“Fareler ve İnsanlar “Steinbeck’ten Byung-Chul Han’a | Füsun Günaydın

Nisan 20, 2026

“Fareler ve İnsanlar “Steinbeck’ten Byung-Chul Han’a | Füsun Günaydın

Fareler ve İnsanlar Nobel ve Pulitzer edebiyat ödülü almış usta yazar John Steinbeck tarafından yazılmış “zamansız” bir novelladır. Çok sade bir üsluba sahip, kolayca okunabilen eser bittiği zaman okurun zihninde aynı derecede rahatsız edici sorgulamalar bırakır.

Ünlü yazar, bu değerli anlatıyı 1920’lerde Kaliforniya’da göçmen işçi olarak çalıştığı sırada yaşamış olduğu tecrübeleri temel alarak yazdı.

Eser ünlü Şair Robert Burns’un “Bir Fare’ye “ adlı şiirinden ilham alınarak adlandırılmıştır.  Özellikle üzerinde durulan vurucu dizeler şunlardır:

Farelerin ve İnsanların en iyi planları          

Sık sık ters gider

Eser bütün zamansız üst düzey anlatılar gibi içinde yaşadığımız modern çağı yansıtmakta çok başarılıdır. Anlatı içinde yaşadığımız sistemde insanlar kendilerine biçilen standart kriterlere sahip değilse, ne olur sorusuna, acımasızca “öğütüleceklerdir” cevabını verir.  Ait olmak nedir? Umut her zaman bu kadar kırılgan olmak zorunda mıdır?

Hikâye Amerika’nın büyük buhran döneminde geçer. Koşullar pek çok insan için çok ağırdır. İşçiler günü birlik güvencesiz işlerde sömürülerek çalıştırılmayı kabul etmişlerdir.  Herhangi bir şekilde bulundukları ortamda köklenmeleri hemen hemen imkansızdır ve geçici işlerde çalışmak üzere oradan oraya savrulmaktadırlar. Herkes kendi başını kurtarmak, için çabalamaktadır. Bu da doğal olarak ağır yaşam koşullarına, sert bir yalnızlık ekler. Diğer pek çok kavramın yanı sıra özellikle  “Yalnızlık” kitabın kalbinde yer alıyor. Dostluğun insani değerinin paha biçilmezliği eşine az rastlanır bir ustalıkla vurgulanmış. Bunların yanı sıra dostluk nedir? Sevginin sınırı var mı? Nereye kadar? Bu soruları okurun zihnine bir daha çıkmamak üzere kazıyan final çok etkileyici.

Bu kadar çaresizlik ve yalnızlık içinde George Milton ve Lennie Small ortak bir hayalle birbirlerine dostlukla bağlanmış iki göçmen işçidir. Lennie’nin soyadı Small olmasına karşılık kendisi çok iri yarı güçlü kuvvetli bir insandır. Ne yazık ki zihinsel engelli olduğundan harekelerinin hızını ayarlayamaz. Beyin motor koordinasyonu her zaman iyi çalışmaz.  George ona sürekli olarak göz kulak olur. Başını derde sokmasını engellemeye çalışır. İkisinin ortak hayali kendilerine ait küçük bir toprak parçasına sahip olmak ve orayı ekip biçerek yaşamlarını sürdürmektir. Lennie sürekli olarak George’dan bu hayali kendisine anlatmasını ister.  George Lennie’yi hiçbir seferinde kırmaz ve zaten onu da hayatta tutan bu düşü sürekli olarak anlatır.

Çiftlikte çalışan diğer insanların hepsi yalnızdır. Onların arasında Lennie ve George birbirlerine sahip oldukları için ne kadar ayrıcalıklı olduklarının bilincindedirler.

Sistem kurgusu gereği yaşlanan güçten düşen üretken olmayan insanlara, hatta güzel olmayan, güzel hissettirmeyen hiçbir şeye   kimsenin tahammülü yoktur. Byung Chul Han’ın bakış açısından söylemek gerekirse kimse pürüz istemez. Her şey hep pırıl pırıl ve performatif olsun istenmektedir.

