İlk Adımlar: Burcu İstanbul Tohum | Hande Emekçi

Ocak 16, 2026

İlk Adımlar: Burcu İstanbul Tohum | Hande Emekçi

Söyleşi serimizin bu haftaki konuğu, Payel Yayıncılık’tan çıkan “QR ya da Bileşik Geçmiş Zaman” adlı ilk kitabı ile Burcu İstanbul Tohum.

Kendinizi kısaca tanıtabilir misiniz?  Kitaplarla ve yazmakla olan ilişkiniz nasıl başladı?

Elbette, eğitim bilgilerimle başlayayım isterseniz, edebiyata ve yazma uğraşına yakınlığım oldukça erken bir yaşta, Orta 1’deyken netlik kazandı. Türkçe ve edebiyat derslerini veren hocam yazdıklarımı beğenip beni bu alanda teşvik edince bende de “ben yazmayı zaten çok seviyorum” uyanışı yaşanmış oldu, açıkçası en erken yaşlardan bu yana bana tam anlamıyla bir iş veya angarya gibi hiçbir zaman gelmedi yazma uğraşı. Daha sonra Lise yıllarımda da Edebiyat hocamın bende dile, felsefeye ve yazmaya yatkınlık görerek bana üniversitede seçeceğim bölüme varıncaya dek yardımcı olması çok önemli ve değerlidir benim için. Dolayısıyla hem hocamın yönlendirmesi hem de kendi ilgim doğrultusunda İstanbul Üniversitesi Klasik Filoloji Bölümü çatısı altındaki Latin Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı’na kayıt oldum, burada hem Latince ve Grekçe gibi başat dilleri öğrenme fırsatı bulmuş hem de bu dillere konu olan metinler üzerinden felsefe üzerine de hayli kafa yormuş ve okuma yapmış oldum. Roman yazma isteğim de bu dönemde ortaya çıktı. Sonrasında Yüksek Lisans tezimi de yine aynı bölümde savundum, tez konum Ovidius’un Fasti’si etrafında Antik Roma Dönemi bayramlarıydı. Bu çalışmamı da kitap haline getirme projem var. Üniversite ve Yüksek Lisans yıllarımda çok sevdiğim sinema alanında da farklı platformlarda eleştiri yazıları yazmaya başladım, 2019’dan beri ise Dial M for Movie sinema platformunda yazıyorum, toplamda yaklaşık 300 civarında yayınlanmış eleştiri yazım var. Yüksek Lisans sonrasında eğitimime Fransa’da devam ettim ve uzun yıllar orada kaldım, halen de çalışmalarımı orada sürdürüyorum. Dolayısıyla özetle 1993 İstanbul doğumlu, edebiyatı, sinemayı, felsefeyi ve yazmayı, üretmeyi fazlasıyla seven bir yazı emekçisiyim diyebiliriz.

Kitabınızın ortaya çıkış öyküsünü anlatabilir misiniz? Fikir nasıl doğdu, kitabın ismine nasıl karar verdiniz, yazma sürecinde neler yaşadınız? 

QR ya da Bileşik Geçmiş Zaman romanı için Covid dönemi çocuğu diyebiliriz çünkü birkaç yıldır Paris’in hiç dinmeyen koşturmacasını ve entelektüel anlamda da inanılmaz hareketli yapısını deneyimlerken, birdenbire salgının ortaya çıkıp ciddileşmesiyle herkes evlere kapandı tıpkı Türkiye’de ve neredeyse tüm dünyada olduğu gibi, bana da QR’ı yazma fikri bu dönemde geldi. Sosyal medya paylaşımları herkes evlere kapandığı için müthiş bir ivme kazandı ve herkesin tek amacının içerik üretmek olduğu gerçeği de iyice gözümüze sokuldu bir anlamda. Kim daha ilgi çekici içeriğe sahip olacak, kimin videosu veya paylaşımı daha çok izlenecek, tüm bunlar önceki yıllarda olduğundan daha da fazla öne çıkmıştı. Benim de aklıma bu “içerik üretme yarışını” romana taşımak, bu konu üzerinden hem teknolojiyi hem de teknolojiye verilen önemi ve sosyal medyadaki yapaylığı eleştirmek geldi. Kitabın adı aslında Fransızca’da oldukça yaygın kullanılan bir zaman olan “Plus-que-parfait”den geliyor, dilimize “hikâye bileşik zamanı” olarak çevrilebilir ancak aynı zamanda geçmiş zaman olduğu için, kelimelerle biraz oynadım ve ortaya bu isim çıktı. Ayrıca bu zaman adının, bağlam dışına çıktığımızda serbest bir çeviriyle “mükemmelden de fazlası” anlamına geliyor oluşunu da her zaman oyunbaz ve manidar bulmuşumdur. QR kısmı ise zaten romandaki içerik üretiminin bir uzantısı, bunun kökeni ise covid döneminde ve sonrasında restoranlar başta olmak üzere birçok işletmede QR kodların (karekod) yaygın bir şekilde kullanılmaya başlamasında yatıyor. Yazma süreci ise dediğim gibi çoğunlukla evde olduğum için belli bir düzen içinde ve sıkıntısız geçti, ancak roman ilerledikçe hem benim gözden geçirmelerime hem de romanımı okuttuğum az sayıdaki kişinin yorumlarına göre bazı değişiklikler yapma süreci biraz sancılıydı. Yazdığımı tekrar okumak büyük bir sıkıntı değil benim için ancak artık üçüncü, dördüncü okumalarda zorlanabiliyordum, bir çalışmamın bittiğini düşünüyorsam ona tekrar dönmem neredeyse imkânsız diyebilirim.

