Masthead header

Mine Kırıkkanat ve Elif Şafak arasında herhangi bir benzerlik var mı?

Mine Kırıkkanat, Elif Şafak’ın “Bit Palas” romanında kendi romanı “Sinek Sarayı”ndan ‘intihal’ yaptığı iddiasıyla yazara dava açmasının yankıları sürüyor. Doğan Kitap dün yaptığı açıklamada yazarı Elif Şafak’ın yanında yer alarak iddiaları ret etmişti. ‘İntihal’ iddialarının hukuksal süreci devam ederken, edebiyat dünyasından yazar ve eleştirmenler söz konusu iki romanı karşılaştırmalı okumasını yaparak bir rapor hazırladı.

Asuman Kafaoğlu Büke – Eleştirmen

Elif Şafak’ın “Bit Palas” (Metis Yayınları, 2002) ile Mine G. Saulnier’nin (Kırıkkanat) “Sinek Sarayı” (Cep Kitapları, 1990) romanları arasında (her iki romanının ilk baskılarını ele almış olarak) ana kahramanlar, kurgu, olay örgüsü ve de yazınsal üslup açısından bir intihal yoktur. “Bit Palas” tür olarak da masalsı bir dille yazılmış büyülü gerçekçi romanlara yakındır, “Sinek Sarayı” yazınsal tür olarak hiçbir benzerlik taşımıyor. Bu iki roman arasında ben bir benzerlik bulmadım. Öne sürülen rastlantısal sözcük benzerlikleri iki romanı birbirine yakınlaştırmak / benzetmek için yeterli bir neden olamaz.

Gaye Boralıoğlu – Yazar

Benzer yolları izlemelerine rağmen eserleri birbirinden farklılaştıran, özgün kılan nedir? Buna basitçe, üslupları, anlatım yolları diye cevap verebiliriz. Yevgeni Zamyatin’in Biz adlı romanı ile George Orwell’ın ünlü 1984’ü birbirine çok benzer. Bu iki distopik eser kurdukları dünya, yarattıkları karakterler, olay örgüleri itibariyle neredeyse birbirinin tıpatıp aynısıdır. Yine de George Orwell’ın kendisinden çok önce yazılmış olan bu kitaptan intihal yaptığı yönünde bir fikir iddia edilmemiştir bile. Çünkü her ne kadar benzerlikler olsa da Orwell çok etkileyici bir üslupla dünya çapında özgün bir eser ortaya koymuştur.

Elif Şafak’ın bundan yirmi yıl önce Türkiye’nin en prestijli, en titiz yayınevlerinden biri olan Metis Yayınları tarafından basılmış olan Bit Palas adlı romanı yalnız Türk edebiyatının değil dünya edebiyatının da en özgün eserlerinden biridir. Şafak bu eserinde Beyoğlu’ndaki bir apartmanı merkeze alarak aslında başka bir meseleyi anlatır. Bonbon Palas sakinleri kapılarını kapattıklarında evlerinin huzurlu ve güvenli ortamına çekileceklerini sanırlarken İstanbul’un bitmeyen çöp kokusuna maruz kalırlar (…) Şafak aslında bir apartman metaforu üzerinden, yabancılaşma, geçmişten kurtulamama, dünyanın tekinsizliği hakkında çok katmanlı bir roman inşa eder. 

Mine Kırıkkanat’ın Sinek Sarayı adlı eseri de Beyoğlu’nda geçer ancak, Elif Şafak’ın aksine o Beyoğlu’nun yerel özelliklerini öne çıkarır. Böylece bu çok renkli çok kültürlü semtin karakterler üzerinden bir resmini çizer. Daha çok izlenimci-gerçekçi bir anlatım inşa eder. Aynı ağaca bakan iki ressamın resminde olabilecek farklılıklar her türlü sanat üretimi için geçerlidir. Bu birinin Monet diğerinin Picasso tablosu olduğu gerçeğini değiştirmez.

