Masthead header

Felsefe Cinayetleri: Başkomiser Galip’in şiirle sınavı | Serkan Parlak

Usta polisiye yazarlarımızdan Çağatay Yaşmut’un Oğlak Yayınları’nın Maceraperest Kitaplar dizisinden 2008’de çıkmaya başlayan Bir Başkomiser Galip Polisiyesi serisinin altıncı romanı Felsefe Cinayetleri geçtiğimiz günlerde okurla buluştu. Beyoğlu Çıkmazı, Şarkılar Susunca ve Beni Yavaş Öldür’den sonra gelen Kadıköy Cinayetleri, 2012 yılı “Dünya Kitap Altın Sayfa Polisiye Roman Ödülü”ne layık görüldü. Serinin bir önceki romanı Moda Cinayetleri’ydi. Başkomiser Galip’in maceralarının anlatıldığı iki de öykü kitabı var: Doktor Ceyda’yı Kim Öldürdü, Benim Canım Ailem. 

Felsefe Cinayetleri’nin giriş bölümünde, devletle ilişkileri ballı kaymaklı olan bir müteahhit, sevgilisinin kapısının önünde arabasından inerken vurularak öldürülür. Önceki yıllarda yaptıkları bir inşaatta tedbirsizlik ve kuralları umursamazlık yüzünden çıkan yangında iki işçi ölmüştür. İşçilerin terör örgütleriyle bağlantılarının olma olasılığı üzerine Cinayet Büro ve TEM birlikte çalışmaya başlar. Bu dönemde Galip’in sevgilisi Oya çok depresiftir. Galip bu durumdan olumsuz etkilenir ve olup biteni işine yansıtır. Bu arada bir dizi oyuncusu olan Sinan ve bir taksici vahşice bıçaklanarak öldürülür. Galip ve ekibi bir yandan bu cinayetleri çözmeye çalışırken öbür yandan öldürülen müteahhitle ilişkili olarak kontrgerilla ve derin devlet yapılanmasıyla yolları kesişir. Teşkilat içinde yasal olmayan bu yapılanmayı ortaya çıkaracak bir flash disk yüzünden hedef haline gelirler. 

 “Eldeki tek ipucunun bir filozofun şiirleri olan cinayetlere bir de polisin içindeki örgütlenme eşlik edince Galip’in işi daha da zorlaşıyor.” 

Serinin merkez karakteri Başkomiser Galip görevine bağlı, adil, fedakâr ve idealist polis tipine karşılık gelir. Çevresindekiler tarafından sevilir, sayılır. Beklentileri ve takıntılarıyla hepimize benzer, rutinleri çok tanıdıktır. Kitap okumaz, tiyatro ve sinemaya gitmez. Sanat ve kitaplarla ilgili eksikliklerini sevgilisi Oya kapatır. Kadıköylüdür ama İstanbul’un hemen her yerini iyi bilir. Bazen sorgu sırasında şüphelilere şiddet uygular. Maçodur. Mutluluk, hayatın değeri ve kader üzerine felsefi sorgulamalar yaptığı da olur.  

Çağatay Yaşmut, okurlarını her romanında İstanbul’un farklı bir semtine götürüyor. Felsefe Cinayetleri’nde İstanbul Anadolu yakası ağırlıklı olmak üzere ve bazen de cinayet büro için Gayrettepe’deyiz. Roman da farklı insan tipleri tanıyor ve hayata bakışlarını kavramaya çalışıyoruz. Toplumsal yapıdaki birtakım olgular -kadına yönelik şiddet, derin devlet, rant- önceki roman ve öykülerindeki gibi yine görünür oluyor yazarın. Yaşmut suçu vurguluyor, suça dair tespitler yapıyor. Okuru yönlendirme yok, kurmaca aracılığıyla cinayetlerin anatomisini inceliyor okur. Kapitalizmin incelikli halleri ve sermaye birikimleriyle birlikte daha karmaşık haller alan şiddet, rant ve derin devlet olgularına daha yakından bakıyoruz. Okur, karmaşık soruşturma üzerinden çözüme doğru yol alıyor. Katil kim? Cinayet-soruşturma-çözümden oluşan incelikli kurguda merak duygusu baştan sona canlı kalıyor. Komiser Galip ve ekip arkadaşlarının diyalogları, davranışları ve eylemleri kurgunun gelişimine hizmet ediyor. Yalın, işlevsel ve mizahi diyaloglar okuma zevkini artırıyor. Yaşmut’un gözlem gücü ve mizahi yaklaşımı çok kuvvetli. Kült dizi ve filmlere-Behzat Ç. ve Seven- olan göndermeler yerli yerinde.   

Felsefe Cinayetleri, bireysel ve toplumsal boyutu güçlü, temposu baştan sona hiç düşmeyen sürükleyici bir polisiye roman okumak; dostunu, sevgilisini kaybeden insanların şiddetle olan sınavlarına daha yakından bakmak isteyen okurlar için iyi bir seçim olacaktır.

edebiyathaber.net (15 Aralık 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r