Masthead header

Gamze Efe’ye 6 soru | Can Öktemer

En son okuduğunuz kitabın adı nedir?  İzlenimlerinizi öğrenebilir miyiz?

En son E. M. Cioran’ın Umutsuzluğun Doruklarında isimli kitabını okudum. Kurmacalar arasına felsefe kitapları sıkıştırmayı seviyorum, karakter arayışıma yardımcı oluyor. Bir de yazmaktan bağımsız okuma imkânı sağlıyor bana çünkü özellikle öykü okurken ister istemez metnin yazım biçimine, kurgunun detayına, karakterlerin özüne inmekten, metni irdelemekten okumanın tadına doya doya varamadığım zamanların azımsanamayacak düzeyde olduğunu söyleyebilirim. Bu yüzden kendime hediye ettiğim belirli zaman dilimlerinde deneme ve eleştiri metinleri okumaya özen gösteriyorum. Şimdiye düşen ise Umutsuzluğun Doruklarında. Kitap Cioran’ın ilk kitabı. 1934’de yayımlanmış, yazar henüz yirmi üç yaşındayken. Cioran önsözünde bu kitabı yazmanın, uykusuzluk hastalığından da muzdarip olduğundan, kendisi için bir tür kurtuluş, iyileştirici bir patlama olduğunu belirtiyor; asıl sorgusu da şu cümlenin alt metninde okunabiliyor: “En önemli olay, bana tam bir yıkım yaşatan şey aralıksız bir uyanıklık hali, o ardı arkası kesilmeyen hiçlikti.” Kitapta, varoluştan ziyade hiçliğin anlamı aranıyor diyebilirim. Özdeki cevapların arayışının sonunda varoluşun içsel çelişkilerinin yalnızca hiçliğe çıktığının aktarımı, “can çekişmeyi” hissetmek hâlinin anlamlandırılmaya çalışılması, bunlardan doğan duygu durumlarının karşılaştırılması, bence bu kitabın eşsizliğinin göstergeleri. Yazarın kendince belirlediği, üzerine fazlasıyla düşündüğü beş başlık var -bana göre-: Elbette hiçlik şemsiyesi altında olmak üzere, yalnızlık, aşk, acı (“Acının Ölçüsü” bölümünün çok etkileyici olduğunu eklemek isterim), umut-suzluk ve en deriniyle sorguladığı ölüm. Zamanın kısıtlılığı ve sonsuzluk, ahlak ve sınırsızlık, intihar ve ölememek ve insanın içindeki hayvanın etkileri çerçevesinde kurtuluşun mümkün olup olmadığını sorgulatan bu kitabın yoğun düşünmeyi tetikleyen, derin okuma niteliğini artıran bir yanının varlığıyla birlikte yazmaya kafa yoran herkes için önemli bir eser olduğunu da düşünüyorum.

Son okuduğunuz kitapta, en beğendiğiniz cümle ya da alıntı nedir?

Umutsuzluğun Doruklarında mutlaka kalemle okunması gereken bir eser, altı çizilesi çok fazla satır var, bu yüzden en beğendiğim cümleyi seçmek benim için epeyce zor oldu ama başardım. Sanırım beni en çok etkileyen cümleler “Yaşamanın Artık Elden Gelmemesi” bölümündeki şu paragrafta yer alıyor: “Sağ salim kurtulamayacağımız deneyimler vardır. Yaşandıktan sonra, artık hiçbir şeyin anlamlı olamayacağını duyumsatan deneyimler. Yaşamın sınırlarına eriştikten sonra, o tehlikeli sınırların potansiyelini bütün aşırılığıyla yaşadıktan sonra, gündelik edimlerle hareketler tüm albenilerini, tüm çekiciliklerini yitirirler. Kişi ancak o sınırsız gerilimi nesnelleştirerek hafifleten yazı sayesinde yine de yaşamayı sürdürür. Yaratıcılık ölümün pençelerinden geçici bir korunmadır.

Yeni bir kitaba başlamadan önce arkadaşınızdan mı tavsiye alırsınız, kitap eklerinden mi yararlanırsınız yoksa tamamen sezgilerinizle mi hareket edersiniz?