Müge Sökmen – Yayıncı (Metis Yayınları)

Mart 2002 tarihinde ilk basımını gerçekleştirdiğimiz Elif Şafak’ın Bit Palas adlı romanının, içerik, edebiyat anlayışı, yazım tekniği, yazar duruşu gibi açılardan Mine G. Saulnier’nin (Kırıkkanat) Sinek Sarayı adlı romanıyla bir benzerliğinin bulunmadığını, intihal düşündürecek bir çakışmanın mevcut olmadığını belirtmek isterim.

İsmail Güzelsoy – Yazar

Bu iki romanda da birer apartman ve sakinleri hikâye ediliyor. Seçilen böyle bir anlatı arka planı, kaçınılmaz olarak belli unsurları ortaklaştıracaktır. Buna rağmen, doğrusu iki romandaki benzerlikler, herhangi iki romandan fazla değil. Başka türlü söylemek gerekirse, apartman hikâyesi üzerine kurulu iki romanda, çok daha fazla benzerlik olması beklenebilir. Kişisel olarak çok dikkatle incelememe rağmen esinlenme ya da benzerlik göremedim. Hele de intihal olarak adlandırılacak bir seviyede benzerlik! Bir eserin diğerinden intihal olduğunu gösterecek, karakter şeması, setting, olay örgüsü, kurgu, plot, üslup, anlatısal seyir, çatışma karakteristiği, zaman şeması, dramatik derinlik gibi roman bileşenlerinin hiçbirinde bir ortaklık olmadığı gibi, bir çağrışım da yapmıyor. İki romanı arka arkaya okumama rağmen, kafamı bulandıracak hiçbir ortaklık göremedim.

Bir noktaya açıklık getirmekte fayda var: Kişisel olarak iki yazarla da yüz yüze tanışmışlığım yoktur ve edebiyat emekçilerine yönelik fikrimi beni tanıyan herkes bilir. Edebi üretimin ne kadar meşakkatli ve yalnız bir yolculuk olduğunu bildiğim için, bu yolda yürüyen herkesi kardeşim olarak görürüm ve her birinin benim için özel bir yeri vardır. Ancak intihal gibi ağır bir itham karşısında da kişisel izlenimimi paylaşmak bir vicdan borcudur. Yaptığım okumada, raflardan çekilip alınmış rastgele iki roman arasında görülebilecek benzerlikten fazlasını tespit etmeyi başaramadım. Zorlamama rağmen…

Valérie Gay-Aksoy  – Çevirmen

2005 ve 2010 arasında hem Mine Kırıkkanat hem de Elif Şafak’ın ikişer kitabını bütünüyle çevirdim. Böylece hem burada incelediğim iki kitabı hem de bu iki yazarın edebiyatını yakından bilmekteyim. (…) Elif Şafak ve Mine Kırıkkanat’ın edebi dünya ve üslubunu en küçük teferruata kadar inceleyebilecek konumdayım. Ve bir intihal suçlaması bana göre tamamen asılsız ve temelsizdir. Bu iki yazarın çevirmeni olarak böyle bir şüphe asla aklıma dahi gelmedi. Aralarında değil intihal, ilham bile görmek mümkün değildir. 

Her iki roman da Istanbul’da geçiyor ve ikisinde de Art Nouveau tarzında eskimiş bir bina var…. Ama bu tuhaf ya da olağanüstü bir durum değil. Türk edebiyatında Istanbul’da bir apartmanda geçen onlarca ve onlarca roman mevcuttur. (…)

Sonuç olarakiki kitap da İstanbul’da geçiyor ve ikisinde de eskimiş Art Nouveau bir apartman ve az ya da çok marjinalleşmiş insanlar var diye bu iki roman arasında intihal olduğunu iddia etmek kanımca son derece yanlış ve yanıltıcıdır. 

