Masthead header

Kısa Klasikler serisi “Gizli Başyapıt” ve “Suçluyorum” ile büyüyor

Honoré de Balzac’tan “Gizli Başyapıt” ve Émile Zola’dan “Suçluyorum” Can Yayınları etiketiyle yayımlandı.

Tanıtım bülteninden

Bir oturuşta okunabilecek en çarpıcı Kısa Klasikler çağdaş illüstratörler tarafından özel olarak tasarlanan kapaklarıyla okurlarla buluşmaya devam ediyor.

Gizli Başyapıt

Balzac, en ünlü yapıtlarından biri olan Gizli Başyapıt‘ta, kusursuzluğu arayan ressam Frenhofer’in olağandışı öyküsünü anlatır. Başyapıtının üstünde tam on yıl çalışan bu 17. yüzyıl ressamı, resmi bitirdikten sonra iki genç hayranına gösterir.
 
Gizli Başyapıt yalnızca Picasso’yu değil, Cézanne gibi bir ressamı, Henry James gibi bir yazarı, Jacques Rivette gibi bir sinema ustasını da derinden etkilemiş, efsanevi bir öykü. Ressam Frenhofer’in çılgınlığı, belki de tüm sanatçıların çılgınlığı. Bu öykü, bir anlamda modern sanatın öyküsü.
 
“Olağanüstü… Balzac’ın gerçekliğin sonsuz arayışı içindeki ressamı, sonunda kapkara bir belirsizliğin ortasında buluyor kendini. O kadar çok gerçeklik var ki, insan hepsini kucaklayayım derken karanlıkta buluyor kendini…”

Pablo Picasso
 
#kısaklasikler #fransızklasikleri #gerçeklikarayışı #kusursuzluk #resimsanatı #modernsanatınöyküsü
 
Çeviri: Samih Rifat
Dizi: Kısa Klasikler
Tür: Uzun öykü
Sayfa sayısı: 64
Fiyat: 8,50 TL         
 
HONORÉ DE BALZAC, 1799’da Fransa’nın Tours kentinde doğdu. Kendi adıyla yayımlanan ilk eseri Köylü İsyanı tarihî bir romandı. 1829-1830 yıllarında taşra yaşamına yönelen Balzac’ın Tours Papazı ve Eugénie Grandet gibi romanları basıldı. Yapıtlarını büyük bir bütün oluşturacak biçimde üç grupta tasarladı: insan yaşamını ve toplumu yöneten ilkeleri ele alan “çözümleyici incelemeler”; insan eylemini belirleyen nedenleri ortaya koyan “felsefi incelemeler”; bu nedenlerin sonuçlarını gösteren “töre incelemeleri”. Bu bakımdan Goriot Baba, gerçekçilik akımının başyapıtı sayılır. Balzac, bu eserlerinin tümüne Dante’yi anıştıran bir başlık koydu: “İnsanlık Komedyası”. Balzac, 1850’de Paris’te öldüğü zaman, ardında 85’i tamamlanmış, 50’si taslak halinde kalmış roman ve 2.000’i aşkın roman karakteri bırakmıştı.
 
SAMİH RİFAT, 1945 yılında doğdu. Mimar, fotoğrafçı, çevirmen. Saint-Benoit Lisesi ve İTÜ Mimarlık Fakültesi’ni bitirdi. 1978’den günümüze, çeşitli gazete ve dergilerde, mimarlık, fotoğraf ve genel olarak sanat konularında yazılar yazdı; şiir ve düzyazı çeviri kitaplar yayımladı; René Char, André Verdet, Kavafis, Seferis, Platon, Le Corbusier, Claude Simon, Michel Butor gibi ozan ve yazarları dilimize çevirdi; Antikçağ ve Bizans ozanlarından şiir seçkileri yayımladı. 2007 yılında İstanbul’da öldü.
 
Suçluyorum

Artık bir klasik niteliği kazanan ve onurlu aydın başkaldırısının görkemli bir örneği olan Suçluyorum‘u, Tahsin Yücel’in çevirisi ve önsözüyle sunuyoruz. 
 
19. yüzyılın sonlarına doğru Fransa’da, Yahudi bir subayın, Yüzbaşı Alfred Dreyfus’ün haksız yere casuslukla suçlanmasıyla patlak veren Dreyfus Davası, yalnızca bir hukuk ve ayrımcılık skandalı değil, aynı zamanda başta ordu ve yargı olmak üzere ülkenin tüm kurumlarını temelinden sarsan toplumsal bir olaydır. Dava tam on iki yıl sonra Dreyfus’ün aklanmasıyla sonuçlansa da, III. Cumhuriyet ve çağdaş Fransa’nın tarihinde önemli bir dönüm noktası oldu. Bu dava çevresinde gelişen çalkantıların keskinleştirdiği güç dağılımı, kilise ve devlet işlerinin ayrılması gibi sarsıcı önlemlerin alınmasına, milliyetçilerle antimilitaristler arasında uzun süreli bir çatışmanın doğmasına yol açtı.
 
Büyük romancı Émile Zola, 13 Ocak 1898 günü L’Aurore gazetesinde yayımladığı, Fransız Genelkurmay’ına yönelik “Suçluyorum” başlıklı açık mektubuyla, Dreyfus’e yapılan haksızlığın karşısına dikilen Fransız aydınlarının sözcüsü oldu. Ancak bu kez kendisi iftira etmekle suçlanarak yargılandı.
 
#kısaklasikler #fransızklasikleri #yahudikarşıtlığı #ayrımcılık #dreyfusdavası #aydınlarbildirisi #mahkeme #adalet
 
Çeviri: Tahsin Yücel
Dizi: Kısa Klasik
Tür: Düşünce
Sayfa sayısı: 48
Fiyat: 8,50 TL         
 
ÉMILE ZOLA, 1840’ta Paris’te doğdu. Çeşitli dergilere makaleler veriyor, öyküler yazıyordu. Kendi yaşamından yola çıkarak yazdığı, çirkinliklerin açıkça anlatıldığı ilk romanı La Confession de Claude (Claud’ un İtirafları), yalnızca halkın dikkatini çekmekle kalmadı, polisin ve Hachette’in tepkisiyle karşılaştı. Bunun üzerine yayınevinden ayrılarak serbest gazetecilikle geçinmeye başladı. 1867’de Thérèse Raquin‘i yayımladıktan sonra, Balzac’ın İnsanlık Komedyası’na benzer bir dizi roman yazmayı kararlaştırdı. Bu diziden 1877’de çıkan Meyhane, Zola’nın en çok satan yazarlar arasına girmesini sağladı. Dizinin en ünlü romanları ise, Nana ile Germinal oldu. Edebiyatta doğalcılığın kurucusu olarak kabul edilen Zola, 1902’de evinde karbonmonoksit gazından zehirlenerek öldü.
 
TAHSİN YÜCEL, 1933’te Elbistan’da doğdu. Galatasaray Lisesi’ni ve İÜ Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi (1960). Varlık Yayınları’nda çevirmenlik ve yazıişleri müdürlüğü yaptı. Öykü derlemeleri, romanları, bilimsel araştırmaları ve kuramsal yazılarının yanı sıra, Balzac, Flaubert, Daudet, Gide, Simenon, France, Proust, Camus, Sartre, Malraux ve Duras gibi önemli Fransız yazarların yapıtlarını dilimize kazandıran Yücel, 1984’te Azra Erhat Çeviri Üstün Hizmet Ödülü’ne, 1997’de Fransız hükümeti Palmes Académiques Nişa­nı’na değer görüldü. 22 Ocak 2016’da öldü.

edebiyathaber.net (28 Ekim 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r