Masthead header

Necla Aytuna’dan “Çürükler” adlı öykü

Ayaklarımın uyuşmasıyla bildim ki uzun zamandır oturmuşum kıpırtısız. Her şeyi yavaşlatmışım, nefesim, kalbim. Ne zaman acıkırsam yiyiyor, gözlerim kapanınca olduğum yerde uyuyorum, gecem gündüzüm yok, saatim yok. Zaman yok.

Serçe tüylerini, ben beynimi gagalıyorum, hava alsın, çürükler yere düşsün diye.

Aynı düşüncelere, yargılara takılıp kalınca çürüyorlar, bitleniyorlar. Çamaşır yıkamak kadar kolay değil bu temizlik. Hep aynı konuşmalar, aynı kelimeler. Onları duymaktan bıktım usandım.

Serçenin temizliği bitti pır uçtu, kalkıp kitaplığa yürüdüm.

Raflardan kitapların birini çekiyor, birini bırakıyorum. Oturuyorum masabaşına. Bilmediğim bir şeyi öğrenmek için okumaya başlıyorum. Bazen ilk sayfada bazen onuncuda karşıma çıkıyor aynılar, kapatıp kalkıyorum. Çürümüş beyinlerle kendimi tazeleyemem değil mi? Havalandırmalıyım. Nasıl?

Kısa anlar canlanıyor, dalıp gidiyorum.

Sağ bacağını altına almış, sol dizi yukarda, sol eliyle kirişi sıkı sıkı tutmuş, sağ elindeki tokmağı sallıyor oturduğu serginin üzerinde. Ben de uçuşup yere düşen tüy gibi hafiflemişleri izliyorum. Etrafı kar yağmış gibi bembeyaz, üstü başı, her yer… Topaklaşmış düşüncelerimi hallaçlayabilir miyim?

Kavak ağaçlarında uçuşan beyaz tüyleri izliyorum. Tüylü tohumlarını rüzgarla dağıtıyor, her yerde üremek istiyor, bense dağılmamak, toplamak istiyorum.

Çöplüğü karıştırsan havaya atsan yere düşse yenilenir mi, kokuşmuşluğunu giderebilir misin? Hayır.

Mutfağa gidiyorum. Patatesleri soğanları boşalttım tepsiye, çürümemişleri tekrar yerine. Çekmeceden sivri uçluyu aldım, oyuyorum yeşillenmişleri, ezikleri, taze kalmışları görünür kılma umuduyla. Yetişmişim tamamını sarmadan, ceviz büyüklüğünde sarı patatesler avucumda. Bakıyorum, bakıyorum. Su dolu tencereye koyup ocağa sürdüm. Bekliyorum. Dipten gelen kabarcıkların büyümesini bekliyorum. Cızırtılarını dinliyorum.

Ya ben de çürümüşsem, küfler bakteriler virüsler sarmışsa her yerimi. Beni kim oyacak? Randevun yarın mıydı?

Yazdıklarını okuyorsun, yeni bir şey var mı, söyleyecek sözün var mı, zaten söylenmişleri mi tekrarlıyorsun? Belki. Unutma ki yazarak kusuyorsun eskiyi.Yenilerine yer açmalısın. Harflerin üzerinde zıplıyor parmakların rastgele.

Biliyor musun? Sonlu zamanda bir maymunun bile “Hamlet” i yazma olasılığı var. Bu şekilde devam, devam, olacak, olabilir…

Çınlayan kahkahanla şaşkın bakındın. Ekrana doluşmuş harf dizinlerinde sözcüklerini arıyorsun özenle.

Rüzgarın sesiyle yavaş yavaş pencereye yürüdün, tül perdeyi sıyırdın. Dışarda lodos almış başını gidiyor, toz bulutuyla sapsarı etraf, güneş orda biliyorsun, görünemese de aydınlatmaya çalışıyor. Yeni açmış meyve çiçekleri dayanamamış rüzgarın gazabına, düşmüşler dallarından, yerlerde bir o yana bir bu yana sürünüyor, alı beyazı sarısı yepyeni çimlerin üzerinde. Kolay kolay durulmayacak bu hava, aynı harflerin gibi…

Patatesler pişmiş, suyunu süzüp tabağa aldım. Tuzlayıp daha buğusu üstündeyken yavaş yavaş ellerimle alıp çiğniyorum. Damağımda, ılıklığı ve direnmeden ufalananın bıraktığı yumuşaklık hissi ile bedenimi başka bir canlılık kaplıyor. Sanki dış dünyaya kapadıklarım daha dirençli artık. Koca bir bardak suyu başıma dikiyorum. Çöl güneşinde yanmışa su dökmek gibi, bir şeyler söndü, buharlaştı içimden.

Saksıdaki menekşemin toprağına dokununca susuzluğunu anladım. Çürümüş yaprakları koparıp attım çöpe. Yavaş yavaş sularken nasıl hâlâ çiçekli, pırıl pırıl olduğuna şaşıyorum. Kolumdaki morluğa kayıyor gözüm, eski sızısını yeniden hissediyor, kalbimin üstündeki düzlüğe dokunuyorum. Sağdaki de düzleşecek mi? Morluğun etrafı sararmaya başlamış, dokular canlanıyor. Bıkmadan usanmadan yenileniyor, tazeleniyor… Yarın diğer koluna da yapacaklar aynısını… Önce kırmızı sonra mor, etrafı sarı…

Necla Aytuna – edebiyathaber.net (11 Temmuz 2012)

  • Başak Çetin - 12/07/2012 - 19:13

    Öykünün sonu çarptı. Baştaki yazılanlar, öykünün sonunda anlam kazandı ve bütünleşti. Böyle sürprizli ve sonu çarpıcı öyküleri seviyorum. Kaleminize sağlık. Daha nice güzel öykülerde buluşmak dileğiyle… Bekliyorum :)cevaplakapat

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r