Masthead header

Çiziyorsam Sebebi Var: Çağla Yiğit | Ayşe Yazar

Çizimle olan ilişkiniz ne zaman başladı?

3,4 yaşlarında anaokuluna başlamıştım. Oyun odamızda çok fazla resimli çocuk kitabı bulunurdu.

Çizimleri incelemeye bayılıyordum. Gördüğüm kostümlere, renklere, bu masalsılığa kendimi hep yakın hissettim.

Çok fazla çizgi film izlerdim. Her hafta sonu Beyoğlu’nda tiyatroya götürürdü babaannem. Müzik, dans, resim kadar kalbimi çarptıran bir şey hatırlamıyorum. Bu hayali birikim resimlerle somutlaştı. Tasarlamayı hep çok sevdim.

Kendimden bir şey katmayı. Çizmekten en çok hoşlandığım, yamuk yumuk ağaçlar ve bitkiler oldu. Hatırladığım en eski çizimimi Microsoft Paint programında yapmıştım. Klişe ama çocuk gözünden büyülü gözüken bir ev, iki ağaç, iki bulut. :)

Çizmeye başladıktan sonra anaokulunda pano süsleme görevleri alıyordum. Takvimin özel günlerinde yakamda boncuklu görevli iğnesi olurdu. Ellerimde kalem izleri, yapıştırıcılar. Zamanı biraz daha hızlandırırsak ilkokul ve ortaokulda da benzer görüntüler görüyorum. Ortaokulda daha çok modaya yönelik çizimler yapıyordum. Desenler, ipek kumaşlar, tüller, hayal dünyamda uçuşuyordu. Resim derslerinde arkadaşlarımın ödevlerini tamamladığım olurdu.

Çağla şurayı da bir çizsen, şunu da şöyle yapsan, gibi. :)

Lisede öğretmenlerimin ve beni tanıyan herkesin yönlendirmesiyle Güzel Sanatlar Grafik Tasarım bölümünü bitirdim.

Artık işin temel ve teknik kısmına hâkimdim. Rotamı değiştirmeden yetenek sınavlarına hazırlandım.

Üniversitede de aynı bölüme tam burs hakkı kazandım.

Diyeceğim o ki, çizim hep vardı, evrildi, çiçeklendi ve kendimi ifade etme becerisine dönüştü.

Sonrası hayalperest bir serüven.

Çizer kitaba nasıl hazırlanır?

 Gündüz çalışmayı çok seviyorum. Daha verimli, altın vakit diyebilirim. Önceliğim her nerede olursam olayım minikte olsa bir çalışma alanı yaratmak. Fincanımı görmek, yeni günün dinginliği, gün ışığı beni motive ediyor.

Bahar ve yaz aylarında balkonda çalışmayı çok seviyorum. Çevremde çiçek ve bitkilerin olması yalnızlığımı alır.

Belli bir rutinim var diyemem. Gelen iş bana hissettiriyorsa orada çalışırım, orada okurum. Çalışma saatlerim de iş yoğunluğuna göre değişiyor. Yayınevinden gelen metni okumakla başlıyorum. O an aklıma her ne geliyorsa not alırım ya da basit çizgilerle kâğıda dökerim. Bu aşama metnin içeriğiyle ilgili her konuda araştırma yapmakla geçiyor. Yeterince odaklanıp, kendimi hazır hissettiğimde eskizlere başlıyorum. Çalışırken metinle uyumlu müzikler dinlemeyi çok seviyorum.

Sözsüz şarkılar, film soundtrackleri gibi. Tüm bunlar öyküyle ve kendimle olan bağımı kuvvetlendiriyor. Sonrasında eskizler kendiliğinden şekilleniyor. Hazır olan çizimleri editörle paylaşıyorum ve kitap süreci başlamış oluyor.

Çizimlerinizi yaparken yazar ya da editör ile nasıl diyaloglar gelişiyor aranızda?

 Taslak oluştuktan sonra editörle yoğun iletişim sürecimiz başlıyor. Bu aşamada yazar ve çizerin fikir alışverişini de yine editör sağlıyor. Tek tek her eskiz üzerinde konuşup birlikte ilerliyoruz.

Sanatınızı/çizimlerinizi beslemek için neler yapıyorsunuz?

 Ormanda ya da denizde olmak beni onarır, sıfırlar, yeniden ışık saçmamı sağlar.

Bu dengeyi kurduktan sonra tekrar filizlenen bir bitki gibi hissediyorum. Bunun dışında, animasyon, kısa film ve belgesel izlemeyi çok seviyorum. Figürlerin hareketlerini görmek, fon müzikleri, renk skalası bana çok ilham veriyor. Sıkıldıkça çocuk kitabı karıştırırım. Farklı sanatçıların hayatlarından ilham alırım. Müzikaller, eski dönemler, çocukları izlemek, âşık olmak, kadın zarafeti, hayata dair her şeyden ilham almak mümkün.

Dünyayı kalpten görebilmek aslında.

Bir kitabın rafta yerini alana kadar geçirdiği mutfak sürecini çizer cephesinden anlatır mısınız?

Uzun bir yolculuk olduğu söylenebilir. Sabır ve istikrar önemli. Yol boyunca motivasyonu korumak bazen yorucu olabiliyor. Benim açımdan bakacak olursak en sancılı kısım tasarım süreci ve kompozisyon. Gelen metnin çizerin dünyasıyla uyumu çok önemli. Bu bağ kurulunca üretime de yansıyor. Sonrasında eskizler oluşmaya başlıyor. 

Taslağı tamamlayıp editöre devretmek ilk aşama oluyor. Gerekiyorsa revizyon süreciyle devam ediyoruz. Taslak netleşince de ikinci aşama renklendirme. İşin en zevkli kısmıyla görevimi tamamlamış oluyorum.

edebiyathaber.net ( 3 Nisan 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r