
İlkyaz Ariz’in müze vitrinlerinde sessizliğe bırakılan nesnelere söz hakkı verdiği Eksik Hayatlar Koleksiyonu, Kuartet Yayınları etiketiyle e-kitap ve sesli kitap olarak yayımlandı. Emre Melemez’in seslendirdiği göçten yalnızlığa, kadın bedenine uygulanan baskıdan sanatın sınırlarına uzanan on öykü, nesnelerin belleğinde saklanan eksik hayatları gün yüzüne çıkarıyor.
Bir müze vitrininde duran bavul, içine yerleştirilen eşyalardan çok geride bırakılanları hatırlıyorsa; sıradan bir pisuvar sanat tarihinin en büyük tartışmalarından birini başlatmışsa; cam kavanozdaki bir beyin, sahibinin söyleyemediği bütün sözcükleri hâlâ taşıyorsa ne olur? İlkyaz Ariz, Eksik Hayatlar Koleksiyonu’nda insanı anlatmak için bakışını insandan geriye kalanlara çeviriyor. Nesneleri edilgen birer eşya olmaktan çıkararak geçmişin tanığına, insanlık durumunun anlatıcısına ve yer yer çağımızı sorgulayan keskin bir vicdana dönüştürüyor.
Kuartet Yayınları tarafından yayımlanan kitap, Storytel’de hem e-kitap hem sesli kitap biçiminde okurla buluştu. Emre Melemez’in seslendirdiği bir saat yirmi dakikalık sesli kitap, nesnelerin birbirinden farklı tonlarını işitsel bir anlatı evrenine taşıyor. Eserin her iki formatı da 30 Haziran 2026 tarihinde yayımlandı. Storytel’deki kitap sayfasında yapıt, “nesnelerin sessiz hafızasında yankılanan çarpıcı insan hikâyeleri” olarak tanıtılıyor.
Kitapta bavul, pisuvar, beyin, şişe, protez, telefon, kalp pili, iğne, korse ve halat olmak üzere on ayrı nesne konuşuyor. Ancak bu sesler, fantastik bir canlandırmanın ötesinde, tarihin görünmeyen yüzüne açılan kapılar niteliğinde. 1923 nüfus mübadelesinden geriye kalan sahipsiz bir bavul, içine sığdırılmış hayat kırıntıları kadar bir yurda, dile ve geçmişe sığdırılamayanları da taşıyor. Marcel Duchamp’ın sanat tarihini değiştiren Fountain’ı ise bir pisuvarın gözünden sanatın ne olduğuna, bir nesneyi “yapıt”a dönüştüren bağlamın ve niyetin gücüne bakıyor.
Louis Victor Leborgne’un yıllarca yalnızca “Tan” hecesini çıkarabilen zihninden kalan beyin, söylenemeyen sözlerin trajedisini dile getirirken protez, şişe ve telefon gibi nesneler bedenin, hatıranın ve iletişimin kırılganlığına eğiliyor. Kalp pili, yaşamla ölüm arasındaki ince eşiği; korse, güzellik ülküsünün kadın bedenini biçimlendiren sert baskısını; iğne ise kadınların birbirine miras bıraktığı incitici sözleri ve ataerkil düzenin kadın dili üzerinden yeniden üretilmesini sorguluyor. Bir balıkçı halatıyla kurulan öyküdeyse ölümü taşımak üzere seçilen nesne, beklenmedik biçimde yaşama yeniden tutunmanın aracına dönüşüyor. Bu yönüyle Eksik Hayatlar Koleksiyonu, göç, kayıp, yalnızlık, beden, kadınlık, toplumsal baskı, bellek, aidiyet ve ölüm gibi ağır izlekleri mizah, ironi ve hüzünle bir araya getiriyor. Ariz’in nesneleri insanları suçlamıyor; fakat onları rahatsız edici sorularla baş başa bırakıyor: Bir yaşamdan geriye ne kalır? Bir nesnenin değeri maddesinde mi, ona yüklenen anlamda mı saklıdır? Müzelerde korunan şey gerçekten eşya mıdır, yoksa ona dokunmuş insanların tamamlanmamış hayatları mı?
Kitabın özgün dünyasının arkasında yazarın akademik birikimi de bulunuyor. İç mimarlık eğitimini Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi ile İngiltere’deki University of Wolverhampton arasında yürüttüğü çift diploma programıyla tamamlayan Ariz, aynı üniversitede tasarım ve uygulamalı sanatlar alanında yüksek lisans yaptı. Renk, ışık ve algının iç mekânla ilişkisine odaklanan çalışmalarının ardından Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım alanında doktorasını tamamladı. “Ankara’daki Müze Örneklerinde Aydınlatma Yöntemleri ve Önleyici Koruma Yöntemi Olarak Işığın Denetimi” başlıklı doktora tezi, müze nesnelerinin korunmasıyla sergilenmesi arasındaki hassas ilişkiye yoğunlaşıyordu. Ariz’in edebiyatındaki müze, nesne ve bellek birlikteliğinin rastlantısal olmadığını gösteriyor.
Ariz, daha önce İngilizce yayımlanan Mummy Brown: Stain on The Artchemist – Life is a Story adlı kitabında da sanat tarihinin karanlık malzeme belleğine yönelmişti. Adını, geçmişte insan kalıntılarıyla ilişkilendirilen “Mummy Brown” pigmentinden alan eser, sanatın göz alıcı yüzünün ardındaki etik ve tarihsel gölgeleri araştırıyordu. Eksik Hayatlar Koleksiyonu’nda genişleyen nesne merkezli anlatıcılığın önemli bir habercisi olarak görülebilir.
Eksik Hayatlar Koleksiyonu, müze vitrinlerinin önünde hızla geçip gidenlere durmayı öneriyor. Çünkü Ariz’in dünyasında hiçbir nesne bütünüyle suskun değildir. Kimileri konuşmak için yalnızca kendisine gerçekten bakacak birini bekler.

















