“Hatıran Yeter” | Mehmet Özçataloğlu

Mart 9, 2026

“Hatıran Yeter” | Mehmet Özçataloğlu

Söz uçar yazı kalır. Ne güzel ne doğru bir söz. Sözlü anlatım geleneği güçlü bir toplum olsak da yazı kadar kalıcı olmuyor. Yazıyı yaz at kenara. Nesilden nesle aktarıla gelsin. Yaşadığımız dönemden önce yazılanları okumaktan keyif alırım. O yıllarla bugünümüzü karşılaştırma konusunda önemserim. Resmi bir tarih aktarımı değil sözünü ettiğim. Toplumun günlük yaşamı, gündemi benim ilgimi çeken. Biyografiler, otobiyografiler, günlükler, röportajlar… Bu alanda kıymetli eserlerdir.

Yakın zamanda yayımlanan bir kitaptan söz etmek istiyorum. Kor Kitap tarafından yayımlanan ve Hakan Güngör tarafından hazırlanan “Sennur Sezer/ Yazıp Altına İmza Attıklarım.” Kitabın adı şair Sennur Sezer’in kendi dizelerinden alıntı: “Evliyim/ İki çocukluyum/ Ozanım/…/ İnsanın insandan korkmasına karşıyım/ İşte bunun için/ Yazıp/ Altına imza attıklarım.”

Sennur Sezer şair kimliği ile tanınsa, bilinse de iyi bir röportaj yazarıydı aynı zamanda. Hakan Güngör kitap için yazdığı önsözde kitabın ortaya çıkış hikâyesini ve röportaj-söyleşi arasındaki farka değinmiş. “25 Ekim 2022. Evrensel Gazetesi’nin ilk yıllarını incelemek için İsmail Beşikçi Vakfı Kütüphanesi’ndeydim. Kütüphane kapanana dek tarayabildiğim kadar gazete taramak niyetindeydim. Vakit daraldıkça hızlanmaya çalışıyordum ama bir şey beni hep duraksatıyordu. Sayfaları hızla geçerken her hafta yayımlanan bir seride takılıp kalıyordum. Sennur Sezer’in röportaj ve portre yazılarında.(…) Çalışmaya devam ettikçe duraksamalarım da artıyordu. E, yazan Sennur Sezer, muhatabı ya da konusu Gülten Akın, Can Yücel, Suat Derviş, Mina Urgan, Enver Gökçe… Bu iş böyle olmayacak deyip bu türde ne kadar yazısı varsa tamamının fotoğraflarını çektim, akşam okumaya devam ettim. Röportaj ve söyleşi genelde karıştırılır. Söyleşide sadece sorular ve cevaplar vardır, röportajda sorular sorulur, cevaplar alınır ve bunlar röportajcının gözlemleriyle birlikte yayımlanır.”

Sennur Sezer’le sadece bir kere Reşat Nuri Güntekin Edebiyat Günleri’nde karşılaştım. Dilinin keskinliğini de canlı olarak gördüm. Bulunduğu ortamın neresi olduğu, karşısındakinin kim olduğu fark etmeksizin sözünü sakınmadan söyleyen bir isimdi. Bu etkinlikte de bir konuşmacıda gördüğü yetersizliği duraksamadan söylemişti herkesin içinde. Kendisine hayranlığım biraz daha artmıştı bu tutumu karşısında.

Kitap, röportajlar ve portre yazıları başlığı altında iki bölümden oluşuyor. Leyla Erbil, Ara Güler, Mina Urgan, Sevin Okyay, Ayla Kutlu, Hüsamettin Bozok, Bekir Yıldız, Fakir Baykurt, Duygu Sağıroğlu, Gülten Akın, Mehmet Başaran, Erdal Öz, Aziz Çalışlar, Nezihe Meriç, Metin Demirtaş, Adnan Özyalçıner röportajların konukları.

Portre yazılarında ise Yaşar Nezihe Bükülmez, Suat Derviş, Tezer Özlü, Sabiha Sertel, Can Yücel, Haldun Taner, Onat Kutlar, Fahri Erdinç, Sabahattin Ali, Metin Göktepe, Enver Gökçe, Oktay Arayıcı, Rıfat Ilgaz, Asım Bezirci, A. Kadir, Vasıf Öngören, Edip Cansever, Fikret Otyam, Orhan Kemal ve Sennur Sezer’i okuyoruz.

Türk edebiyatının altın isimleri tek bir kitapta. Dil ve anlatımın zenginliği ile pekişince ortaya çıkan eserin de tadına doyulmuyor tabii ki.

“Tarihi düzeltmek elimizde değil. Ama hiç olmazsa geleceğin de kurban edilmesine razı olmayalım, ne dersin?” diyen Onat Kutlar’a bu kitapta kulak verilecektir.

“Şiirde asıl olan ‘ben’den biz’e hepimize seslenebilmektir. Yerelden evrensele geçmenin ilk koşulu da budur” diyen Enver Gökçe’ye de…

Sennur Sezer’le şunun tartışması yapılabilirdi belki mümkün olsaydı. “Bir şiirin mirasçıları onun soyundan gelenler değil, onun dünya görüşünü paylaşanlardır.”

Kitapta yer alan isimler Sennur Sezer’in birikimleri, sezgileri ve anılarıyla tanımlanıyor. Röportajlar ve portre yazıları otuz yıl sonra bugünün okurları için bir arada yer alıyor. Kıymetli bir arşiv çalışması. Hatırlamak ve yakından tanımak isteyenler için.

Yorum yapın