Mehmet Mollaosmanoğlu’ndan sarsıcı bir roman: Ölümcül Baobab

Şubat 21, 2026

Mehmet Mollaosmanoğlu’ndan sarsıcı bir roman: Ölümcül Baobab

Mehmet Mollaosmanoğlu’nun kaleme aldığı Ölümcül Baobab; savaşların ve yıkımların savurduğu insanların hikâyesini, vicdanı zorlayan bir anlatımla okura sunuyor. Eser, The Kitap Yayınları etiketiyle raflarda.

Tanıtım metninden

İstanbul’da kuşkulu bir klinik, Cape Town’da günahkâr bir ada, Madagaskar’da ölümcül bir baobab ağacı… Bu karanlık sacayağının izini süren göçmen Azgar Naik’in hikâyesi, okuru kıtalar arası bir yüzleşmeye davet ediyor.

Şiirsel dili ve güçlü metaforlarıyla roman; yersiz yurtsuz kalmış hayatları, erdem ile yozlaşma arasındaki ince çizgiyi ve insanın karanlıkla imtihanını derinlikli bir kurguyla ele alıyor. Ölümcül Baobab, yalnızca bir göç hikâyesi değil; vicdan, aidiyet ve insanlık üzerine sert ama unutulmaz bir anlatı.

Ah ölüme ağıtlar yakan ölümcül Baobab, geride bıraktığın hayatını nasıl da istemsizce yaşadın; rastgele, aslını asaletini unutarak, yurdunun toprağının hasretini çekerek, başka ellerin, başka akılların insafına sığınarak, özünden uzaklaşarak. Dünya bir dönme dolap, her ölümlü gibi sen de bindin, indin ve bir hikâye bıraktın inerken.

İşte o hikâye dilden dile anlatılırsa dünyanın en ücra köşelerindeki insanların erdemleri üstüne ağır damlalar gibi tek tek düşüp yerle bir edeceğini bilsen iyi olur; ağır ömründen çok daha adil bir mühür olacak merhametsiz yeryüzüne ve yaşam dediğimiz oyunun çıban kadar çirkin vicdanına…

İşte sırf bu nedenle acılarını unut artık, yönünü ışığa dön ve sakince parla her neredeysen. Bak gerçekten erdem peşindeki insanların pek çoğu hikâyenden hüzünlü bir keyif alıp ders çıkaracak hatta sonunda bir damla gözyaşı dökenler bile olacak. Dahası; hikâyeni dinleyenlerden bazıları senin izini sürmek için yola koyulacak. Kuşkusuz epeydir yelin izin kalmadı; ama o yolcuları senden türeyip coğrafyaya dağılmış muhteşem baobablar karşılayacak, sana bundan iyi müjdeyi kim verebilir?

Göçmen Baobab, güzel Baobab, eskinin karanlığından çık artık, kurtul geride bıraktığın hayatın sisinden pusundan. Gürleyen pınarları andıran şarkılar söyle olduğun yerde.

Yorum yapın