
Nöroloji uzmanı Dr. Arturo Goicoechea’nın kaleme aldığı “Beden Konuştuğunda”, halk arasında sıkça görülen, kişinin bedeninde açıkça hissettiği ancak doktora gittiğinde “Hiçbir şeyiniz yok” “tanısının” ne anlama geldiğini bilimsel bir bakış açısı ve sade bir dille açıklamaya çalışan bir kitap.
Sıradan bir gün. Her zamanki kalkış saatinizde uyandınız. Soğuk suyla yüzünüzü defalarca yıkadınız. Dişlerinizi fırçaladınız. Birkaç tane çiğ kuruyemiş ve limonlu suyunuzu içtiniz. Açık havada ya da evinizin hemen yakınındaki spor salonunuzda, o günkü antrenmanınızı yaptınız. Eve dönüp bol çeşnili bir kahvaltı. Ardından ılık bir duş. Zımba gibi evden çıktınız. Yoğun iş temposuna kaptırmış giderken omzunuzda durdur yere bir ağrı. Başta önemsemediniz. Zaten akşam eve geldiğinizde de çoktan geçti. Ertesi gün aynı ağrı, bu kez sizi rahatsız edecek durumda yeniden baş gösterdi. Nasıl olsa geçiyor diye kafaya takmadınız. Bu defa gece uykunuzda başladı. Ve şiddeti öncekilerden daha fazla. Gecenin bir vakti uyanıyorsunuz. Biraz hareket iyi gelir diye evde hafif hafif kolunuzu oynatıyorsunuz, açma germe yapıyorsunuz. Tık yok. Sabahı zor ediyorsunuz. O şiddetli ağrının başladığı âna kadar ayak parmağınızdan saçınıza kadar son derece sağlıklıydınız. Ama o bütün gecenizi mahveden ağrı alarm vermeye başlayınca hem ruhen hem de bedenen çöktünüz. Ne yapıyorsunuz? Hemen bir doktordan randevu alıyorsunuz. Röntgenler çekiliyor, tahliller yapılıyor, doktor sizden bazı hareketler yapmanızı istiyor. Hepsini yapıyorsunuz, bütün test sonuçlarınız mükemmel çıkıyor. Belki bir sivrisinek ısırığı kadar bir noktadan bütün vücudunuza yayılan ve tüm yaşam kalitenizi düşüren o ağrıya karşı doktordan aldığınız cevap şu oluyor: “Hiçbir şeyiniz yok.” Öyleyse bu ağrı ne?
İşte tam burada tıp literatürünün en büyük ikilemi ortaya çıkıyor: “Bir şeyim yoksa, ben neden bu ağrı yüzünden ızdırap çekiyorum?” Doku hasarı olmamasına rağmen vücutta hissedilen ağrılar üzerine yaptığı çalışmalar ve geliştirdiği “ağrı pedagojisi” yaklaşımıyla vücuttaki bu “tanımlanamayan ağrılar”ın sebeplerini araştıran İspanyol nöroloji uzmanı Dr. Arturo Goicoechea’nın yazdığı, Say Yayınları’ndan Gonca Tanakol çevirisiyle yayımlanan “Beden Konuştuğunda”, modern tıbbın git gide daha fazla üzerine düştüğü, bedendeki açıklanamayan kronik ağrıların, ağrı bilimi, nörobilim ve psikosomatik süreçlerini ele alan bir kitap. Dr. Goicoechea’nın, bedensel ağrıların sadece doku hasarıyla açıklanamayacağını anlatan “Beden Konuştuğunda”, pek çok kişinin mustarip olduğu bu konuyu bilimsel gündelik hayattan örneklerle detaylı bir şekilde masaya yatırıyor.
Merkezine, insan vücudunda zaman zaman gerçek bir fiziksel hasar olmadan da ağrı üretebileceğini yerleştiren “Beden Konuştuğunda”, ağrının, direkt olarak herhangi bir yaralanma neticesinde değil; beynin olası ya da var olan bir tehlikeye karşı gösterdiği koruyucu bir reaksiyon olduğunu açıklıyor. Goicoechea, bedenin bu şekilde “konuşmasını”, genelde sinir sisteminin alarm vermesi olarak yorumlarken, sinir sisteminin fazla hassas hâle gelmesinin neden olabileceğini anlatıyor.
Beden ve zihni birbirinden ayrı tutmayan Goicoechea, beynin, vücuttan aldığı sinyalleri yorumlayıp ona göre anlamlandırdığını ve bu şekilde bir tepki verdiğini söylüyor. Ayrıca kişinin geçmişindeki kötü tecrübelerin, korkuların, travmaların veya yanlış bilgilendirme sebebiyle oluşan tehdit algısını, sinir sisteminin bu yöntemle ciddi bir zarar olmasa da alarm durumuna geçirebildiğinin altını çiziyor. Böylece de “açıklanamayan ağrılar”ın birer hurafe olduğu varsayımı da ortadan kalkıyor.
Dr. Arturo Goicoechea, “Beden Kontşuğunda”da, sıradan okurun anlayamayacağı nörobilimsel kavramları gündelik bir dille aktararak, kitapta işlediği konuyu daha net anlaşılır hâle getirerek, örneklerle açıklayarak, rahatsızlığı olan kişinin bundan korkması yerine, bu ağrılarla ilgili bir farkındalığa vararak önlem almasını sağlıyor.

















