Masthead header

İşte, Seray Şahinler’in önerdiği 10 kitap

Abdülhak Şinasi Hisar, “Fahim Bey ve Biz”

“İnsanlar birbirlerinden uzun mesafelerle ayrılmış yıldızlar gibi, kendi hususi boşlukları içinde dönen, hepsi yalnız, hepsi mahrem ve başkalarına kapalı birer dünyadır. Bir yıldız sönünce ondan uzaktakiler bir şey duymaz” der Abdülhak Şinasi Hisar. İnsanın tıpkı gökyüzü gibi uçsuz bucaksız, fakat her biri kendine özgü ve tamamen birbirinden bağımsız “yıldızlar”dan oluşan evrenini en güzel haliyle özetler.

Orhan Pamuk, “Benim Adım Kırmızı”

Tarihsel atıflarla bezenmiş ve bu yönde bir anlatıyı benimsemiş bir romanın didaktizme asla kaymayışı hayranlık verici. Tek bir akışla aynı zamanda okuru bilgilendirişi de aynı şekilde… Tek bir kelimenin dahi güçlü temsiliyete sahip oluşuyla etkisinden çıkmanın mümkün olmadığı zamansız bir roman.

Orhan Veli, “Şairin İşi”

Eğer şiiri seviyorsanız ya da sadece Orhan Veli şiirlerini seviyorsanız, Türk şiirin en bilinen şairini kendi yazıları eşliğinde yakından tanıma klavuzu “Şairin İşi.” Orhan Veli’nin farklı gazetelerde çıkmış yazılarını bir araya getiren kitap, olağanüstü bir kişiliği tanıtıyor size. Sadece döneminin değil bugünün dahi çok ilerisinden olan bir aydının hayata ve sanata dair günlüğü…

Seray Şahiner, “Ülker Abla”

Kadın meselesini sömürmeden “acıyı ve merhamet”i talep etmeden, bir kadının kendi hayatını yeniden yazma klavuzu. Yazarın dildeki dönüşümüyle hikayenin birbirini tamamlayışı adıyla şanıyla edebiyatımıza yeni bir karakteri armağan ediyor.

Hasan Ali Yücel, “Geçtiğim Günler”

Türk eğitim ve kültüründe kırılma yaratan Hasan Ali Yücel’in hayatını, iç dünyasını, gönül bağının en ince tellerini kendisinden dinlemek çok kıymetli. Büyük bir sanat ve fikir adamının inceliğine şahit olmaya, kültür ve eğitimdeki atılımların perde arkasındaki büyük öngörü ve vizyonu birinci elden öğrenmeye vesile olan nahif bir kitap.

Giulio Cavalli, “Dalga”

“Squid Game”i sık sık konuştuğumuz günlerde gelen bu roman, hayattaki en gerçek şeyin insanın vahşeti olduğunun çarpıcı bir göstergesi.

Douglas Stuart, “Shuggie Bain”

Asıl mesleği modacı olan Stuart’ı belleğinin kaşıntısıyla yazarlığa yönelmesine ve ilk romanını bağımlılıktan kaybettiği annesinden yola çıkan bir hikayeyle en baştan taçlandırması çarpıcı. Shuggie’nin annesiyle nasıl var olduğunu, kaybedenler kulübü müdavimlerinden bir örnek olan annesi Agnes’in hayatla hesabı, Shuggie’nin kendini buluşu ileride daha çok konuşacağımız bir yazarın ilk armağanı. Belki Booker Jürisi’nin “Okuyan kimse asla aynı hissetmeyecek” sözü çok iddialı fakat bence Stuart hikayesi dünyaya adım adım ulaştığında bir daha aynı hissetmeyecek.

Alex Schumann, “Hayatta Kalanlar”

Schumann, Türkçede ilk kez yayımlanan bu yeni romanıyla “aile bağı”nın ne olduğuna ve olmadığına temas ediyorÜç erkek kardeşin annelerini kaybettikten sonraki süreci, çocukluk yıllarıyla konuşarak “masumiyetin” zamanla neye dönüştüğüne, üç kardeşin birbirine nasıl yabancılaşabildiğine fakat gün sonunda güçlü olan şeyin aile bağı olduğuna dikkat çeken duygusal bir roman.  Romana hakim olan “doğa” bir Nordik rengi sunarak sürece imajinatif bir boyut kazandırmış.

Bilge Karasu, “Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı”

Benim için mitolojinin “rüyası”. Böyle Buyurdu Zerdüşt’le konuşuyor olmalı; büyüleyici bir “günün” yolculuğu.

Herta Müller, “Yürekteki Hayvan”

İnsanın her an her koşulda nasıl korkuya maruz kaldığını ve bunu nasıl içselleştirdiğini eşine az rastlanır bir edebi dille anlatıyor Herta Müller. Meselesinden ziyade dili beni çok etkiler.

Seray Şahinler’in Orhan Veli’nin kızkardeşi Firuzan Yolyapan ile gerçekleştirdiği röportajlardan yola çıkarak hazırladığı ve tüm yönleriyle Orhan Veli’yi inceleyen Ağabeyim Orhan Veli kitabı geçtiğimiz yıl Doğan Kitap’tan yayımlanmıştı. Harun Karaburç’un kendisiyle yaptığı röportajı okumak için >>>

(19 Ocak 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r