
Söyleşi serimizin bu haftaki konuğu, Sel Yayınları’ndan çıkan “Baht Oyunları” adlı ilk kitabı ile Nuray Elçin.
Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz? Kitaplarla ve yazmakla olan ilişkiniz nasıl başladı?
Defne ve Deniz’in annesiyim. İngilizce öğretmeniyim. Kitaplarla ilişkim çocukluk yıllarımda başladı. Evimizde bir kütüphane yoktu ama elime geçen her şeyi okurdum. İnsanı okudukça, onu ve hikayesini eğip bükmenin sihirli yanını fark ettim böylece okumak yazmayı doğurdu, en azından bende böyle oldu.
Kitabınızın ortaya çıkış öyküsünü anlatabilir misiniz? Fikir nasıl doğdu, kitabın ismine nasıl karar verdiniz, yazma sürecinde neler yaşadınız?
Baht Oyunları tek bir hikâyeden değil, yıllar boyunca zihnimde biriken insan hikâyelerinden doğdu. Günlük hayatın içinde fark edilmeyen kırılmalar, tesadüfler, seçimler ve bazen de kaçırılmış fırsatlar ilgimi çekiyordu. Öykülerimde ortak bir tema oluşmaya başlayınca bunları bir dosyada toplamaya karar verdim.
Kitabın adı dosyamdaki bir öyküye aitti, o öykü son anda dosyadan çıktı ama yayınevimle birlikte kitabın adının Baht Oyunları olmasına karar verdik. Hayatın hepimize oynadığı küçük ya da büyük oyunlar var. Bazen kader dediğimiz şeyin, bazen de kendi seçimlerimizin sonucuyla karşılaşıyoruz. “Baht Oyunları” ismi bu duyguyu taşıdığı için bana doğru geldi.
Yazma süreci oldukça uzun sürdü. Bazı öyküler kısa zamanda tamamlandı, bazıları ise yıllar içinde değişip dönüştü. Defalarca yeniden yazdığım, çıkardığım ya da baştan kurduğum metinler oldu. Bazıları ise ilk yazıldığı haliyle kaldı. Her öykü kendi sonunu yazdı diyebilirim.
Kitabınızı tamamladıktan sonra yayınevi bulma süreciniz nasıl geçti? Kitabınızı basmaya karar veren yayıneviyle yaşadığınız süreç nasıldı?
Dosyamın hazır olduğuna emin olduktan sonra dahilinde olmak istediğim birkaç yayınevine gönderdim. İlk kitap söz konusu olduğunda beklemek sanırım sürecin en zor kısmı. Bir yandan umut ediyorsunuz, bir yandan da dosyanın hiç geri dönmeyeceğini düşünüyorsunuz. Heyecanlı, stresli, keyifli, umutlu ve belirsiz bir süreç oldu beklemek kısmı.
Sel Yayınları’ndan olumlu dönüş aldığımda çok mutlu oldum. Hâlâ da aynı mutluluk ve memnuniyeti yaşıyorum. Süreç boyunca editöryal çalışmalar yaptık. İlk kitabını yayımlayan biri olarak kendimi güvende ve rahat hissettiğim bir çalışma ortamı oldu.
Kitabınızdan biraz bahsedebilir misiniz? Kitapta sizi en çok etkileyen bölüm hangisi?
Kendi kitabımdan bahsetmekte hep çok zorlanıyorum. Bunu okura bırakmayı tercih ediyorum çünkü her okurda farklı bir duygu bırakıyor kitap ve bunu çok seviyorum. Yine de kısaca şunu söyleyebilirim; Baht Oyunları, sıradan insanların hayatlarında yaşadıkları sıra dışı duyguları anlatan bir öykü kitabı. Kitaptaki karakterlerin çoğu günlük hayatın içinden insanlar. Büyük kahramanlıklar yada olağanüstü olaylar yok; daha çok görünmeyen yaralar, yalnızlıklar, özlemler ve hesaplaşmalar var.
Her bir öykünün bendeki duygusu ve hikâyesi çok kıymetli, birini birinden ayıramıyorum.

İlk kitabı yayımlamanın en büyük heyecanı ve en büyük zorluğu neydi? Kitabınız yayımlandıktan sonra aldığınız tepkiler nasıldı?
En büyük heyecan, yazdığım karakterlerin artık okurlarla buluşmasıydı. Kitabı ilk kez elimde tuttuğumda artık sadece benim değil, okuyan herkesin olduğunu hissettim ve onu kendi yoluna uğurladım.
En büyük zorluk ise görünür olmak. Kitabı yazmak işin bir kısmı; asıl mesele kitabın okura ulaşabilmesi. Türkiye’de çok sayıda kitap yayımlanıyor ve ilk kitapların kendine yer açması kolay değil. Kıymet verip okuyan herkese bir kez de buradan teşekkür edeyim.
Okurlardan gelen tepkiler beni çok mutlu etti. Özellikle öykülerde kendilerinden bir şeyler bulduklarını söyleyenler oldu. Bir yazar için sanırım en kıymetli geri dönüş bu.
İlk kitabınızı yayımladıktan sonra yazarlık konusunda düşünceleriniz değişti mi?
Evet, değişti. İlk kitabımdan önce yayımlanmanın bir varış noktası olduğunu düşünüyordum. Sonrasında bunun aslında yeni bir başlangıç olduğunu gördüm. Kitap çıktıktan sonra insan daha çok öğreniyor, daha çok sorguluyor ve eksiklerini daha net görüyor.
Yeni bir kitap için çalışmalarınızı sürdürüyor musunuz? Henüz kitabı yayımlanmamış yazarlara tavsiyeleriniz neler olur?
Evet, yeni metinler üzerinde çalışmayı sürdürüyorum. Yeni öykülerim yolunu, yerini bulmaya çalışıyor şimdilik.
Henüz kitabı yayımlanmamış yazarlara verebileceğim en önemli tavsiye sabırlı olmaları olur. Yazdıkları metinlere zaman tanısınlar. İlk hâlinin kusursuz olmasını beklemesinler. Ayrıca yalnızca yazmakla değil, yeniden yazmakla da ilgilensinler. Bazen iyi bir metni ortaya çıkaran şey ilk taslak değil, yapılan düzeltmelerdir. Asıl amaç kitabı yayımlatmak değil, yazılanın yerini bulmasını beklemek olunca her şey dere yatağındaki su gibi yerini bulup yolunda gidiyor.
Teşekkür ediyorum.



















