Öğreten yazardan bir ekolojik polisiye |  Metin Celâl

Haziran 17, 2026

Öğreten yazardan bir ekolojik polisiye |  Metin Celâl

Wolfgang Schorlau’nun polisiyeleri pek politiktir. Ve sıkı bir araştırmaya dayanır” demiş Tageszeitung. Schorlau, sıkı araştırmalar yapmakla kalmaz bu araştırmalarında topladığı bilgileri romanlarının sayfalarına da yansıtır. Üstelik bu bilgileri nereden aldığını da gösterir, kaynakça da verir. Wikipedia’da belirtildiği gibi, Schorlau için polisiye kurgu, aynı zamanda Alman tarihinin önemli olaylarına dair siyasi bir açıklama yapmanın da bir aracıdır. Schorlau, “Bulmak ve Yaratmak” başlığı altında, her kitabının sonunda yazdığı bölümde romanlarının arka plan araştırmalarını ve kaynaklarını açıklıyor.

Schorlau’nun bu tavrı bana Ahmet Mithat Efendi’yi anımsattığı için “öğreten yazar” diyorum. Bildiğiniz gibi Türk romanının kurucu babası olan  Ahmet Mithat Efendi romanlarını birer eğitim aracı olarak da kullanıp, olay akışının arasına girerek bol bol bilgi vermeyi yani öğreten yazar olmayı ihmal etmezdi. Ahmet Mithat Efendi 1844 doğumlu, ilk romanını 1872’de yayınlamış.

Wolfgang Schorlau, 1951 doğumlu, 50 yaşında yazarlığa başlamış, ilk romanı Mavi Liste’yi 2003’de yayınlamış. Velut bir yazar. 23 yılda Dedektif Georg Dengler dizisinden 11 kitap, Claudio Caiolo ile birlikte kaleme aldığı Komiser Antonio Morello dizisinden 3 kitap yayınlamış, bunların dışında sekiz kitabı daha var. Yani toplam 22 kitap. İletişim Yayınları Georg Dengler dizisinden 8 kitap,  Antonio Morello dizisinden bir kitap yayınladı. Bakalım Schorlau’nun kitaplarının Türkçedeki çevirmeni Hulki Demirel yazarın hızına ne zaman ulaşacak ve kitaplarının tamamını Türkçede okuyacağız. Tabii Venedik’te geçen Antonio Morello dizisinin diğer iki kitabını da bekliyoruz. 

Geçtiğimiz yıllarda Kara Hafta İstanbul Polisiye Festivali’nde okurlarla buluşturduğumuz Schorlau’nun bir de “Sommer am Bosporus” (Boğaz’da Yaz) adlı bir İstanbul romanı varmış, onu da merak etmemek elde değil. 2005’de yayınlanan roman eski, gerçekleşmemiş bir aşkın peşinden koşan ve yıllar önce reddettiği kadını bulmak için İstanbul’a gelen kahramanının şehirde yaşadığı maceraları anlatıyormuş. Çevrilse ilgi göreceği kesin.

Georg Dengler, kendi özel dedektiflik şirketini kurmuş eski bir BKA (Almanya Federal Polis Örgütü) müfettişidir. Stuttgart’ın Bohnenviertel semtinde yaşayan, içmeyi seven, blues hayranı bir detektif.

Türkçedeki yeni macera “Kara Orman” (roman Almanca olmasına rağmen orijinalinin adı “Black Forest”) adına uygun olarak Almanya’nın güneyindeki Kara Orman bölgesinde geçiyor. Georg Dengler’in annesi, Feldberg’de rüzgâr türbinleri için uygun bir mera arazisine sahiptir. Yerel rüzgar enerjisi karşıtları ve fosil enerjisi savunucusu enerji şirketi VED, Feldberg’e bir rüzgar türbini kurulmasını engellemek ister. Aslında Margret Dengler’de aynı fikirdedir başta.  

Geceleri çiftliğinde gölgeler dolaştığını gören Margret Dengler, korkar ve sürekli polise şikayet eder. Ama polis yaşlı kadının hayal gördüğünü düşünerek konuyla ciddi olarak ilgilenmez.  Margret Dengler’in şikayetleri kesilmeyince de oğlu Georg’u arayıp annesiyle ilgilenmesini söylerler.

