Masthead header

Kullandığımız dil üzerinden ilerleyen roman | Nevres Işılay Kaçakgil

Bildiğiniz tüm nüfus sayımlarını unutun… Giacomo Papi’nin ironik distopyasında gruplaşmış ve bilginin ışığına sırtını dönmüş modern dünyanın iletişim problemleriyle dolu politik hicvini okuyoruz. Buradaki karakterler de en az olaylar kadar ironik… Harry Potter’ın satır aralarındaki büyüleri ezbere bilen ama halkı öğrenmeden, sanattan uzak tutan bir İç İşleri Bakanı’ndan Cehalet Bakanı’na, kitapta yazara müdahale eden İtalyan Dilinin Sadeleştirilmesinden Sorumlu Daire Başkanlığı yetkilisinin dipnotlarından, onun gizemli kayboluşuyla dipnotların sonlandırılmasına kadar kitapta akıcı bir dille anlatılmış son derece ilginç bir kurguyla karşılaşacaksınız.

Timaş Yayınları’nın bu ay okurlarına sunduğu yeni kitaplarından olan Radikal Şıkların Sayımı, belki de sadeleştirme komisyonundan doğan çekince dolayısıyla akıcı ve sade bir dil yaklaşımıyla dünyada tarih boyunca insanların nasıl kolonilere, guruplara ayrıştırılarak yönetildiği, algılarının şekillendirildiği ve yöneticilerin hüküm sürerek onları yanlışların doğru, doğruların yanlış olduğuna koşulsuz inandırabilir bir yapıya sahip olduğuna işaret ediyor. Bu, bilinen siyaset felsefesi kitaplarının aksine romanın şimdisinde geçen olayların yaşandığı teatral bir atmosfer kurup spot ışığının odaklandığı karakterler üzerinden okuyucuya gösteriliyor.

Bir cinayetle başlayan kitap, cinayetin öncesi ve sonrası yaşananların hem düşünsel hem de eylemsel olarak sebep ve sonuçları üzerinden ilerliyor. Halk içinde cahillerin yüceltildiği, entelektüellerin ise yerilerek ötekileştirildiği bir dünyada, kitlesel hareketleri tetikleyen galeyana gelme ve düşünmeden hareket etme gibi fevriliklerin sonuçlarını takip ediyoruz. Burada anlatılan İtalya’da toplum; çingeneler, entelektüeller, Yahudiler gibi guruplara ayrılmış; cehalet ise yüceltilmiştir. Ancak daha çok insanlar açken faydasızca alıntı yapan entelektüellerin “boş” ve “işlevsiz” konuşmaları, onların yanında kendini aşağı hisseden halkın fazlasıyla tepkisini çekmektedir. Eskiden bilgiden çekinen ve entelektüellerin dilinden anlamayan insanlar artık bu duruma bir son vermek ister. Elbette burada onlara destek olan ve cesaret veren, devlet adamlarının sosyal medya gibi yeni iletişim araçlarını kullanarak entelektüellere karşı tavır alması ve yeni yasal düzenlemelerle onları ötekileştirmesidir. Entelektüellerin artık sesini çıkarmaya çekindiği bu yeni düzende, Prof. Dr. Giovanni Prospero gerek sosyal medyada gerekse katıldığı TV programında düşüncelerini açıklamaktan geri durmaz. TV programında kurduğu cümle ve akabinde sunucu ile bakandan gelen tepkiler üzerine halk ayaklanır ve Prospero’yu çok vahşi bir şekilde linç ederek öldürür. Bu olaydan sonra, iki gurubun hayatlarına farklı açılardan baktığımız gibi politikanın diğer yüzünü de yine olaylar üzerinden takip ederiz.

Romandaki kilit nokta ise dildir. Kitaptaki her şey kullandığımız dil üzerinden ilerler. Radikal şık adı ile ötekileştirilen entelektüellerin kullandığı kelimelere ciddi bir devlet düzenlemesi getirilir. Dilin sadeleşmesinin sınıflar arası ayrımı gidereceğini ve yazarlarla halkın uzlaşma sağlayacağını düşünen bakanlar, bu yöntem ile kendisini entelektüel olarak görenlere özel bir vergiyle birlikte koruma sağlayıp yasak kelimeleri kullananlara ise ciddi cezai işlemler uygulama yoluna giderek otoritesini güçlendirme yoluna gider. Böylece gündem sürekli değişip insanlar birbirlerini ihbar etmekle meşgulken ekonomideki dalgalanmaların üzeri örtülür. Tüm bu süreçler yaşanırken faili meçhul cinayetlerin devamı, hayatta kalan entelektüellerin yaşamı ve daha fazlası heyecan dolu bölümlerde okuyucusunu bekliyor.

Metinlerarasılıkla ve felsefi göndermelerle zenginleştirilmiş bu kitap gerçekten de distopya üzerinden retorik sanatını parlatır nitelikte. Felsefenin, siyasetin, sanatın, bilimin ve daha birçok düşünsel yönü aydınlatan ve insanlığa tanıtan şey aslında dildir. Dilin gücü ne kadar yüksekse, hitabet ne kadar kuvvetliyse kitleleri etki altına almak ve onları yönlendirmek de bir o kadar kolaydır. Bu nedenle sözü seven ve sözün gücüne güvenen herkesin bu sıra dışı romanla bir an evvel tanışmasını tavsiye ederim…

Nevres Işılay Kaçakgil – edebiyathaber.net (5 Ağustos 2020)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r