Murat Moroğlu’na 4 soru | Mehmet Özçataloğlu

Aralık 9, 2020

Murat Moroğlu’na 4 soru | Mehmet Özçataloğlu

1. Neden çocuklar için yazıyorsunuz?

Öncelikle nitelikli çocuk kitaplarına olan ciddi bir bağlanma sorunum var. Bu kitapların değiştirici-dönüştürücü gücüne inanıyorum. Sanatçıların ellerinden ve zihinlerinden çıkan bu eserler “sanatçı duyarlığı” etkisiyle okurla buluşuyor. Çizimler, sözcükler ve dramatik yapının bütünselliği bir sanat yapıtına dönüşüyor. Bu sanat yapıtlarını yaşamlarına katan bireyler (yaşları kaç olursa olsun) bir fark etme ve sonrasında da bir değişim sürecine giriyor diye düşünüyor ve inanıyorum. Değişim neden vardır? Çünkü yaşamda eksik bir şeyler vardır ya da yolunda gitmeyen ya da daha da anlamlısını arama çabası vardır. Bu kitaplar kısacası daha estetik bireyler ve daha estetik toplumların oluşmasına katkı sunar bence. 2009 yılında başladığım bu serüvende bu tür düşünceler beni sarıyor. Dolayısıyla temel olarak bireylerin fark etmesine ve değişimine, dönüşümüne katkı sunmak istiyorum. Bu amaç beni yazmaya itiyor diyebilirim. İlk kitabım hayal ve emek; ikinci kitabım yolda olmak; üçüncü kitabım ise (daha çıkmadı Ocak 2021 gibi) güç ve iktidar ilişkisi üzerine. Seçmeye çalıştığım ya da üzerinde durmaya çalıştığım konular yaşama dair hemen her yaş ve statüdeki bireyin karşılaşacağı konular. Beni yazmaya iten bir başka neden de “insanların yaşamda karşılaşacağı ve üzerine kafa yoracak” konuları okurla buluşturmak istemem.

2. Okuduğunuz ilk çocuk kitabı hangisiydi? Sizde ne gibi izler bıraktı?

İlk okuduğum çocuk kitabını hatırlamıyorum ama ben de iz bırakanlar “Şeker Portakalı”, “Gülibik”, “Balina ile Mandalina”, “Müzik Satan Çocuklar”, “35 Kilo Tembel Teneke” ve son dönemde okuduğum “Salon Salam” isimli kitaplardır. Bu kitaplarda çocukluğuma dair şeyler var. Hüzün, yoksulluk, çaba, sokak oyunlar ve arkadaşlığı… Bunlar son yıllarda bir çok çocuğun mahrum kaldığı şeyler. Komşuluk ilişkilerinden tutun da babanın ağır olan gölgesine, bir arkadaşı kaybetme hüznünden tutun da hapishane günlerine uzanan bir dolu şey var bu kitaplarda yaşama dair. Dolayısıyla bunlar gibi kitaplardan çok etkilenmişimdir ve bıraktığı izler de yaşama dair izler.

3. Bu kitabı keşke ben yazsaydım, dediğiniz bir kitap oldu mu?

Birkaç kitap var çok kıskandığım. Bunlardan bir tanesi “Küçük Fare ile Kırmızı Duvar” bir tanesi de “Bulutların Arasında”. Küçük Fare ile Kırmızı Duvar aynı zamanda bir yetişkin kitabı da yani her yaştan bireye “sınırlar, duvarlar ve toplum ve birey baskısına dair” farkındalık geliştirebilecek bir kitap. Tüm topluma ve bireye ayna tutan, sarsan ve özeleştiri yapmasını sağlayan güçlü bir kitap. Bu özeleştiriyle beraber insanlar birey olma yolunda önemli bir adım atıyorlar kendilerine dair.

“Bulutların Arasında” isimli kitap ise bir aşk, emek ve seçim kitabı… Eskiden hemen her sanatsal alanda emek, bireye olumlu katkı sağlayan en yüce değer olarak gösterilirdi. Ancak bu kitapla şunu fark ettim emek yine en yüce değerdir ancak bireye sonsuz olumlu katkı sağlamayabilir. Yani birisine ya da bir şeye emek vermeniz onun sizin olduğunuz anlamına gelmemeli. Emekten vazgeçmek de bir tercihtir ve basit, olabilen bir tercihtir sadece. Emeğe sahip çıkmak hep emek arkasından gitmek bir süre sonra bireyde hırsı da beraberinde getiriyor gibi. Oysa emek vermek kişisel bir tercihse emekten vazgeçmek de kişisel bir tercih olabilir.  Bu aşk kitabı bana bunları sorgulatmıştı. Bu nedenle keşke ben yazsaydım…

4. Çocuklara yönelik kitaplardan en son hangisini okudunuz? Kitapla ilgili düşüncelerinizi kısaca belirtebilir misiniz?

Olduğun Gibisin adında Aylak Kitap Yayınları’ndan çıkan bir kitap okudum. İnstagram sayfamda da paylaştım. Kitap “birey olma” , “kendini fark etme ve kabul etme” üzerine bir kitap. Toplumun birey üzerine olan düşüncelerini de içeriyor. Yine toplumun, bireyi nasıl yapılandırdığını da görebilirsiniz kitapta. Dolayısıyla topluma yönelik de ince bir eleştiri sunuyor kitap, bu açıdan  bakıldığında kıymetli bir kitap “Olduğun Gibisin” isimli kitap. Ayrıca iyi ve kötü kavramları üzerine çocuklarla felsefik tartışmalara yol açan bir kitap. Son dönemde okuduğum iyi kitaplardan iki tanesi de Elma Yayınevi’nden çıkan “Fare ile Köstebek” ve “ Çok Özel Bir Fare ile Köstebek” isimli kitaplar. Yaşama ve ilişkilere dair anlamlı bir kapı aralıyor bu kitap.

edebiyathaber.net (9 Aralık 2020)

Yorum yapın