Masthead header

Neşeli insanların tarihöncesi resimleri | İsmail Gezgin

ismailgezginyeniKayalık Latmos Dağlarında bir çoban olan Endymion, geceleri yine bu doğa harikası dağlardaki mağarasında uyumaktadır. Ay Tanrıçası Selene Latmos’un üzerine doğup da mağarada uyuyan Endymion’un güzelliğini görünce çarpılmış, delikanlıya aşık olmuştur. Her gece onu seyretmek için dağın doruklarına çıkıp mağarayı aydınlatan Selene sonunda bir gün göklerin efendisi Zeus’a yalvarmış ve ondan ölümlü sevgilisine sonsuz gençlik vermesini dilemiştir. Böylece Endymion Latmos’ta sonlu bir yaşamdansa sonsuz bir uykuya sahip olmuş hatta varlığı bu dağla bütünleşmiş, zamanla bir ilaha dönüşmüştür. Selene’nin aşkı da Endymion’la birlikte Latmos’ta ölümsüzleşmiştir.

Endymion ve Selene aşkının atfedildiği büyülü Latmos (Beşparmak) Dağlarının etekleri, bir zamanlar derin bir körfez olan ancak binlerce yıl boyunca delişmen Maiandros’un (Büyük Menderes’in) getirdiği alüvyonlarla önü tıkanarak, bir iç denize dönüşen Bafa Gölü kıyılarıdır. Üzerinde iki güçlü yerleşimin Herakleia ve Latmos’un bulunduğu bu ilginç yerin belki de en önemli yanı zirveye yakın 170 noktada tespit edilen kaya resimleridir. Neolitik ve Kalkolitik Dönemlere tarihlenen 8 bin yıllık bu tarihöncesi resimlerin, dünyada bir benzeri dahi yok. Elbette dünyanın pek çok bölgesinde tespit edilmiş çok sayıda prehistorik kaya resmi olmakla birlikte Latmos’un yuvarlak aşınmış (Gnays kayaçları) kayalarındaki resimler diğer tüm örneklerden ayırt edici derecede farklıdırlar.

latmos2Anneliese Peschlow-Bindokat tarafından tespit edilip yayımlanan kaya resimleri (petroglyph) genellikle su kenarlarındaki kayalık alanlara yapılmışlar. İlginç biçimde altları oyulan kayaların oluşturdukları kaya odalar veya kovuklara yapılmış olan resimlerin bir kaç istisna dışında hemen hepsinin insanları betimlemesi yani konusunun insan olması ayırt edici en büyük özelliğidir. Ağırlıklı olarak kırmızı rengin kullanıldığı ve bu rengin de yine bu eşsiz coğrafyanın kaynağı olan demir oksitten elde edildiği bilinmektedir ayrıca resimlerin bazılarında sarı renk de görülebilmektedir. İnsanların başları zikzak veya T şekliyle betimlenirken, resimlerde erkek ve kadınları ayıracak kimi bedensel farklılıklar vurgulanmıştır. Erkekler kalın ve güçlü bacaklarla, cinsel organları olmaksızın, kadınlar ise büyük ve çıkık kalçalarla resmedilmişlerdir. Öte yandan bazı kadın figürlerinin erkek cinsel organlarıyla betimlenmesi dikkat çekicidir. Prehistorik resim deyince ilk akla gelen av, çiftçilik, hayvan tasvirlerinin çok ötesinde insan odaklı olan Latmos örneklerinde insanlar ikişerli, üçerli ve daha fazla sayıda kalabalık gruplar halindedirler. Gruplar genellikle kadın ve erkeklerden oluşuyor; bir kaç istisna dışında neredeyse tümünde kadın erkeğe dönük, erkek ise kadını kucaklıyormuşçasına çizilmiş. En çok üstünde durulması gereken yanı da Latmos kaya resimlerinde kadın tasvirlerinin erkeklerden sayıca fazla oluşudur.

