Masthead header

Nihan Kaya’nın yeni kitabı “İyi Aile Yoktur” raflarda

Nihan Kaya‘nın yeni kitabı “İyi Aile Yoktur” İthaki Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Tanıtım bülteninden

“Bu kitap, çocukluk geçirmiş ve kendisini daha iyi anlamak isteyen herkes için”

 ***

“Çocukları yetişkin bakış açısıyla yorumluyoruz. Halbuki çocukların ve çocukluğun realitesi, bizimkinden çok farklı. “İyi Aile Yoktur”, çocukluğun realitesini daha anlaşılır kılmaya çalışıyor. Mesela çocuklar banyoda küvet deliğinden kayıp gitmekten korktuğu için ağlarken bizim çocuğun sudan, yıkanmaktan korktuğunu düşünmemizin çocuktaki ifade mekanizmasını nasıl körelttiğini anlatıyor…”

“İyi aile yoktur. Ya da, paradoks şu ki iyi aile, ‘İyi aile yoktur’ düsturuyla hareket edebilen ailedir. İnsanlar çocuk sahibi olduğunda farkında olmadan kendi çocukluğuna dair hisler yaşar. Çocukluğumuzla ilişkimiz, anne-babamızla ilişkimizin devamıdır. Çocuğumuzla doğru bağ kurma, kendi çocukluğumuzu ve içimizdeki çocuğu tamir etmekle olur. En iyi anne baba bile çocuğuna zarar verir. Anne-babanın çocuğa verdiği zararı örtbas edebilmek için anne-babalık kurumsallaştırılmış ve kutsallaştırılmıştır. Oysa iyi anne-baba olmak, anne-babanın çocuğa bir şekilde zarar vermesinin kaçınılmaz olduğu baştan kabul edilmedikçe imkânsız. Saygı, itaat değildir. “Büyüklere saygı” gibi kavramlar, çocuğa saygısızlığı meşrulaştırmak için kullanılır. Bize “saygı” adı altında öğretilen şeyin gerçek saygıyla çok az ilgisi vardır. Saygıya ihtiyacı olan, anne-babalar, öğretmenler, büyükler değil, çocuktur.” diyor 10. kitabı İthaki Yayınları’ndan çıkan Nihan Kaya…

21 Eylül’de raflarda yerini alan “İyi Aile Yoktur”; mutluluğumuzun, kendi kendimizi gerçekleştirmemize bağlı olduğunu, sadece olduğumuz değil, ol/a/madığımız ama olma ihtimalimizin olduğu, insanların toplamı olduğumuzu ve olabileceğimiz ama olmadığımız kimselerin yasını tuttuğumuzun altını çiziyor ve ekliyor: “Potansiyellerimizi gerçekleşmenin, yani kendi kendimizi gerçekleştirmenin önündeki engel, içimizdeki çocuğa koyduğumuz engelle ilgilidir. Bu kitap, o engelleri kaldırmakla ilgili. O engellerin ne olduğunu, hiç farkında olmadan nasıl içimize yerleştirildiğini anlatıyor… Bizi hasta eden, duygusal dünyamızı tıkayan şey, acılarımız değil, o acıların ifadesinin yasaklanmasıdır. Çocukken olumsuz duygularımızı ifade imkanımız yasaklandığı için şimdi de kendimize ve başkalarına karşı ilişkilerimizde tıkanıklık yaşarız. Çocukluğumuzu daha iyi anlayamadığımız sürece bu tıkanıklıkları açmamız mümkün olmaz.”

“Suçluluk duygusu dürüst olmamızı engeller ve inkarı getirir”

“Çocuğumuza karşı da anne-babamıza karşı da asla suçluluk duymamalıyız. Olağan ve sağlıklı olan, suçluluk duymak değil, üzülmektir. Suçluluk duygusu kendimize ve muhatabımıza karşı dürüst olmamızı engeller, beraberinde inkarı getirir.” diyen Nihan Kaya; affetme üzerine ise; “Affetmenin şifa verici hiçbir etkisi yoktur. Affetmenin gerekli olduğuna inandığımız sürece gerçek anlamda affedemeyiz. Evladın anne-babaya hisleri dahil, herhangi bir insanın herhangi bir insanı herhangi bir nedenden ötürü affetmeme hakkı vardır. Herhangi bir insanın herhangi bir insana herhangi bir şey hissetme hakkı vardır. Çocukların, anne-babaları dahil herhangi bir kimseden yahut herhangi bir şeyden şikayetçi olma, öfkelenme, ağlama, tepki verme, eleştirme, isyan etme, üzülme ve acı çekme hakkına saygı duymadığımız sürece çocuğu her şeyiyle kabul etmiş sayılamayız. Halbuki her çocuğun ihtiyacı olan temel şey, anne-babası tarafından kayıtsız şartsız kabul görmektir.” diyor.

