Masthead header

Değerli olmak hakkında bir uygulama | Feza Karakaş

Zihnimizde kendi değerimiz hakkında hangi programlar var acaba? Hayatımızın önemli olduğuna ve değerli olduğumuza inanıyor muyuz? Yoksa kendimizi değersiz bulup ikide bir aşağılıyor ve önemsiz olduğumuza mı inanıyoruz? 

Değerlilik duygusu başkalarına bağımlı olduğu sürece değeri dışarıda ararız. Değeri dışarıda arayan kişi kendisini başkalarıyla karşılaştırır. Çocukluk yaşlarında başlayan bu karşılaştırma alışkanlık haline gelip yaşam boyu devam edebilir. Bedenimiz, maddi durumumuz, medeni durumumuz, çocuklarımız, evimiz, arabamız, eğitim durumumuz, güç, statü, başarı gibi pek çok konuda kendimizi başkalarıyla karşılaştırabiliriz. Karşılaştırma yaptığımızda ne kadar küçük, eksik, yetersiz, çirkin, sevimsiz, başarısız olduğumuza inanırsak değerimize olan inancımızı da o derece aşağı çekeriz.   

Geçtiğimiz hafta davetli olduğumuz bir akşam yemeğinde ebeveynlerimizin çocukken hakkımızda söylediklerinden nasıl da etkilendiğimiz konusunu konuştuk. Arkadaşlarımdan birisi genç kızken annesinin “Benim kızım çocukken pek güzeldi,” cümlesinden “demek ki artık güzel değilim,” manasını çıkardığını, öbürü ise annesinden fiziksel şiddet gördüğü için değerli olmadığına inandığını, bir diğeri ise annesinin “Uslu olursan severim seni,” dediği için çocukluğunu uslu olmak adına yaşayamadığını paylaştı. Doğal olarak anne ve babamızdan aldığımız mesajlara hikâyeler yazıp kendimizi reddeden veya küçük düşüren, değersiz olduğumuza inandıran kalıplar oluşturmuş olabiliriz. 

Değersiz olduğumu deneyimlediğim bir anımı paylaşmak istiyorum. On beş yaşımda hareketli, yaşam dolu, neşeli, ele avuca sığmayan bir genç kızdım. Hareketli ama yaramaz değildim. Nerede duracağını bilen, cesur, sorumsuz gibi görünse de aslında sorumlu ve gençliğini yaşayan bir genç kız. Sosyal, arkadaş canlısı, yaşamı neşe ile kucaklayan bir ergen. Günlerden cumartesi ve annemin arkadaşları o gün bizim evde çaya davetli. Aralarında milletvekili hanımlarının da olduğu, yüksek bürokrat aileler. Annemden onların çocuklarının tıp fakültesi, mühendislik, mimarlık gibi veya yurt dışında okuduklarını duymuştum. Annem benden dört yaş büyük ablam gibi benim de cici elbiselerimi giyip arkadaşlarının yanına çıkmamı ve çay servisi yapmamı istedi. Bu teklif hoşuma gitmedi. Kimseye olduğumdan farklı görünmek ve mış gibi yapmak istemiyordum. Ben jean pantolonlu, uzun kumral saçlı, salaş bluzlu Feza kimliğimi seviyordum. Annem mutlu olsun diye başka bir kimliğe bürünmeyi kabul etmedim. Anneme bir şart ile arkadaşlarının yanına gelebileceğimi söyledim. Birincisi kıyafetimi ben seçecektim, ikincisi çay servisi yapmayacaktım. Annem kabul etti. Duşumu aldım, saçlarımı kuruttum, taradım. Üzerime temiz bir pantolon ve bluz giydim. Salona gidip hepsinin ellerini öptüm.  Gözleri üzerimde hissetmiş ve biraz da utanmıştım sanki. Kendime bir sandalye bulup kaybolmak istercesine oturdum. Hanımlar çok süslüydü. Hepsinden ayrı bir parfüm kokusu geliyordu. Takılar, kaşmir kazaklar, kuaförden yeni çıkmış bakımlı saçlarla hepsi harika görünüyorlardı. Kadınları tek tek incelerken annemin şu sözleri ile sarsıldım. “Büyük kızım Fen Fakültesi Kimya Mühendisliği, oğlum ODTÜ Elektrik Mühendisliğinde okuyor. Bu da benim küçük, yaramaz kızım,” dedi. Kıpkırmızı oldum. Küçük, yaramaz kız. İşte o cumartesi öğleden sonra kararımı verdim. Ben küçük ve yaramaz kızdım. Salonu hemen terk ettim, bir daha geri dönmedim. O anda sadece salonu terk etmekle kalmadım. Kendimi terk ettim, yalan hikâyeye inandım. Annemin söylediği “benim küçük ve yaramaz kızım” cümlesine; ben değersizim, annem beni sevmiyor, kardeşlerim daha değerli anlamları yükleyip kendimi değersizleştirdim.  Bu gibi olaylar karşısında yazdığımız bazı hikâyeler değersizlik duygularının temel nedeni olabilir. Değersiz olduğumuz inancı bizi geride tutar ve hayatımızı o kadar kısıtlar ki ilerlememiz zorlaşabilir.  Gerçek şu ki bütün insanlar değerlidir. Sadece değersiz olduğuna inanan insanlar vardır. Aslında değersiz olan biz değil, düşüncelerimizdir. Değerli olduğunuzu deneyimlemek istiyorsanız değersiz olduğunuza inandığınız bir durumdan kaynaklanan düşüncelerinizi sorgulayın. On beş yaşındayken bir cumartesi öğleden sonra annemin söylediği yaramaz kızım cümlesine inanarak yaramaz ve değersiz olduğuma inandım. Şimdi bu düşüncemi kendi kendime sorgulayacağım ve düşünce üzerinde The Work metodunu kullanarak sorgulayacağım. 