Elçin Poyrazlar – Yazar

Bit Palas isimli romanın Sinek Sarayı’ndan intihal olduğu iddiası gerçeklikten çok uzaktır. İki roman kurgu, olay örgüsü ve konu itibariyle birbirinden bütünüyle ayrı, bağımsız ve alakasızdır. (…) Bit Palas ve Sinek Sarayı eserleri arasında dil ve üslup açısından değil yakınlık, muazzam farklar vardır. Bit Palas detaycı, derinlikli, sabır isteyen, mizahi ve dişil bir bakış açısıyla dilini kurar. Romanda her karakterin özgün bir sesi, ona uygun bir ritmi ve sözcük kullanımı var. Sinek Sarayı ise hızlı okunan, aceleci, didaktik, yer yer sloganvari bir dile sahip. (…)

Sinek Sarayı’ndaki apartmanda yaşayan karakterlerin hemen hepsi anlatıcı Sinan Laforge’un merceğinden okura yansır. Bu karakterlerin hemen hiçbirisinin öykülerine değinilmez, karakter gelişimi yapılmaz, neredeyse Sinan’ın öyküsünün ilerlemesi için kartondan kesilmiş gibi kalırlar. Bit Palas ise bütünüyle karakterlere adar kendini. O karakterlerin her biri kendi öykülerini ve dillerini taşır romana.

Bit Palas çöp, koku, böcek gibi temalarla aslında hapishanedeki atmosferi de hissettirir okura. Sinek Sarayı’nda ise çevrenin ve apartmanın atmosferini ancak Sinan Laforge söz ederse hissedebiliriz. Apartmanda koku, böcek, pislik görmeyiz. Sinan Laforge yabancı bir anlatıcı olarak bizi de atmosfere yabancılaştırır. (…)

Tüm bu başlıklar ışığında Bit Palas ile Sinek Sarayı kurgu, dil, karakterler, biçim olarak birbirine hiçbir düzeyde benzememektedir. Hatta iki eser arasında esinlenme bile sezilmez. Sonuç olarak, kanaatim intihal olmadığı yönündedir. 

Prof. Dr. Ülker Gökberk – Reed College (ABD, Portland, Oregon) 

‘Sinek Sarayı’ yukarıda değindiğim “Beyoğlu Rönesans”ının başında yayımlanırken ‘Bit Palas’ın yayını bu hareketin sonlarına rastlar. Bu iki romanı ortak bir paydaya oturtmak istersek, bu zemini, burada kısaca betimlemiş olduğum, edebiyatta Beyoğlu bağlamında görebiliriz. Beyoğlu’nu anlatan bütün bu yapıtlar, belli sokaklara, apartmanlara, eski evlere odaklandığı gibi, bu iki romanda da apartman unsuru vardır.  (…)

Her iki romanın birbirinden çok farklı olan kurgusu, tarzları ve işledikleri izlekler düşünülürse, öykülerin kaynağı olan ve orijinal ya da taklit art nouveau stilindeki bu iki apartman binası, romanlar arasında metinlerarası bir köprü kurmaz. Yukarıda belirttiğim gibi, Beyoğlu’nu anlatmak, binaları ve sokakları anlatmaktır. ‘Sinek Sarayı’ ve ‘Bit Palas’ daki roman kişileri apartman sakinleridir ve olaylar bu içine kapalı mekânlarda gelişip açılır; ancak bu, her iki romanda büsbütün başka modaliteler içinde gerçekleştirilir (…)

‘Sinek Sarayı’ ve ‘Bit Palas’, Beyoğlu ortamına yerleştirdikleri anlatılarını tamamen farklı kurgu, anlatı teknikleri, ve apayrı semantik ve semiotik çerçeveler içinde veren, kendine özgü, değerli romanlardır. Aralarında bir benzerlik ya da intihal kesinlikle söz konusu değildir.

Oya Baydar – Yazar

Sinek Sarayı ile Bit Palas arasında bırakın intihali, roman kahramanlarının bir apartmanın dairelerini paylaşmaları dışında ne kurgu, ne üslup, ne kahramanların karakteri, ne hikâyeleri açısından esinlenme denebilecek benzerlik de yoktur.