“Kimse kimseyi mutlu ya da mutsuz etmez”

“Hakikatte kimse kimseyi mutlu ya da mutsuz etmez. Birileri bir şey yapar ve biz mutlu ya da mutsuz oluruz. Birileri bir şey yapar ve biz sinirleniriz, hayal kırıklığına uğrarız. Başkalarının eylemlerinin bizi üzmesine, yaralamasına izin vermemiz çocukluğumuzla alakalıdır. Özerk / otonom bir duygu dünyası geliştirebilmemizin yolları, bu kitapta. Sevilmediğimiz yahut sevgiyi kaybettiğimiz zaman neden üzüldüğümüz de. Bunların önüne geçmek mümkün.” diyen Nihan Kaya bu kitabı kaleme almasını ise şöyle açıklıyor: “Ne yana baksam, ne yana baksam, ne yana baksam yanakları her gün semiren, temiz, ütülü kıyafetleri üzerlerine her gün ayrı bir özenle giydirilen, sıcak tutulan, buna karşılık, bir ‘kişi’ olmak üzere doğan ve bir ‘kişi’ olmayı biteviye isteyen kişilikleri her geçen gün daha da çok ezilen, baltalanan, bedenleri büyürken ruhları her geçen gün daha çok solan, üşüyen, ölen, sömürülen, işkence gören çocuklar görüyorum ve bu durumu düzeltebilmek için, diğer yazdıklarımın üzerine böyle bir kitap yazmak ve bu satırları okuyanlardan da bunları erişebildikleri herkese anlatmalarını rica etmek, burada yazdığım ve yazamadığım şeyleri gidebildiğim her yerde ulaşabildiğim herkese gücüm yettiğince anlatmak dışında bir çare bulamıyorum. İyi Aile Yoktur, fark etmeden olağanlaştırdığımız ve bu nedenle yetişkin-çocuk ilişkisinin iyiye gitmesinin önüne tıkayan zihin tutumlarımıza ışık tutuyor. Çocuğun kişiliğine müdahale etmeden ona nasıl rehberlik edebileceğimiz, anne/baba/öğretmen olarak bizim sınırlarımızın nerede bitip çocuğun sınırlarının nerede başladığı gibi çözmesi hayli zor konularda çok sayıda yaşanmış örnek vererek bunları bize açıklıyor.”

(Buna benzer yaşanmış örneklerin yer aldığı) kitaptan alıntı: 1944’de ABD’de yapılan bir deneyde, dokunulmayan bebeklerin tamamının öldüğü ortaya çıkmıştır. Fiziken bütün ihtiyaçları karşılanan, sapasağlam bebekler bile, kendileriyle duygusal temas kurulmadığında ölürler. Bebek ve küçük çocuk, anne-babasının tam kabulünü ve onayını almadığı takdirde fiziken öleceğini sezgileriyle bilir. Çocuğun, anne ve babasının onayını ve sevgisini almak için yapmayacağı şey yoktur.

Nihan Kaya kimdir:

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Edebiyatı mezunu. İngiltere’de, University of Essex, Centre for Psychoanalytic Studies’te Psikanaliz üzerine yüksek lisans yaptı. King’s College London’da Karşılaştırmalı Edebiyat bölümünde yazdığı doktora tezi, sanatsal yaratıcılığı Jung açısından inceliyordu. 2005’ten bu yana, edebiyat ve psikoloji alanlarında Avrupa ve Amerika’nın değişik yerlerinde konferans tebliğleri sundu, konuşmalar yaptı. Türkçede psikoloji içerikli romanlar, İngilizcede sanat ve edebiyat konulu psikoloji metinleri yayınladı. Çatı Katı kitabı Türkiye Yazarlar Birliği ödülü aldı. Routledge Yayınları’ndan çıkan Dreaming the Myth Onwards: Revisioning Jungian Therapy and Thought kitabının ortak yazarlarından. MEF Üniversitesi Psikoloji bölümünde ders veriyor.

Romanları: Kırgınlık, Kar ve İnci, Disparöni ya da Yaşama Korkusu, Buğu, Gizli Özne.

Öykü kitapları: Ama Sizden Değilim, Çatı Katı.

İnceleme kitapları: Yazma Cesareti, Fildişi Kuyu.

edebiyathaber.net (25 Eylül 2018)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r