Masthead header

İnsanın bireysel yolcuğunda küçük bir öykü | Havanur Taflan

Ne var ki benim öyküm benim için herhangi bir sanatçının öyküsünün kendisi için taşıdığından daha çok önem taşır. Çünkü benim kendi öykümdür bu, bir insanın öyküsüdür. Kafadan uydurulmuş bir insan değil, gerçek insan.

Hermann Hesse’in Demian kitabının giriş kısmı bu şekilde başlıyor. Hesse’e nereden geldim şimdi. Demian, Doğu Yolculuğu, Siddhartha kitaplarından ayrı düşmüş tekrar yerini arayan, unutulmuşluğun üzüntüsüyle sıkışıp kalmış gibi duran Knulp hikâyesi; tekrar Hesse’le beni yolculuğa çıkardı.

Her insan bir varoluş mücadelesi verir ve her insanın hikâyesi önemlidir, diyen Hesse Alman edebiyatının önemli bir yazarıdır. Arayış adamıdır. Çocukluğundan gençliğine hayatının her evresinde aramayı sürdürmüştür. Kendinden çok şey vardır yapıtlarında.  Hesse sürekli yoldadır bu arayış için. O yüzden de hikâyeleri yollarda geçer.

“Ya yazar olacaktım ileride ya da hiçbir şey” diye söyler Hesse. Yazar olmak daha da önemlisi anlatıcı olmak için bol bol okuyan Hesse, 1877’de Almanya’da doğmuş ve 1962’ deki ölümüne kadar da birçok yapıt bırakmış, ayrıca değişik gazete ve dergilere 3000’in üzerinde kitap tanıtımı ve eleştiri yazmıştır. Yargıda yargıyı verenin, haberde haber verenin kimliğinin yansıması gibi tüm bu yazıları da Hesse’in yansımasıdır. 1946’da Nobel ödülü alan ödül öncesinde de Amerika’da tanınan yazar; hippilerin ermiş kişisi olarak zamanla gençlik hareketinin uygarlığa, topluma devlete yönelttiği yoğun eleştirilerde bir önder konumuna yükselmiştir. İsviçre vatandaşlığına geçen yazar yaşamının büyük kısmının geçtiği kent olan Montagnola’da Thomas Mann, Bertolt Brecht, Andre Gide gibi yazarlarla bir arada olmanın hazzını yaşamıştır. İsviçre’de yaşadığı dönem boyunca kendisine gelen milyonlarca mektup Hermann‘a başka bir misyon yüklemiş, artık danışılan bir adam olmuştur.

Hayatın gizemini çözmüş müdür bilinmez ama psikiyatri kliniğinde tedavi gördüğü doktoru Jung’un öğrencisi Dr. Lang’ın etkisi vardır onun üzerinde. (Tedavi karşılıklı sohbetlere dönüşmüş, Hesse’in hayata bakışını değiştirmiş, bu durum da kitaplarına yansımıştır. Hayata bakışındaki ikinci değişiklik de Hindistan yolculuğudur onun için.)

1919 savaş yıllarında ailevi sorunlarla psikolojisi bozulan Hesse bu süreçte de sürekli yazmaya devam eder. Emil Sinclair takma adıyla yazdığı Demian bu dönemde ortaya çıkmıştır. Dr. Lang, onun psikanaliz merakında önemli bir rol oynar, yaşamının bu evresinden sonra yazıları değişmeye başlar, insanı daha iyi tanıyordur artık. Bu dönemde kaleme aldığı Zerdüşt’ün Dönüşü denemesiyle de politik çizgisini okuyucusuna göstermiştir. Nietzsche’nin yanındadır ama bu Nietzsche filozof değil insan Nietzsche’dir. Çünkü onun için önemli olan insandır.