Yazarlarımızın kendi özgün yapıtlarını geliştirmeye çabalamaları yerine böyle suçlama ve davalarla uğraşmaları edebiyatımız adına da bir kayıptır.

Defne Suman – Yazar

Bu iki romanın başlıklarındaki sinek ve bit sözcüklerinde başka fazla bir ortak yanı bulunmadığını kolaylıkla söyleyebiliriz. Son yirmi yılda Türkçe edebiyata katılmış apartman romanlarının büyük çoğunluğunun Beyoğlu ilçesi sınırları içinde yer alan apartmanlarda geçtiğini hesaba katacak olursak Bit Palas ile Sinek Sarayı’nın aynı ilçede geçmeleri onları eşsiz bir ortalık ilişkisine taşımaz. Aynı şeyi her iki romanda bahsi geçen binaların Art Nouveau tarzı mimarisi için de söyleyebiliriz. Ayşe Övür’ün romanı Botter Apartmanı, Altar Kaplan’ın romanı Papadopulos Apartmanı, Nazlı Eray’ın Frej Apartmanı’nın Esrarı adlı eserleri Beyoğlu ilçe sınırları içindeki apartmanlarda geçer ve her bina için metinde en az bir defa Art Nouveau mimarisiyle inşa edildikleri dile getirilir. (…)

Bit Palas’ın üslubu mizahidir. İroniye yer verilmiştir. Herhangi bir siyasal görüş öne çıkmaz. Farklı siyasi görüşlere ve ahlaki değerlere sahip karakterler kendi dünyalarında kurgulanarak iç tutarlılıklarını ve çelişkilerini ortaya koyarlar. (…) Sinek Sarayı’ndaysa belli bir kesimin ahlaki değerlerini ve siyasal görüşünü diğerinden üstün tutan anlatıya rastlarız. (…)

Sonuç olarak Bit Palas bile Sinek Sarayı adlı iki eser arasında ne üslupta ne biçimde ne de içerikte bir akrabalık bağı olduğunu söyleyemeyiz. Bu iki eseri yan yana getirip akademik gayelerle incelemek bile zorlama olacaktır. Bit PalasSinek Sarayı’na edebi gönderme dahi yapmamaktadır. Aralarında en ufak bir akrabalık, benzerlik ilişkisi olduğunu öne süremeyiz. 

Mine Krause – Edebiyat araştırmacısı

Mine Kırıkkanat’ın Sinek Sarayı ile Elif Şafak’ın Bit Palas romanlarını okudum. Ulaştığım sonuç, her iki romanın kurgu ve anlatım teknikleri, yazın üslubu, hikâye, karakter betimlemesi ve karakter geliştirilmesi açısından tamamen kendine özgü, orijinal ve yenilikçi olduğu yönündedir. Aşağıda detaylı bir biçimde de belirttiğim gibi, her iki roman birbirinden son derece farklı.

Her iki romanda da Istanbul’da bir apartmanın var olması, edebiyat açısından olağanüstü bir durum olarak değerlendirilmemelidir. Farklı yaşam tarzlarına sahip sıradışı karakterlerin bir apartmanın farklı katlarında bir arada nasıl yaşadıklarının anlatılması, fikir olarak başta Fransız Edebiyatında olmak üzere ele alınmıştır. Mesela George Perec La Vie Mode d’emploi (Yaşam Kullanma Kılavuzu) Sabahattin Ali’nin Apartman’ı, Yasmina Khadra’nin Ce que le jour doit à la nuit’si ile Ayfer Tunç’un Yeşil Peri Gecesi’ bunlardan yalnızca birkaçıdır. (…)

Anlatım ve kurgu açısından Mine Kırıkkanat ile Elif Şafak’ın romanları arasında hiç bir benzerlik bulunmamakta. (…) , Sinek Sarayı ve Bit Palas birbirinden bağımsız eserlerdir. Aralarında, kurguda, üslupta, dilde ve karakterlerin oluşum ve gelişiminde önem atfedilecek benzerliklerden söz edilemez.

edebiyathaber.net (8 Haziran 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r