, Kopyalanmış Adam, Dünyanın En Büyük Çiçeği, Defterler, Bilinmeyen Adanın Öyküsü, Baltasar ile Blimunda, Filin Yolculuğu, Suların Sessizliği, Bütün İsimler, Çatıdaki Pencere, Kabil, İsa’ya Göre İncil, Yitik Adanın Öyküsü, Mağara, Görmek, Körlük, Küçük Anılar, Ricardo Reis’in Öldüğü Yıl, Ressamın Elkitabı, Umut Tarlaları gibi kitaplar sayılabilir. 

Komünist Parti üyesi olması ve din konusundaki söylemleriyle Portekiz Hükümeti’nin tepkisini çeken ve eserleri sansürlenen yazar Kanarya Adaları’nda yaşamaya başlıyor ve 18 Haziran 2010 yılında 87 yaşında İspanya’da hayatını kaybediyor. 

Yazar bu eserinde de esprili dili, anlatıcının hatalarını dile getirmesi, okuyucuyu da konuya dahil etmesi, aldatıcı gerçeklik üzerinde durması, büyülü gerçekliği kullanması, diyaloglarının geçişlerinde, diyalog belirten noktalama işaretlerine yer vermeyip sadece virgül kullanması, metninin bütününde paragraf bulunmaması ile dikkati çekiyor.

Saramago varsayımları kurgulamayı seven bir yazar. Saramago’nun yeteneği, iç ve dış olayları tersten göstermesinde yatıyor. Aniden kör olan insanları konu aldığı körlük isimli eserinde olduğu gibi, “Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş” isimli yapıtında ölüm hiç olmasaydı, ya da öleceğimiz tarihten haberimiz olsaydı senaryolarını sorguluyor. Ülkenin sosyo-ekonomik ve dini-politik altyapıları ve toplumsal düzen, ölüm kavramındaki yeni değişiklikten etkileniyor. “askıya alınmış ölüm” durumundaki nüfusun azalmayan yüzdesi sorun oluşturuyor. Ölümün bile ekonomik ve siyasi pencereleri olabileceğini gözler önüne seriyor. Ölümün ortaya çıkardığı radikal değişiklikler gibi ölümsüzlükle birlikte oluşacak radikal değişikliklerin boyutunu da inceliyor. Sosyo-ekonomik faktörler etrafında dönen kentleşme sürecinde üretim, değişim ve tüketim açısından ölüm gibi karmaşık kişisel-toplumsal bir olaya bile ekonomik bir boyut kazandırılabileceğini vurguluyor. Kitapta ölüm olgusunun ortadan kalkmasıyla ya da haberli bir ölüm olgusuyla oluşan yeni durum demografik, sosyal, politik ve ekonomik” bir “dörtlü krize yol açıyor. Saramago bu kitapta ölümsüzlüğü kollektif bir çıkmaz olarak tasvir ediyor. Eser okuyucuya ölümlü olmanın, ölümsüz olmanın ya da ölüm zamanını bilmenin artılarını eksilerini gösterirken, ölüm dinamiklerini ve bundan doğacak sonuçları hicvediyor yazar. ‘Ölüm endüstrisi’ yani ölümün pazarlanabilirliği sorgulanıyor. Ölümle direk ilgili kurumlar; bakım endüstrisi, cenaze şirketleri, ölü yakma, cenaze törenleri ve anıtlarla ilgilenen kuruluşlar ve ölümle dolaylı olarak bağımlı olan işletmeler, sigorta şirketleri, hukuk firmaları, tıbbi birimler ve hatta dini kurumların oluşan yeni durumdan etkilenmeleri anlatılıyor. Yazar bu yeni durumu anlatırken okuyucuya içinde halihazırda bulunduğu durumu ve içinde bulunduğu topluma ait kurumların ölüm endüstrisini düşündürüyor. 