Mutlu insanların nakşedildiği Latmos kaya resimlerinin doğurganlık, erginlenme ve evlilik gibi ritüelleri yansıttığını görme eğilimindeki Peschlow-Bindokat, bu resimlerin “aile” kavramına vurgu yaptıklarını ileri sürmektedir. Ailenin kurumsal bir kimlik kazanmaya başladığı yıllara tarihlenen bu resimlerin pek çoğunda çocuklarla birlikte betimlenmiş yetişkin resimleri dikkat çekmektedir.

Malkayası ve İsa Mağarası gibi mağara yerleşimlerinde yapılan kazılarda ele geçirilen arkeolojik buluntular, resimleri yapan insanların bu mağaraların sakinleri olduğunu ve yakın çevreyle ticari bağlantılarının da bulunduğunu ortaya koymaktadır. Resimlerin pek çoğunda insanlar hareketli, bazılarında adeta dans ederken görülmektedirler ki bu da Latmos’un bu eski sakinlerinin neşesini bugüne dek taşımaktadır.

latmos3latmos4Anneliese Peschlow-Bindokat tarafından yazılan ve Sadberk Hanım Müzesi tarafından yayımlanmış Tarih Öncesi İnsan Resimleri (Latmos Dağları’ndaki Prehistorik Kaya Resimleri) başlıklı kitap Latmos’un bu gizemli insan betimlerinin tüm hikayesini anlatan çok iyi bir çalışma. Özellikle kaybolmaya yüz tutmuş bu arkeolojik mirasın belgelenmesini sağlayan bu çalışma, sekiz bin yıldır gizemini koruyan tarih öncesi insanların varlığını da bilim dünyasına sunmaktadır.

Son yıllarda bölgede çıkarılan Feldspat madeni nedeniyle artan maden ocakları, bu eşsiz arkeolojik ve coğrafi mirası tehdit etmektedir. Hızla artan maden üretimi, bölgedeki fauna ve flora başta olmak üzere tek başına bir değer olan Latmos Dağları üzerine bir kabus gibi çökmüştür. Seramik, cam ve sıhhi malzeme üretiminde kullanılan Feldspat üretimi benzersiz kayaçlarıyla birlikte bu arkeolojik ve doğal değerleri beton mimarinin fayanslarına dönüştürmekle tehdit etmektedir. Türkiye’nin 122 “Önemli Bitki Alanları”ndan birisi olan Latmos Dağlarında 7’si endemik 22 tür bitki tehlike altındadır. “Bir siklamen türü olan Cyclamen, Mirabileile, bir orkide türü olan Comperia Comperiana, ülkemizin de taraf olduğu Bern Sözleşmesi gereğince korunması gereken türlerdir… Bu dağlar aynı zamanda ülkemizdeki beş yabani kedi türünden biri olan Karakulak (Caracal Caracal) ile tehlike altında bulunan Akkuyruklu Kartal’ın (Haliaeetus Albicilla) son doğal yaşam alanıdır.” Ayrıca Oklukirpi (Hsytrix indica) gibi çok sayıda nesli tükenmekte olan canlının da yurdudur Latmos Dağları. Olağanüstü aşınma biçimiyle Latmos Dağları kayalarında oluşan şekiller burayı adeta doğanın sanat mucizesine dönüştürmüştür. Eşsiz konumu ve yaşam kaynaklarıyla Latmos, yaban hayatın korunması için başlı başına bir yuvadır. Önemi “Dünya Doğayı Koruma Vakfı” (WWF) tarafından da vurgulanan Latmos Dağlarının Milli Parka dönüştürülmesi için kimi sivil toplum kuruluşları harekete geçtiler (https://www.change.org/p/doğa-koruma-ve-milli-parklar-genel-müdürlüğü-latmos-beşparmak-dağları-milli-park-olmalı).

Bir doğa ve Arkeoloji harikası olan Latmos Dağları’nın korunması ve buradaki eşsiz değerlerin herkes tarafından bilinmesinin sağlanması için Anneliese Peschlow-Bindokat tarafından yazılan ve Sadberk Hanım Müzesi tarafından yayımlanmış Tarih Öncesi İnsan Resimleri, (Latmos Dağları’ndaki Prehistorik Kaya Resimleri) ve benzeri yayınların herkes tarafından okunmasını sağlamalıyız.

İsmail Gezgin – edebiyathaber.net (13 Mayıs 2015)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r