
2025’i uğurlarken, konusu, karakterleri ve sağlam kurgusuyla yine güzel, ilgi çekici bir Bahar Yaka novellası ile buluştuk. Dikiş Tutmaz, yetkinliğini kanıtlamış, kendine özgü sesini, özgün üslubunu yaratan bir yazarın yapıtı.
Adından başlayarak, mekânı, karakterleri, atmosferiyle oldukça güçlü kurgulanmış olan bu kısa romanda, orta sınıf bir mahallede, orta sınıf insanların oturduğu bir apartmanda yaşayanların hayatlarından kesitler okuyoruz. Hiç de yabancısı olmadığımız bu apartmandaki olaylar, olağanlaştırıp görmezden geldiğimiz sıradan şeyler ama Bahar Yaka, o sıradanlığın sıra dışılığına öyle güçlü vurgu yapıyor ki kitap bittiğinde sarsılıyorsunuz. Kısa ama yoğun anlatının sonunda, karar vericilerin, -aile ya da sistemin hâkimleri fark etmez- bizim adımıza hükmettiği kararları yaşadığımız gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Dayatılan bir yaşamın kölesi olmakla olmamak arasında kalmanın, arafta dolanmanın ağırlığını duyuyoruz. Zaten orta sınıftan olmak, arafta kalmak hali değil midir?
Bahar Yaka, Dikiş Tutmaz novellasını aile kavramının sorgulanması üzerine kurgulayıp, kimlik ve kişilik kavramlarıyla da ana çatışmayı oluşturmuş. Çatışmada kadınlar eş, anne, evlat, bekâr komşu kadın olarak varlar. Kadınlar arasında köprü olup iletişimi sağlayan, hepsinin haber kaynağı kapıcı eşi Kevser’i de unutmamak gerekir. Erkekler de eş, esnaf, memur, kapıcı, işçi olarak konumlandırılmışlar. Gerek erkekler gerekse kadınlar yazarın anlatmak istediğiyle uyumlu olarak en doğru şekilde yer almışlar. Bu anlamda Dikiş Tutmaz novelladan çok bir romanın bütünlüğünü ve büyüklüğünü kapsayan, güçlü bir yapıt. Anlatı boyunca dikiş tutmaz aile ilişkilerinden, dikiş tutmaz komşuluk ilişkisine, hatta terzi, müteahhit ve emlakçı üzerinden, dikiş tutmaz esnaflığa, insan ilişkilerinin çürümüş temellerini gözler önüne seriyor.
Kitabın özgün yanlarından biri de beton ve asfalt ekonomisindeki iştah kabartan konumunu ve anlamını romanda da koruyan bir APARTMAN’ın ana karakter olması.
Adını bilmiyoruz. Büyük bir bahçeye sahip çok eski bir apartman. Genişlemeye, kat sayısını artırmaya çok uygun. Tam da bu yüzden müteahhit İsrafil’in ilgi alanında, hatta rüyalarında. Apartmanı yıkıp yerine çok daha büyüğünü yapmak için sabırsızlanıyor. Anlatı boyunca, yıkılmaya yazgılı bir apartmanı gözetliyoruz. İsmini kıyametin kopacağını haber verecek sûr borusuna üfleyecek olan bir melekten alan müteahhitimiz İsrafil’le birlikte, kıyamete yolculuk yapıyoruz.
Bahar Yaka, kitabın öyküsü içinde ustaca kullandığı imgelerle güçlü bir yapıt yaratmış. Ayrıca, ilk novellasında olduğu gibi, yarattığı tekinsiz öykü atmosferiyle, anlatının ve karakterlerin gerçekliğini de pekiştirip güçlendirmiş. Bu yüzden de orta sınıfın basit ama kendi kendini tüketen yaşantısından, etkili bir öykü yaratabilmiş. Örneğin; mitolojideki anlamlarıyla ölüm, yeraltı dünyası ve unutulmuşlukla ilişkilendirilen, kıyıda kalmış insanları temsil eden çiriş otunun, birdenbire apartman bahçesini sarması. Boğucu bağımlılığı simgeleyen sarmaşığın, boş dairedeki banyo küvetinin giderinde kendine yer bulup çıkması. Çocuklukla masumiyeti, kaybolan zamanı, tutulup gerçekleştirilmeyen dilekleri simgeleyen karahindibanın bölüm başlarında resimlenen uçuşan tüyleri. Gelişen olaylara göre hareketlenen, banyo ve mutfak fayanslarında, Himmet’le Kevser’in ortadan kaybolan kızlarının, Hicran’ın elbisesindeki oynak sarıçiçekler, novellanın kurgu dünyasını güçlendirip tekinsiz atmosferi gerçekçi kılıyor.