Kitap “Ertesi gün hiç kimse ölmedi. Bu olay yaşamın temel kurallarına taban taban zıt olduğundan, insanların ruhlarında büyük bir huzursuzluğa neden olmuş, her açıdan etkilemişti, zira dünyanın tarihinin kırk ciltlik külliyatında göstermelik için bile olsa böylesi bir duruma rastlanmıyordu; bütün gün geçtiğinde, gündüzüyle gecesiyle, sabahıyla akşamıyla, yirmi dört saat boyunca, ne hastalıktan, ne ölümcül bir kaza sonucunda, ne de sonuna kadar götürülmüş bir intiharın neticesinde hiçbir şekilde hiç kimsenin ölmediği görülüyor, hiç kelimesi durumu özetliyordu. Tatil dönemlerinde son derece yaygın olan ve alkol duvarının aşılmasıyla neşeli sorumsuzluk halinin birbirleriyle yarışarak, karayollarında kimin ölüme daha çabuk ulaşacağına karar verdikleri o bildik otomobil kazalarında bile hiç kimse ölmemişti” (s;11) cümleleriyle çarpıcı bir şekilde başlayarak okuyucuyu kitabın içine çekiyor. 

Bu cümlelerden sonra bütün olası sorunlar Saramago tarafından okuyucuya gösteriliyor. On milyonluk ülkede yılbaşından sonra hiç kimsenin ölmemesinin doğurduğu sorunlara çözüm üretmek için ailelerin kendi ürettikleri çözümler mafyanın aklına bir kazanç kapısı getiriyor. Bu kazanç kapısına devletin de el altından iştirakçi olması, engellemeye çalışıyor gibi görünüp desteklemesi, din kurumlarının, cenaze levazımatçılarının, sigorta şirketlerinin yeni durumdan kazanç elde etmeye çalışmaları, ölüm’ü (küçük harfle, çünkü büyük harfle ölüm evrenin ölümünü simgeliyor) farklı bir uygulama yapmaya yönlendiriyor, insanlara ölecekleri günü bildirmeye karar veriyor. “şimdiye kadarki acımasız ve haksız uygulamalarımdan, insanlara haber vermeden canlarını almış olmaktan dolayı rahatsızım, kişileri kalleşçe, uyarmadan, vakit tamam demeden öldürüyordum, bu tutumumun uygunsuz ve hoyratça olduğunu kabul ediyorum, bir vasiyet yazacak zamanı bile çoğu kez insanlardan esirgemişimdir, ölüme doğru giden yolu onlara gösterecek bir hastalığı başlarına musallat ettiğim çok olmuştur ama insanların hastalıklara bakışı bambaşkadır, hep onlardan kurtulacaklarını düşünürler, ancak son anları geldiğinde ölümün geldiğinin farkına varırlar, her neyse bundan sonra ölüm konusunda herkes eşit şekilde uyarılacak ve tüm insanlara yaşayacakları son bir haftada işlerini yoluna koyma fırsatı verilecektir, bireyler bu süre içinde vasiyetlerini hazırlayabilecek, aile bireyleriyle vedalaşabilecek, yaptıkları kötülükler için özür dileyebilecek ya da yirmi yıldır görüşmedikleri kuzenleri ile barışabileceklerdir, sayın genel müdür, satırlarıma son vermeden önce kendi elimle yazdığım ve imzaladığım bu metni hemen bugün ülkenin tüm evlerine ulaştırmanızı rica ediyorum, mektubu insanların beni genelde tanıkları adımla imzalıyorum, ölüm” (s;113).

Yeni durum daha büyük bir kaosa yol açıyor, öleceği günü öğrenen insanlar o tarihten sonra bohem hayata yada depresyona yada suç işleme eğilimine yönelebiliyorlar. Tersine ölümlerini bildirecek işaret gelmeyen insanlar ise her an gelecek endişesi ile çalışamaz duruma geliyorlar. Bu durum karşısında ölüm’ün ne yapacağını düşünen okuyucu kitap biterken şaşırtıcı bir sonla karşılaşıyor.  

KAYNAKLAR

  1. https://www.researchgate.net/publication/338528834_Transacting_death_Jose_Saramago’s_Death_at_Intervals_and_the_politics_of_the_death_industry_essay
  2. https://www.academia.edu/316485/Jos%C3%A9_Saramago_Emperor_of_Metaphors
  3. Unconventıonalıty, Unreliability, And Permeability In The Postmodern Double Narratıve. Thesis. Master of Arts In English: Literature. Faculty of San Francisco State University. Nicholas Lane Salazar San Francisco, California May 2016
  4. Görmek. José Saramago. Kırmızı Kedi Yayınevi. 2020.
  5. Körlük. José Saramago. Kırmızı Kedi Yayınevi. 2019.
  6. Ricardo Reisin Öldüğü Yıl. José Saramago. Can Yayınları. 2003

edebiyathaber.net (11 Ocak 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r