Annesinin bunadığından korkan Georg Dengler, çocukluk günlerini geçirdiği çiftliğe döner. Kitabın arka kapağında belirtildiği gibi “Kara Orman, ‘aile romanı’gibi başlıyor”. Bu nedenle Alman Edebiyatının bir türü olan “Heimatroman” taşra/memleket romanı olarak da değerlendirilmiş.

Dengler çocukluk anılarına, ilk aşkına ve travmalarına dönüyor. Yine arka kapakta belirtildiği gibi “roman ağır ağır bir polisiye çehresi kazanıyor.” Çünkü Schorlau Kara Orman’daki çiflik yaşamını, aile ilişkilerini, aileinin geçmişindeki karanlık olayları, II. Dünya Savaşı’da ve sonunda babasının gizli yaşam öyküsünü ve karmaşık aile ilişkilerini anlatmaya doyamamış. Bu yüzden de polisiyeye girmesi zaman almış. Aslında sadece bunlarla iyi bir roman yazabilirmiş ve romanı yine polisiye olabilirmiş ama onun niyeti başka.

Kara Orman, bir “iklim polisiyesi”. “İklim polisiyesi, merkezine iklim krizini, çevre felaketlerini ve ekolojik yıkımı alan modern bir polisiye alt türüdür. Bu türdeki hikayelerde cinayet veya suç; küresel ısınma, kaynak kıtlığı ya da çevre suçları ile doğrudan bağlantılıdır” diyor Google’ın AI’si.

Georg Dengler, uzunca bir süre anıları yad edip annesinin gerçekten bunayıp bunamadığını anlamaya çalışırken fosil enerjisi savunucusu şirketlerin adamları boş durmaz. Bir yandan rüzgar türibini yapılmak istenen bölgeyi orman tavuklarının yaşandığı korunması gereken bölge olarak gösterip inşaatı engellemeye çalışırken, diğer yandan Margret’in arazisini vermesini engellemek için çalışmalar yaparlar. Bu çalışmalar kapsamında araya Georg Dengler’in çocukluk aşkı ve şimdi annesi Margret’in doğal tıp uzmanı olan Karola Müllerschön gibi kişileri koyup ikna etmek de, zor ya da şiddet kullanıp vazgeçirmek de vardır.

Georg Dengler, sonunda kendisi de saldırıya uğrayıp ardından çiftlikte dolaşan gölgeleri görünce nihayet ikna olur ve esas konuya, polisiyeye, suçluların bulunması aşamasına geliriz. Dengler’le birlikte fosil yakıtları savunucularının siyasi olarak ne kadar güçlü olduklarını, ülke yönetimlerini belirlediklerini ve dünyayı geri dönülmez bir iklim felaketine götürdüklerini de öğreniriz ki bunların birçoğunu zaten biliyoruz.

Roman olayları aksiyonla göstermek yerine, karakterlerin birbirine uzun uzun politik durumları anlatması (didaktik diyaloglar) nedeniyle edebi açıdan zayıf bulunmuş, kötü adamların ve olay örgüsünün fazla şablonlaşmış (karikatürize) olduğu savunulmuş ama dediğim gibi didaktiklik, öğreten yazarlık Schorlau’nun en önemli özelliği. 

Diğer yandan çocukluk travmasına neden olan babasının ahırda ölümünü de araştırıyor Dengler. Babasının hayat öyküsü oldukça karanlık ve II. Dünya Savaşı bittikten sonra Kara Orman’a gelip evlenmesinden önce ne yaşadığını kimseye anlatmamış. Dengler, bir alt konu olarak babasının geçmişini de araştırıyor ki daha önce söylediğim gibi aile hikayesi ve bu roket projesi çevresinde II. Dünya Savaşı sonrası yaşananları ele aldığı başka bir polisiye yazabilirdi ve ilginç olurdu. Burada ise ana konu ile güçlü bir bağı olmayan alt konu olarak romanla pek kaynaşmamış anlattıkları.

Kara Orman serinin başyapıtı olmasa da günümüz Almanya’sının enerji politikalarını, doğa koruma kisvesi altındaki finansal çıkarları ve aşırı sağ popülizmin yükselişini cesurca işleyen, toplumsal damarı güçlü bir eko-politik roman olarak değerlendirilmiş ki ben de bu görüşe katılıyorum. Kara Orman polisiyede politik kurgu ve toplumsal eleştiri seven okurlara özellikle önerilebilecek bir roman.    

* Kara Orman,  Wolfgang Schorlau, çev. Hulki Demirel, İletişim yay. Nisan 2026.

Yorum yapın