Üçü de diyebilirim. Uzun yıllardır öyküler üzerine birlikte çalıştığım arkadaşlarımın tavsiyeleri sanırım ilk sırada. Bunun dışında, edebiyat dergilerindeki söyleşilerden, tanıtım yazılarından ilgimi çekenler olduğunda okuma listeme alıyorum. Son olarak da, internetten kitap alışverişi yapmaktan kaçamıyorum ama kitapçılarda saatlerce gezinmeyi, raflardan kitapları arka kapak metinlerine göre seçip içinden pasajlar okumayı çok sevdiğim için kopamadığım bir kitabı fark ettiğimde satın alıp bulduğum ilk bankta okumaya devam edebiliyorum.

Keşke bu kitabı ben yazsaydım dediğiniz bir kitap var mı?

Okurken çok iştahlıyım ama seçici davranmaya özen gösterdiğim için okuduğum kitap bittiğinde “keşke bu kitabı ben yazsaydım” hissi bende genellikle oluşuyor. Özellikle Cortazar ve Salinger öykülerinin üzerinde kâğıt kalemle çalışıyorum. Yine de bir kitap söylemem gerekirse sanırım Bilge Karasu’nun “Troya’da Ölüm Vardı” kitabını seçeceğim, onu yazabilecek kadar edebi yetkinliğe sahip olmayı dilerdim. Kitapta yer alan “Şarkısız Gecelerin İlki” öyküsünü keşke ben yazabilseydim.

Yazdıklarınızı ilk olarak ne zaman gün ışığına çıkardınız ve ilk kimlere okuttunuz?

Uzunca bir zaman yazdıklarımı kimseye göstermedim. Göstermek de istemedim aslında. Yazmaya başladığınızda kendinizden başka malzemeniz olmuyor ve kısıtlı bir alanda dönüp durabiliyorsunuz. Nitelikli yazmak uzunca bir zaman kesintisiz okuma çabası istiyor. Bunu nasıl başaracağımı öğrenmek ve kurmaca yazmak hakkında eğitim almaya karar verdiğimde 2015 yılında Emrah Polat’ın öncülüğünde düzenlenen Roman Yazma Atölyesi’ne katıldım. Roman yazma fikriyle başladığım yazı yolculuğuna öykü ile devam edeceğimi o zamanlar bilmesem de arka tarafta roman denemeleri yaparken Emrah Hoca’nın yönlendirmesiyle ilk öykümü yazıp atölyede gün ışığına çıkarttım. Şimdi bakıyorum da, o zaman yazdığım bir öykü değil, bir öykü çalışmasıymış ama benim için iyi bir kırılma noktasıymış, iyi ki daha fazla gizlememişim, diyebilirim.

Belirli yazma alışkanlıklarınız var mı? Gürültülü bir yerde mi yoksa sessiz bir ortamda mı yazmaktan hoşlanırsınız?

Yazma alışkanlıklarım biraz değişken, kimi zaman evde film izlerken aklıma bir kurgu gelebiliyor ve gecenin bir körü ertesi gün işe gidecek olsam da üşenmeden kalkıp yazabiliyorum. Gün doğarken tamamlanmış ve üzerinde detaylı çalışmaya hazır hâle gelmiş olabiliyor. Kimi zaman aylarca boş sayfaya bakıyorum, biraz yazsam beğenmeyip çöpe atıyorum. Fakat şunu fark ettim ki, kurguyu öncesinde kafasında kurup bitirip öyle yazmaya oturanlardan değilim. Çoğu zaman, anlık bir sahne beliriyor gözümün önünde. Bu doğada karşılaştığım bir şeyden de doğabiliyor, birinin gün içerisinde kurduğu bir cümleden de. Beni rahatsız eden o görüntü beliriyor ve bana rahatsızlık veren hisleri yazmaya oturduğumda devamının geleceğini artık biliyorum. Sonunu bilmeden oturduğum için yazarken karakterler can bulmaya başladığında artık kendi sonlarını da kendileri seçiyorlar. Bazen de alışkanlığımı kaybetmemek için kendimi “yazmak için okumaya” zorlayıp bende yazma isteği uyandıran kitaplarımı yeniden okumaya koyuluyorum. Kurgular zihnimde belirmeye başladığı an yazımın başına oturuyorum. Sonuç olarak sanıyorum illâ ki zihnimde bir görüntü belirmesi gerekiyor yazabilmem için. O bir hayal aslında ve bu hayalin devamını getirebilmem için de kesinlikle sessiz bir ortamda, kendimle baş başa olmam gerekiyor.

edebiyathaber.net (8 Temmuz 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r