Hay Festivali’nde bir araya gelen Elif Şafak, Malala Yousafzai, Katherine Rundell ve Matt Haig gibi yazar ve aktivistler, okuma alışkanlığını kaybetmiş ya da yeni bir edebi heyecan arayanlar için rehber niteliğinde bir liste hazırladı.

1. Elif Şafak’ın seçimi: “How to Do Nothing” (Hiçbir Şey Yapmamak) – Jenny Odell
Ünlü yazar Elif Şafak, günümüzün hiper-enformasyon toplumunda sürekli üretken ve tüketim odaklı olma baskısına incelikli bir direniş gösteren bu eseri öneriyor:
“‘Hiçbir şey yapmak kadar zor bir şey yoktur.’ Kitap bu temel önermeyle ve çarpıcı bir cümleyle açılıyor. Yalnızlık, şefkat, dostluk, içgözlem ve tefekkür gibi kadim insani değerlerin aslında elimizden alınamaz haklar olduğunu hatırlatıyor bize. Sürekli gürültünün, kutuplaşmanın ve kabileciliğin hâkim olduğu bir dünyada; nazik, sakin, derinlikli kalıp aynı zamanda yerel, mütevazı ve insani olana nasıl odaklanabileceğimizi çok iyi gösteriyor.”
2. Malala Yousafzai’nin seçimi: “Enter Ghost” – Isabella Hammad
Nobel ödüllü aktivist Malala Yousafzai, tiyatroya olan tutkusunu besleyen ve işgal altındaki bir coğrafyada sanatın gücünü anlatan bu romanı seçti:
“İngiliz-Filistinli bir aktörün, ailesini ziyaret etmek için Batı Şeria’ya gitmesi ve kendini bir anda yerel bir Hamlet prodüksiyonunun içinde bulmasını anlatıyor. İsrail işgali altında bir tiyatro oyununun sahnelenip sahnelenemeyeceği sorusu, provalardaki çeviri tartışmaları ve kişisel ilişkiler beni çok derinden etkiledi. Hammad, tiyatronun diğer sanat dallarının taşıyamayacağı kadar büyük toplumsal yükleri göğüsleyebileceğini kanıtlıyor.”
3. Katherine Rundell’ın seçimi: “Black Bag” – Luke Kennard
Ödüllü yazar Katherine Rundell, kitap eleştirilerindeki ‘sesli güldürdü’ ibaresine her zaman şüpheyle yaklaştığını ancak bu kitabın kendisini düzinelerce kez kahkahalara boğduğunu belirtiyor:
“Eser, 1967’de gerçekten yapılmış bir psikoloji deneyine dayanıyor. İşsiz bir oyuncunun, bir psikoloji profesörü tarafından dersler esnasında siyah bir torba giymesi için işe alınmasını anlatıyor; buradaki amaç öğrencilerin bu sıra dışı duruma karşı değişen tutumlarını ölçmek. Muazzam bir özgünlüğe ve edebi hırsa sahip, kesinlikle zaman ayırmaya değer bir başyapıt.”
4. Sarah Moss’un seçimi: “Life Among the Savages” – Shirley Jackson
Genellikle karanlık, gotik ve gerilim yüklü kurgularıyla tanınan Shirley Jackson’ın iki anı kitabından biri olan bu eser, yazar Sarah Moss’un favorisi:
“1950’lerin Amerika’sında dört çocuk büyüten, bir yandan da kendi başarısını kıskanan ve öğrencileriyle fazla yakından ilgilenen profesör bir koca ile uğraşan bir kadın yazarın ev hayatını anlatıyor. Yaşadığı durumun tüm haksızlığını ve sıradanlığını hiç gizlemeden, satır aralarında kahkaha ve neşeye nasıl yer açabildiğini gösteriyor. Trende okurken o kadar çok kıkırdadım ki masamdaki insanlar dönüp kitabın adını not etmek zorunda kaldı.”
