Masthead header

Memleket Manzaraları: Van | Deniz Arslan

Benim oğlan gelecekti, beni almaya. Hale gidecektik birlikte. Halden üç kilo okunmuş nar alıp anamın mezarına sonra. Okunmuş narları tek tek taneleyip mezarına serpecektik rahmetlinin. Birer de Fatiha patlatıp üstüne, kahvenin yolunu tutacaktık. Kahvede ben Adana koşusuna kupon yaparken, oğlan da bir köşeye oturup telefonunda oyun oynayacaktı. O sırada her yıldönümünde olduğu gibi bana yine, “Baba,” diyecekti, “neden babaannemin mezarına nar serpiyoruz? Ve ayrıca gidip halden en ucuzunu aldığın halde neden okunmuş nar diye anlatıyorsun sağda solda?” Ben de o andavallıya diyecektim ki, “Ben okuyorum evladım, o yüzden okunmuş!” O tabii ikna olmayacak, “Ama baba, okunmuş öyle bir şey değil ki, bi’ hocanın falan okuması lazım. Sen doğru dürüst Subhaneke bile bilmiyorsun,” diye karşı gelecekti. Sonra ben kupondan başımı kaldırıp, buna ters ters bakarak diyecektim ki: “Lan, babaannenin, mezarıma her sene üç kilo okunmuş nar tanesi sepeleyin diye vasiyet etmesine takılmadın da buna mı takıldın?” O zaman, benim yarım akıllı oğlum gözlerini dana gibi açarak, “Ona da takılıyom baba,” diyecekti, “ilk sorum oydu zaten.” Ben o zaman bu muhabbetten sıkılıp, “Üçüncü ayakta Persona gelir mi lan?” diyecektim. Bu da, “Gelir baba,” diyecekti. Persona gelmeyecek ve gül gibi kupon üçüncü ayaktan yatacaktı. O bakımdan, benim oğlanın gelmemesi isabet oldu sanki.

edebiyathaber.net (21 Eylül 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r