
Hasan Sever’in bir “nehir roman” türünde olarak niteleyeceğimiz üç ciltten oluşan romanı “Çocukluğun Gölgesi”, son cildi “Mavi” ile birlikte tamamlandı. İlk iki ciltte anlattıklarını ustalıkla birbirine bağlayan Sever, “Mavi”de, bozkırın sesini ve insanın gölgesi olan çocukluğunun izlerinin nelere kadir olduğunu su yüzüne çıkarıyor.
Hasan Sever’in üç ciltten oluşan “Çocukluğun Gölgesi” romanının sonuncusu “Mavi”, Ayrıntı Yayınları etiketiyle okurla buluştu. “Çocukluğun Gölgesi”nin ilk cildi olan “Poyraz – Bozkış”ta, yazarın doğduğu yer olan Elbistan-Malatya bölgesinde geçen ve bozkır insanının, hayatı kültürel miraslarından ve tecrübelerinden yakalama çabası üzerinden 12 Eylül Darbesi öncesinde yaşananlara ve 78 Kuşağı’na ışık tutan Sever, ikinci cilt olan “Ayaz – Çığ”da, bozkırı tavaf eden derviş ve çırağının değişen çağa ayak uydurma çabasını, geçmiş ve bugünün çatışmasıyla birlikte aktarmıştı. Romanın son cildi olan ve yine Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan “Mavi” ise, ilk iki cildin işlediği temaları bir araya getirerek yönünü geleceğe çeviren bir eser sunarken, Hasan Sever’in anlatısı epik bir finalle sona eriyor. Önceki ciltlerde ektiklerini biçen Sever, son ciltte belleğin özneliğini öne çıkararak tüm meselenin orada bittiğine dikkat çekiyor.
İlk iki ciltteki bozkırın sert yüzü ve iflah kesen ayazıyla bir mücadeleye girişen karakterler, “Mavi”de, artık kendi seslerini işitir hâle geliyor. Bizde genelde yoksul ve mağdur olanı temsil eden bozkır, diliyle, sözüyle, nefesiyle ayrı bir anlama bürünürken, “Mavi” de bozkırın bu yönünün en göze çarpan kısmını ortaya çıkarıyor. Derviş ve çırağının yolculuğu ve edindikleri miras, bugünün içinde kendine yer buluyor ve kültürel biçimiyle daha görünür bir biçimle karşımıza çıkıyor. Geçmişin yarınlarla olan nihai buluşması, Hasan Sever’in kalemiyle döngüsel bir zamana işaret ediyor ve çocukluğun insan üzerinde bıraktığı izler, birer birer su yüzüne çıkarak, bir bütünlük inşa ediyor. Dervişlik kültürünün, sözlü edebiyatın yalnızca kırsal ve romantik bir kavram değil, o diyarların insanının varoluşsal sıkıntılarının birer unsuru olarak karşımıza çıktığı kitap, yerelden evrensele uzanan doğrusal bir düzlem üzerinde, ortak dertlere değiniyor.
Hasan Sever, “Çocukluğun Gölgesi: Mavi” romanıyla çağdaş Türk edebiyatında pek denk gelmediğimiz “nehir roman” türüne yeni bir bakış açısı getirirken bozkırın sükuneti, dervişlerin taşıdığı kültürü ve çocukluğunu bir ömür boyu üzerinde taşıyan insanın bununla mücadelesinde yakaladığı “kendini” ortaya çıkarıyor.


















