Muzaffer Alemdar, Naru – Bir Yol Hikâyesi ile yogayı matın, pozların ve “zihni susturma” çabasının dışına çıkarıyor

Ağustos 30, 2026

Muzaffer Alemdar, Naru – Bir Yol Hikâyesi ile yogayı matın, pozların ve “zihni susturma” çabasının dışına çıkarıyor

Muzaffer Alemdar’ın kaleme aldığı Naru, Patanjali’nin Yoga Sutraları’ndaki kadim öğretiyi Naru’nun yolculuğu üzerinden bir hikâyeye dönüştüren kitap, modern insanın sürekli daha iyi, daha sakin ve daha “dönüşmüş” biri olma çabasına farklı bir yerden bakıyor.

Tanıtım metninden

Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan Naru, zihnini susturmaya, merkezine dönmeye ve kendini toparlamaya çalışan Naru’nun Aruna ile karşılaşmasıyla başlayan bir yol hikâyesi. Naru yogaya başlamak için önce “hazır” olması gerektiğini düşünürken Aruna’nın cevabı kitabın yaklaşımını daha ilk sayfalarda ortaya koyuyor:

“Hazır olman gerekseydi… başlayamazdın.”

Yol ilerledikçe yoga, yapılacak hareketlerden çok zihnin nasıl çalıştığını görebilmeninbir yolu haline geliyor. Alemdar; düşünceler, kaygı, beklenti, kontrol etme arzusu, bırakmak ve anda kalmak gibi meseleleri Yoga Sutraları’nın kavramlarını gündelik hayatın içine taşıyarak anlatıyor. Kitabın yaklaşımı net: Amaç zihni zorla susturmak değil; dağıldığını fark edebilecek kadar orada kalabilmek.

Naru aynı zamanda günümüzün popüler “dönüşüm” kültürüne de ince bir itiraz getiriyor. Kitaba göre yoga insanı başka birine dönüştürmez; kaygıyı, korkuyu ya da arzuyu hayattan silmez, değişen, bunların insan üzerindeki ağırlığıdır.

Muzaffer Alemdar’ın Naru – Bir Yol Hikâyesi kitabı, yogaya ilgi duyanların yanı sıra zihninin bitmeyen gürültüsünden yorulan herkese basit ama güçlü bir soru yöneltiyor: Ya ihtiyacımız olan şey kendimizi değiştirmek değil, olanı fark etmekse?

Arka Kapak Yazısı:

YOLUN SONUNDA BULUNACAK BİR ŞEY YOKTUR. YÜRÜRKEN GÖRÜLECEK OLAN VARDIR.

NARU EVDEN ÇIKTI.

Bir sabah bir köyde uyandı, başka bir sabah dilini bilmediği bir ülkede. Ormanlardan geçti, şelalelerin başında durdu.

Yol boyunca ona bir köpek eşlik etti. Kelimelerin yetmediği yerde sırtındaki enstrüman onun dili oldu.

Kadim yoga öğretileri artık bir kitabın cümleleri olmaktan çıkıp hayatın içine karışıyordu. Kimi zaman bilge Aruna’nın sözlerinde, kimi zaman süt sağan köylü bir kadının dilinde, kimi zaman da yolun kendisinde karşısına çıkıyordu.

Naru evden bir yere varmak için çıktı. Yol ise ona hayatı yeniden görmenin bambaşka bir yolu olduğunu gösterdi.

Yorum yapın