Kitabınızı tamamladıktan sonra yayınevi bulma süreciniz nasıl geçti? Kitabınızı basmaya karar veren yayıneviyle yaşadığınız süreç nasıldı?

Kitap 2022 civarında tamamlandıktan sonra, hemen olmasa da 2023’e doğru yayınevi arayışına girdim, romanım bilimkurgu türünde olduğu için çok fazla seçeneğim yoktu ancak QR’ı gönderdiğim bir elin parmağını geçmeyecek sayıdaki yayınevlerinden 1-2 tanesi biraz ilgi göstermiş olsa da, işler ilerledikçe kitabın kapak tasarımında, pazarlama stratejisinde ve basım aşamasındaki birçok ayrıntıda söz sahibi olamayacağımı anladım. Bu konularda yazarın zaten pek söz hakkı yoktur biliyorum ancak ilk romanım, ilk göz ağrım olduğu için kapak tasarımına da ben müdahale edebilmek istedim. Sonuç olarak bu konularda bana tam özgürlük tanıyan Payel Kitap ile anlaştık. Payel ile daha önce de hem kurucusu rahmetli Ahmet Bey döneminde hem de sonraki dönemlerde çeşitli görevlerde kısa süreli çalışma imkânım olmuştu, 2025’te Payel’in yazarları arasına girmek gibi son derece gurur ve onur verici bir durum da yaşamış oldum, kendilerine tekrar teşekkür ediyor, Ahmet Bey’i de saygıyla anıyorum.

Kitabınızdan biraz bahsedebilir misiniz? Kitapta sizi en çok etkileyen bölüm hangisi?

QR ya da Bileşik Geçmiş Zaman elbette bir bilimkurgu ancak okuru bilimsel açıklamalarla boğan bir yapısı olmasını da istemedim, dolayısıyla dijital ayak izi, siber güvenlik veya sanal gerçeklik gibi teknolojik konular ön planda değil, fonda yer alıyor daha çok. Gündelik yaşamımızın teknolojik gelişmeler ışığında ne kadar çabuk iyileşebileceği veya bozulabileceği aksı üzerinden roman, bu mavi gezegende bir simülasyon içinde yaşama ihtimalimizi de deşerek ilerliyor. Sinemayı da çok sevdiğim ve yıllardır aktif olarak (Cannes, Venedik ve Berlinale gibi festivalleri yerinde takip etmek gibi) üretim yaptığım için romanımda hem görsel açıdan zengin tasvirlere hem de heyecan verici bölümlere yer vermeye çalıştım, en sevdiğim kısım sanırım kütüphane sekansı, o sayfaları yazmak eğlenceliydi ve sanki bir film sahnesi gibi olduğu için okurken de keyif almıştım.

İlk kitabı yayımlamanın en büyük heyecanı ve en büyük zorluğu neydi? Kitabınız yayımlandıktan sonra aldığınız tepkiler nasıldı?

Öncelikle elbette yıllardır üzerine çalıştığım kitabın e-kitap değil de fiziksel olarak basılacağını öğrenmek beni heyecanlandırmıştı, kitap matbaadan çıkıp da elime geldiğinde çok mutlu oldum, ama asıl heyecan elbette yazdıklarımın birçok kişi tarafından okunacağını bilmek, sonuçta bir bilimkurgu romandan bahsediyor olsak da kendimden bir şeylerin mutlaka bulunduğu bir yapıt ortaya çıktığı için insanların okurken ne düşüneceği, neler hissedeceği de ayrıca önemli hale geliyor. Dediğim gibi yazarken olmasa da bitirdikten sonra yaptığım değişiklikler beni oldukça zorladı. Kitabın sonunu tamamen değiştirdim mesela, o hayli büyük bir değişiklik olduğu için süreç biraz sancılı oldu. Tepkilerden bahsetmek için henüz erken belki ama şimdiye dek gelen tepkiler güzel, umarım insanlar okurken hem keyif alır hem de kitaptaki soruları kendi üsluplarında tekrar sorar, üzerine düşünürler.

İlk kitabınızı yayımladıktan sonra yazarlık konusunda düşünceleriniz değişti mi?

İlk soruda sinema yazarlığımdan çok kısa bahsetmiştim, bu soruya cevap vermek için o kısmı biraz açmak gerekli sanırım, bir film eleştirisinin yayınlanması ile 350 sayfalık bir romanın yayınlanması aynı şey değil elbette ama yine de neredeyse 15 yaşımdan beri toplamda 300’e yakın kısa veya uzun yazılarım yayınlandığı, ayrıca akademik anlamda da makale ve tez çalışmalarım bulunduğu için QR’ın yayınlanması bende yazarlık veya yazdıklarımın okurla buluşması bağlamlarında bir algı değişikliği yaratmadı açıkçası. Ancak ilk romanın yayınlanması duygusunun yerini hiçbir yayın tutmaz elbette.

Yeni bir kitap için çalışmalarınızı sürdürüyor musunuz? Henüz kitabı yayımlanmamış yazarlara tavsiyeleriniz neler olur?

QR ya da Bileşik Geçmiş Zaman 2022’de tamamlandığı için diğer roman projelerim üzerine uzunca bir süredir çalışıyorum, sırada yazmaya başladığım iki roman, bir de Georges Perec’e saygı duruşu kapsamında bir kurgu dışı kitap projem var. Kitabını yayınlatmayı amaçlayan meslektaşlarıma tek söyleyebileceğim yazmaya devam etmeleri olacaktır, zira ben de az önce bahsettiğim romanlarıma QR’ın yayınlanacağı belli değilken başlamıştım. Önemli olan yılmadan yazmak ve üretmek, yayın aşaması bir şekilde gerçekleşecektir.

Yorum yapın