Masthead header

Natalia Ginzburg sıradan ve sıkıcı bir evliliğin hikâyesini psikolojik bir gerilime dönüştürüyor

Natalia Ginzburg’un İşte Böyle Oldu adlı romanı, Şemsa Gezgin çevirisiyle Can Yayınları tarafından yayımlandı.

Tanıtım bülteninden

“Yazı masasının çekmecesinden tabancayı aldım ve ateş ettim. Alnının ortasına ateş ettim.”
 
Bir pansiyonda yalnız başına yaşayan genç bir kadın, kendisinden yaşça büyük bir adamın cazibesine kapılır. Tanımadığı bu adama âşık olduğuna kendisini ikna eder. Evlenirler, çocuk sahibi olurlar. Ancak kocasının ilgisizliği çok geçmeden sadakatsizliğe dönüşecek ve kadın, kimsesizliğinin ve çaresizliğinin tek bir çözümü olabileceğini fark edecektir.
 
Natalia Ginzburg, toplumun kayıtsızca azap çekmeye terk ettiği bir kadının çekmecedeki tabancaya uzanışının hikâyesini, öfkesini hiç gizlemeden ya da tatlandırmadan, oldukça yalın bir şekilde ifade ediyor: İşte Böyle Oldu

“Natalia Ginzburg yeryüzünde kalan son kadın. Öbür insanların tümü erkek.”
Italo Calvino
 
“Ginzburg bize kadın ifadesine ve nasıl bir ses olduğuna dair yeni bir şablon sunuyor.”
Rachel Cusk, Çerçeve‘nin yazarı
  
“Ginzburg’un tarzı, esrarlı açıksözlülüğü, zorlama ya da soğuk gözükmeden şeyleri gerekli, dürüst ve açık bir şekilde ortaya dökmeye yönelik sağlıklı becerisi aklımı başımdan aldı.”
Maggie Nelson, Argonautlar‘ın yazarı
  
#italyanmodernleri #toplumsalcinsiyet #aldatmak #cinayet #aile

Dizi: Modern
Tür: Roman
Sayfa sayısı: 104
Fiyat: 41,00 TL

NATALIA GINZBURG, 1916’da Palermo’da doğdu. Edebiyat üretimine Floransa’da çıkan Solaria dergisinde kısa öyküler yayımlayarak başladı. 1938′ de yayımcı ve direnişçi Leone Ginzburg’la evlendi; oğulları ünlü tarihçi Carlo Ginzburg’dur. Natalia Ginzburg aynı yıllarda antifaşist direnişin Torino’daki Cesare Pavese gibi önde gelen temsilcileriyle temas kurdu. Ginz­burg’lar 1940’ta Abruzzo bölgesine iç sürgüne gönderildi; sürgündeyken 1942’de Alessandra Tornimparte mahlasıyla Kente Giden Yol‘u yayımladı. Leone Ginzburg’un Gestapo tarafından öldürülmesi üzerine 1944’te Torino’ya döndü. 1947’de yayımladığı İşte Böyle Oldu‘yla Tempo Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. 1950’de Gabriele Baldini’yle evlendi. 1952’de Bütün Dünlerimiz adlı romanını, 1957’de Viareggio Ödülü’ne layık görülen Valentino adlı öykü kitabını ve Sagittario (Yay) adlı romanı yayımladı. 1959’da Londra’ya taşındı. 1963’te otobiyografik romanı Aile Sözlüğü‘yle Strega Ödü­lü’ne layık görüldü. 1983’te ve 1987’de İtalyan Komünist Partisi’nden İtalyan Parlamen­to­su’na seçildi ve Sinistra Indipendente (Bağımsız Sol) fraksiyonuna katıldı. 1991’de Amerikan Sanat ve Bilim Akademisi’ne üye seçildi. Aynı yıl Roma’da öldü.
 
ŞEMSA GEZGİN, İstanbul’da doğdu. İÜ Edebiyat Fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı mezunu. 1984-1991 yılları arasında aynı bölümde araştırma görevlisi olarak, sonra Roma Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölü­mü’nde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 2008’de Italo Cal­vino’nun Sen “Alo” Demeden Önce adlı yapıtının çevirisiyle Dünya Kitap dergisinin Yılın Çeviri Kitabı Ödülü’nü aldı. Yapıtlarını dilimize kazandırdığı başlıca yazarlar arasında Umberto Eco, Cesare Pavese, Alessandro Baricco, Maurizio Maggiani, Margaret Mazzantini, Ferzan Özpetek sayılabilir. Ayrıca Orhan Pamuk’un, Oğuz Atay’ın ve Nedim Gür­sel’in bazı yapıtlarını İtalyancaya çevirdi.

edebiyathaber.net (4 Kasım 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r