Steinbeck kurguyu o kadar ustaca kurar ki, özürlü Lennie sadece bir kurban ya da kötü, suçlu biri değildir. O da diğerleri gibi hem iyi hem kötü yanları olan bir insandır. Ama zihinsel engelli olması, davranışlarını kontrol edememesi diğerlerinin onu hızla ortadan kaldırılması gereken kişi olarak kodlamalarına neden olur. Asıl vurgulanmak istenen Lennie de yaşamak için diğerleri gibi çalışmak zorundadır ama onun sebep olabileceği hataları önleyebilecek hiçbir alternatif yoktur. Yani daha baştan herkes gibi olmayan Lennie’ye yaşam hakkı tanınmamıştır. Kitapta şu vurgu net hissedilir “ya herkes gibi olmalısın ya da güçlü olmalısın yoksa dışarı atılırsın.”

İşte burada yazarın analitik olay örgüsüne hayran olmamak mümkün değil. Steinbeck adeta  mimari düzeyde titiz çalışarak, bir farenin yıkılan yuvasıyla bir insanın yıkılan umudunu aynı trajik düzlemde birleştirir ve bize modern dünyanın en acı sorusunu miras bırakır: Pürüzden ibaret farz edilen ruhlar hiçbir yere sığınamaz mı? İnsan düşleri ve bağlantıları olmazsa yaşamış sayılır mı?

Dip Not: Bir Fare’ye

Ufacık, ürkek, sinmiş, korkak hayvan,

Ah, ne panik var göğsünde!

O kadar aceleyle kaçmana gerek yok,          

Koşturarak! Seni kovalamak ve peşinden koşmak istemem          

Öldürücü sabanla!

İnsanlığın egemenliğinin gerçekten üzgünüm

Doğanın sosyal birliğini bozdu,

 Ve o kötü düşünceyi haklı çıkarır,          

Seni ürküten,

Benim gibi, senin zavallı, topraktan doğma arkadaşın,          

Ve ölümlü bir dostun!

Şüphesiz, bazen, çalabilirsin; Ne olmuş?

Zavallı hayvan, yaşaman gerek! Bir demet tarlada bir avuç tahıl          

Küçük bir istek: Geri kalanlarla bir bereket alacağım,          

Ve asla özlemeyeceğim!

Senin küçük evciğin de, yıkılmış!

Onun aptal duvarlarını rüzgarlar savuruyor!

Ve şimdi, yenisini yapmak için hiçbir şey yok,          

Yeşil otlardan! Ve sert Aralık rüzgarları geliyor,          

Hem keskin hem de şiddetli!

Tarlaları çıplak ve harap gördün,

Ve yorucu Kış hızla geliyor,

Ve burada, patlamanın altında rahat,          

Yaşayacağını düşündün,

Ta ki çarpana kadar! acımasız saban geçti          

Hücrenden dışarı. O küçük yaprak ve sap yığını

Sana çok yorucu bir ısırığa mal oldu!

Şimdi sen dışarıdasın, tüm zahmetine rağmen,          

Ne ev ne de barınak, Kışın karla karışık yağmurunu çekmek,          

Ve donmuş soğuk! Ama Fare, sen yalnız değilsin,

Öngörünün boş olabileceğini kanıtlamakta: Farelerin ve İnsanların en iyi planları          

Sık sık ters gider,

Ve bize vaat edilen sevinç için,          

Sadece keder ve acı bırakır!

Yine de, sen benden daha şanslısın!

Sadece şimdiki zaman sana dokunuyor: Ama Ah! Geriye doğru gözümü çeviriyorum,          

Kasvetli manzaralara! Ve ileriye doğru, göremiyorum,          

Tahmin ediyorum ve korkuyorum!

““Fareler ve İnsanlar “Steinbeck’ten Byung-Chul Han’a | Füsun Günaydın” üzerine bir yorum

Yorum yapın