Paranın, çıkar ilişkilerinin baskın belirleyicisi olduğu, ikiyüzlü bir dünyayla kendi yöntemleriyle var olmaya çalışanlardan oluşan apartman sakinlerinin birçoğu, yaşamın kendilerine çizdiği yoldan ayrılmaya, onu değiştirmeye çaba göstermiyor, konfor alanını terk etmeye yanaşmıyor. Tipik orta sınıf davranışındalar. Değiştirmek için çaba gösterenlerin ise karşılarına çıkan seçenekler kendi güçleriyle aşamayacakları engellerle kesiliyor. Her bir dairenin hikâyesi bir diğerininkinden daha hazin, daha yaralayıcı. Okuma edimi boyunca, sistemin her geçen gün daha zorlaştırdığı yaşamda bir yer tutmaya çalışırken, birbirlerine yaslanması, dayanışma içinde olması gerekenlerin, birbirlerini nasıl tükettiklerine, nasıl çürüttüklerine tanıklık ediyoruz.
Bahar Yaka Dikiş Tutmaz novellasında ikiyüzlülüğe, tahakküme, güce dayalı günlük yaşam kargaşasındaki gerçekçi tipleriyle gerçekçi bir hikâye oluşturmuş. Hikâyeleri anlatılan dikiş tutmazlar arasında kimler yok ki. Ana baskısı yüzünden yaşamla bağı kopmuş, kişiliği güdük kalmış, Bige. Ailesindekilerden gecekondu mahallesindeki komşularına kadar herkesin, Galerici Ejder’le evlenirse sınıf atlayacağı, rahat yaşayacağı düşünüldüğünden, gıpta ile bakılan, sonradan deliren Ayşe. Kocasının istediği gibi görgülü, kültürlü bir kadın olamadığı, kocasının kendisine biçtiği hayata uyum sağlayamadığı için o hayatı öldürmeye çalışan Jülide. Apartmanımızın karşısında bulunan terzi dükkânının sahibi Yakup ile yardımcısı Zeliha. Karısı tarafından terk edilen ama terk edildiğine inanmayan bulmaca sever Adnan Bey apartmanımızın sakinlerinden.
Adnan Bey özel ilgiyi hak eden sakinlerimizden. Onun bulmaca severliği yazarımızı da etkilemiş olacak ki, okura bulmaca tadında bir okuma sunuyor. Yirmi üç bölümden oluşan anlatının her bir bölüme verdiği ismi bulmaca sorusu olarak hazırlamış. Kitabın sonunda da yanıtların olduğu bir çengel bulmaca, yanıtlarda zorlananların işini kolaylaştırmak için bekliyor.
Bildiğiniz gibi; “Dikiş Tutmaz” deyimi terzilikten gelir. İğne iplik kumaşla ilgilidir ama mecazi olarak insanî olanı kestirmeden anlatır. Sürekli başarısızlığa uğrayan, hiçbir yerde veya işte tutunamamışlar için kullanırız bu deyimi. Bazen de onarılması mümkün olmayan, bozulmuş bir ilişki için söyleriz. Umutsuzluk, tükenmişlik, vazgeçme noktasına gelmek anlamına gelir dikiş tutturamamak. Bu iki sözcük, kocaman bir anlam dünyasını barındırıyor içinde. Tıpkı Bahar Yaka’nın yeni novellası “Dikiş Tutmaz” gibi.
Akıcı dili ve Türkçeyi kullanmadaki titizliğinin yanında Bahar Yaka’nın daha önceki yapıtlarından bildiğimiz mekân ve öykü atmosferi yaratma başarısı, Dikiş Tutmaz’da da kendini gösteriyor. Okuru sarıp sarmalayacak, aynı zamanda da sarsacak, güçlü bir hikâyeye sahip novella, okurun kalbinde, düşüncelerinde oldukça etkili olacak.

















