Öğretilemeyen Şeyler: GAİP | Pelin Özer

Mayıs 1, 2026

Öğretilemeyen Şeyler: GAİP | Pelin Özer

1.

GAİBe meyli olan GARİPlerdeniz. Etimolojik araştırmalara, kazılara gerek yok. Çokbilmişten GARİP mi olurmuş diyesi geliyor insanın. Dedi bile. İtiraz cevaba dönüşmüş çoktan. Ama bir dakika…….

İçimde kelime oyunlarının tekinsizliğine dikkat çeken bazı söz öbekleri yüzüyor. Gerçi onlar her yerde; karmaşıklığı toparlama vaatleriyle, düzenden kaos çıkartma güdüleriyle her an iyi ya da kötü beden bulmakla meşguller. Çevremi sarıyor; rastgele süzülüyor, dalıp çıkıyorlar; belli ki keyifleri yerinde. Belki çok geçmeden biraraya gelmekten vazgeçerek silinip giderler.

Bir umut, yokluklarına odaklanıyorum. Oysa çoktan biçim almaya başlamışlar. Üstelik yalnızca o şipşak kurdukları yapılarla sökün etmeyeceklerini duyumsattılar. Peşlerinde en beklenmedik sorularla yaklaşır onlar.

Peki ya anlamın keskinleşmeye izin vermeyen; kolay kolay her yaklaşana açılmayan, tekil kavrayıştan yüz çeviren o GAİP bölgelerinden doğmuşlarsa…… Sürekli yeniden yeniden can bularak aslında hep oradan bildiriyorlarsa……

Bir soluk almalıyım. Önce kaleme apansız dadananlarla başa çıkayım. Sonra kendinden üreyen sorulara yanıt —doğ(ur)maya— bakacağım.

Sırayla. Mümkün mü. Kendine dolanmadan.

2.

GAİB bir ihtimal o muhteşem, bir o kadar nadir temas sayesinde dünyamıza karıştığında piyango hep bir GARİBe mi çıkacak……..

GARİPliğin gösterişsiz şanında saklı bilgi öylesine ısrarla yanıp söner ki orada ânında toza-küle dön(üş)meden kamaşmasıyla tekvücut kalana şair sıfatı yakıştırılır. Muktedirler tarafından değil. Çoğunluğa ve bilinen gezegenlere GAİP çekimyasasının marifeti.

GARİPlik kimseciklerden kürsü talep etmeyecekti tabii. Soluk alıp verişten vergi toplamayacaktı. Yormayan, tüketmeyen; bilakis ışılda(y)(t)arak adeta kendini işleyen bir yeni sistemin oyuncusu-yönetmeni-set işçisi o. Çoğulluğunun farkında.

Kendisinden —beklentisizlik ölçüsünde— fazlasını verecek. Bilen gayet iyi bilir; GARİP varoluş zaten en baştan daha kendine hep bir fazla(sı)dır. GAİP uyanışıyla başka türlü kavrayışların sözlüğünü-kitaplığını kuracak.

Mümkün çoğaltan kaynak dense yeridir. Durup dururken ya da yüceltme arzusuyla……. Benzer desibeldeki tevazuyla kabul edecekti. Mola vermeden. Atalete kapılmadan. Eylemini sürdürerek kızartacak yanaklarını. Oluş meyvesi elinde.

3.

GAİP hüküm vermeden yayılıyor atmosfere. Görünmez yüzü-sözü işleyip yaratan GARİP maskesi.

Söz öbekleri çağrılmadan gelir. Durdukları yerde durmuyorlar. Sıçrayan-zıplayan; bununla kalmayıp kışkırtıp-dalgalandıran-tıkayıp açan düzen kırıcı bir rastlantısallık bombardımanı. Neredeyse bağlantısızlıklarına inanacağız. Öylesine ikna ediciler ki…….

Nedir bu haliniz diye diklenecek olsak iyice makaraya alacaklar bizi. Susturamayacağımız, görmezden gelemeyeceğimiz o bitip tükenmeye yüz vermez esrik devinimin içindeler. Kim gölge edebilmiş esrimeye.

Cin gibiler. Kaçıp saklanamayacağımızı sezmelerinin üstünden epey zaman geçti. Çoktan cümlenin öğelerini inşa ettiler bile. Az kaldı. Birazdan toparlanıp karşımıza dikilecekler.

Kelime oyunlarının kaypaklığını; işgüzar-işbitirici-kafakolaalıcı bir eliçabuklukla isabet’e ok atışını hatırlatmak için varlarını yoklarını ortaya koymaya neden böylesine istekliler? Anlamış değiliz. Anlam sosuna bulanıp birörnek fırınlanmamışız. GAİBliğe açıklığımız bundan. GARİBin kekemeliğinden dize devşirmemiz bundan. Anlamın ezberine varmış olsaydık muhtemelen yazmayı sürdüremeyecektik.

Bolluğun derinliğin gözlerine mil çeken; tüm duyuları askıya alan aczine mi dikkat çekmek istiyorlar? Oysa hemfikirdik onlarla her ne olursa olsun —işlek ya da kesintili— bir dilin sonsuzluğunda. Hatta anadil vurgusu yapmadan, şartlar koşmadan varmıştık derin mutabakata…… Ne de olsa şiirden yola çıktık demiştik. Bir GARİP derviş güruhu. Uzun yola……

4.

Bir sözü bir söz(l)e ille de körü körüne bağlamak, başgöz etmek; çoklu olasılıklarını görmezden gelmek gönüllü fukaralığı —bu sefer olumsuz anlamıyla— gelip yaratım alanına çizilmiş o çerçevelerin başköşesine oturtmayacak mı.

Surete meyleden GAİBe alan açmadan, belirmek üzere olana odaklanmadan oldubittiye getirilmiş yaratım GARİBe kuyu(sunu) kazdırmaktan öte nedir?

O halde deneme dediğimiz bu taşlı ve bir o kadar bereketli tarla başlıbaşına bizi düşünce-his-kalp-beden küfesinin en diplerinden başlayarak her atomunda ikamete davet edecek bir GAİP düzen. Küfenin (ham)maddesinden başlasak, örgüsünden devam etsek, kokudan geçip dokuya varsak bile söz öbeklerinin çığırtkan marifetiyle kaç oyun alanına çekileceğimiz, oralarda kimbilir kaç kez oyundan çekilip ter soğutmaya davet alacağımız meçhul.

Ben saymadım, siz sayın desem biliyorum kimse davetimi ciddiye almayacak. Ah vah eden sakallar. Hemen kovalıyorum onları. Kendime benzer bir GARİP bulmalıyım hızla. Bunları olsa olsa kitapla-yazıyla-ciltle-tomarla ölçeriz diyecek…… Tabiio isminin konmasını pek de umursamadığından olsa gerek patent sırasına girmemiş GA(R)İP yazarın şansı yaver gitmişse elbette.

GAİBe bulanan suretlerimiz söz öbekleriyle yer değiştirip duruyor…… Bütün bunlara karıştık bir kere ya, sonra hiçbir şey olmamış gibi sıvışabilecek miyiz? Yoksa hurufat mıydı o belli belirsiz şekiller….. Hece hece sökülüp takılan uzuvları nasıl ayırt edeceğiz?……. Orada bir gölge hareketleniyor. Sanki……

Yorum yapın