Zihnimde geçmişe gezinti yaparak on beş yaşıma, cumartesi öğleden sonraya gidiyorum. O anda annemin söylediği o cümleyle değersiz olduğuma inanıyorum. Gerçekten değersiz olup olmadığıma körü körüne inanan zihnimi sorgulama odasına alıp bu düşünceye doğruluk testi vereceğim. 

“Ben değersizim.” 

  1. Değersiz olduğum doğru mu? Evet yanıtı geliyor on beş yaşındaki küçük kızdan. 
  2. Kesinlikle emin olabilir miyim değersiz olduğumdan? Hayır, emin değilim. 
  3. Ben değersizim düşüncesine inandığım zaman o anda ve cumartesi öğleden sonra nasıl duygular hissediyor, nasıl davranıyorum? Gözlerimi kapatıyor, o ana gidiyorum. Ben değersizim düşüncesine inandığımda utanç ve suçluluk duyuyorum. Kendime kızıyor, anneme layık olamadım diye üzülüyorum. Kendimi ablam ve ağabeyimle kıyaslıyorum. Değersiz hissediyorum. Odama gidiyorum, müzik dinleyerek kafamı dağıtıyorum. Kendime olan güvenim azalıyor, başarılı olacağıma olan inancımı yitiriyorum. İsyan ediyorum. Zaten onlar gibi olmam mümkün değil diyerek kendi yoluma gitmek istiyorum. Anneme kızıyorum, beni sevsin istiyorum. Aynı zaman da ona hınçlanıyor, ondan uzaklaşıyorum. 
  4. O anda değersiz olduğuma inanmasaydım kim olur, nasıl hissederdim? Kendi değerimin özgün ve kimseyle karşılaştıramayacak kadar kutsal olduğunu bilir ve hissederdim. Kendime değerli davranırdım, asla şüpheye düşmezdim.  Özgüvenim yüksek olurdu, kendimi sever ve sayardım. 

Şimdi orijinal düşünce olan değersizim düşüncelerinin terslerini bulup onların da doğru olup olmayacaklarına bakacağım. Ben değerliyim. Bu düşüncede doğru olabilir mi acaba? O durumda ben değerliyim. Evet, doğru. Ben değerliyim. Üç örnekle destek verip bunun doğru olduğunu ispat edebilirim kendime. Bu tersine çevirmeyi destekleyecek örneklerim şöyle:

  1. Bir insanım her şeyden önce.  
  2. Akıllı, canlı, iyi kalpli, temiz, yardımsever, hayvansever, genç bir kızım. 
  3. Kendime göre planlarım, bir dünyam, hayallerim var. Neşeli, yaşam dolu, dans etmeyi, bisiklete binmeyi, sohbeti, insanları seven biriyim. 
  4. Özgür olmayı seviyorum. Kendi kurallarımı kendim koymayı, yaşamımı özgürce yaşamayı seçmeyi seviyorum. 

Diğer bir tersine çevirme: “Kendi hakkımdaki düşüncelerim değersiz.” Evet bu doğru. Bunu destekleyecek örneklerim:

  1. Değersiz olduğumu söyleyen düşüncelerim değersiz.
  2. Kardeşlerimle karşılaştırma yapıp, kendimin asla onlar gibi başarılı olamayacağına inanan düşüncelerim değersiz.   
  3. Annemin beni beğenmediği, değersiz bulduğunu, kardeşlerimi daha çok değerli bulduğunu söyleyen düşüncelerim değersiz. 

Sonuç olarak ben değerliyim. Sizler değerlisiniz.  Herkes değerli. Sadece değersiz düşüncelerimiz var. İnanmak ve inanmamak ise sadece bir seçim. 

edebiyathaber.net (30 Mayıs 2022)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r