“Pek az kimse kendi yazgısını tanır. Pek az kimse kendi yazgısını yaşar. Kendi yaşamınızı yaşamayı öğrenin. Kendi yazgınızı tanımayı öğrenin” diye seslenir. Ama öyle durup da yanıp yakılarak dünya tarihinin insafına sığınmayın! Almanlığın şarkısını ağzından düşürmeyen sizler işledikleri kabahatten ötürü cezalandırılmış okul çocukları gibi yol kenarında dikilip gelen geçenden merhamet dilenmeyin. Düşkünlüğünüzü sineye çekemiyorsanız, ölüp gidin daha iyi! İmparator olmadan, o zafer kazanmış generaller olmadan kendi kendinizi yönetemiyorsanız, bırakın da yabancılar yönetsin sizi! Âmâ utanç denilen şeyi de büsbütün unutmayın!”

Özgür kişinin bağımsızlığını öne çıkardığı, insanların kitleleştirilip ruhsuzlaştırıldığı bir dönemde bu denemesiyle insanın iç dünyasına giden yolu göstermeye çalışmıştır. Kamuoyu önünde açığa vurduğu bu düşüncelerden sonra politika için kendisine yapılan davete verdiği cevapta “benim görev ve mesleğim, insanlığın benden istediği meslektir. Her ikisi de gereklidir fakat her ikisine hizmet etme olanağı yoktur. Politika parti işidir, insanlıksa partiyi yasaklar”  diyerek yazar olarak bireysel insanlık davasının yanında yer aldığını ve politikadan uzak durduğunu gösterir. İki dünya savaşını ve onların yıkıcı etkilerini de gören Hesse için önemli olan insanın bireysel varlığı, hayattaki biricikliği ve varoluş yolculuğudur. Hep yolcudur. Bu yolların onun için anlamı çok farklıdır. İnsanın kendini tanıma yolculuğudur bunlar onun için.

Gelelim beni tekrar ona götüren, üç bölümden oluşan kısa hikâyesi Knulp’a. Yazar düzene ayak uyduramayan göçebe bir adamın yolculuğunu anlatır bu küçük destansı öyküde. İki Knulp vardır aslında hikâyede, birincisi hayatta bir baltaya sap olamamış, diğeri gittiği her yerde sevilen karşılaştığı insanları sevindiren yalnız ve yurtsuz adam.  Kendini bulma hikâyesidir. Bu yönüyle de okuyucuya kendini sorgulatır; sen hangisisin, senin varoluş amacın, hikâyen nedir diye.

Hikâyenin sonunda yaşlı Knulp, yaşadığı köye vedalaşmak için gelir, bir taraftan da yaşamla hesaplaşmalar yapar. Bu hesaplaşmaların olduğu son kısımda yazar, Tanrıyla konuşturur Knulp’u. Bu arada okuyucu da kendi hayatını sorgular farkına varmadan. Knulp’u eleştirir yer yer. Ama çok da sever onu. Edebiyatın büyülü gerçekliği içinde okuyucu hikâyenin kahramanıyla onun yolculuğunun her aşamasını tüm içtenliğiyle yaşar.

Ölümün yakınlarındaki Knulp, yaşamının muhasebesini yaparken Tanrının “ben seni olduğundan başka türlü kullanamazdım sen benim adıma göçebe gibi gezip durdun. Benim adıma bir yerde oturan insanlara bir parçacık özgürlük götürdün. Sen hiçbir şeyi bensiz tatmadın hiçbir acıyı bensiz çekmedin. Hepsini bende seninle birlikte yaşadım.” sözlerinden sonra hayatının boşa geçmediğine olan inancıyla  “Ulu tanrım evet güzeldi sevinç de yas da güzeldi. Bugünleri yaşamamış olsaydım her yaşamadığım güne çok yazık olurdu.” der. Artık hayattaki var olma amacını biliyordur ve uykuya dalar gibi ölümün yatağına kendini bırakır huzurla.

Var olan çarkların içinde yer almayan, bireyci olarak, dünyada büyük bir destek gören yazar, filozof edasıyla anlattığı bu öyküsünde de yolunu bulma mücadelesindeki insana rehberlik eder aslında. Kitaplarımın arasında tekrar yerini alan Knulp ’la bana yaptığı gibi.

Kaynaklar:

Knulp, Hermann Hesse, Cumhuriyet Kitapları, 1999

Herman Hesse, Bernard Zeller Biyografi. YKY

Havanur Taflan – edebiyathaber.net (28 Nisan 2020)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r