5. David Miliband’ın seçimi: “Free: Coming of Age at the End of History” – Lea Ypi
Uluslararası Kurtarma Komitesi (IRC) CEO’su David Miliband, Arnavutluk’ta büyümeyi anlatan bu sarsıcı eseri öneriyor:
“Kulağa ilk başta çok eğlenceli bir kitap gibi gelmeyebilir ama Lea Ypi’nin bu eseri aynı anda hem çok komik hem de son derece ciddi. Enver Hoca rejiminin yalanlarını ve pençelerini anlatırken insanlığı ve samimiyeti elden bırakmıyor. Arnavutluk Komünist Partisi’ndeki ‘Genç Öncü’lükten İtalya’da öğrenciliğe ve İngiltere’de profesörlüğe uzanan bu kişisel hikaye, günümüzün küresel zorluklarıyla yüzleşen harika bir politik felsefe yakıtı sunuyor.”
6. Philippa Perry’nin seçimi: “Mapp and Lucia” serisi – EF Benson
Ünlü psikoterapist Philippa Perry, insan ilişkilerindeki gündelik absürtlüğü ve toplumsal maskeleri görmek isteyenler için bu klasik seriyi işaret ediyor:
“Büyük olaylar, devasa aksiyonlar ya da komplolar yok; zaten kitabın büyüsü de burada. Sadece küçük toplumsal manevralar, minik kırgınlıklar, şişirilmiş egolar… Okuyun, insanoğlu olarak ne kadar gülünç olabildiğimize tanık olun ve sonra hangi karakterin size en çok benzediğine kendiniz karar verin.”
7. John Lanchester’ın seçimi: “The Left Hand of Darkness” (Karanlığın Sol Eli) – Ursula K. Le Guin
Yazar John Lanchester, bilimkurgu ve fantastik türünün edebi derinliğini hafife alan genel yargılara bu kült eserle meydan okuyor:
“Bu kitap çok katmanlı bir deha ürünü. İsterseniz sadece saf bir macera ve eğlence olarak okuyun, isterseniz cinsiyet, cinsellik ve ‘öteki’ olma kavramı üzerine yazılmış çok ciddi bir sosyolojik roman olarak ele alın. İlk olarak 1969 yılında basıldığına inanmak gerçekten güç; modern dünyanın Le Guin’in ulaştığı vizyonu yakalaması işte bu kadar uzun sürdü.”
8. Ocean Vuong’un seçimi: “Let Us Now Praise Famous Men” – James Agee & Walker Evans
Çağdaş edebiyatın en güçlü seslerinden şair ve yazar Ocean Vuong, Büyük Buhran döneminde kaleme alınan bu metini öneriyor :
“Metin ve vurucu görsellerin bir araya geldiği, hayatımda karşılaştığım en yenilikçi, tuhaf ve türler arası geçişkenliği yüksek kitaplardan biri. İnsani acı ve ıstırap hakkında yazmanın yepyeni bir yolunu inşa ediyor. En önemlisi, bir yazarın kendi işinde ve düşünce dünyasında risk alması, cüret etmesi için sınırsız bir özgürlük alanı tanıyor.”
9. Karen Hao’nun seçimi: “Hope in the Dark” (Karanlıktaki Umut) – Rebecca Solnit
Gazeteci Karen Hao, küresel teknoloji tekelleri üzerine yazdığı araştırma kitabından sonra düştüğü zihinsel yorgunluk ve umutsuzluktan bu kitapla kurtulduğunu söylüyor:
“Tarihteki toplumsal direniş hareketlerine dair harika ve umut dolu bir meditasyon. Önümüze hangi devasa engeller çıkarsa çıksın, pes etmenin ya da umutsuzluğa kapılmanın asla doğru zamanı olmadığını anlatıyor. Gittiğim her yerde yanımda taşıdığım, adeta bir zihinsel panzehir.”
Kaynak: https://www.theguardian.com/books/2026/may/23/i-laughed-out-loud-dozens-of-times-authors-choose-books-to-make-you-fall-back-in-love-with-reading

















