Byung-Chul Han’ın “Çakma: Çince Yapıbozum” Kitabı Üzerine  | Füsun Günaydın

Ağustos 13, 2026

Byung-Chul Han’ın “Çakma: Çince Yapıbozum” Kitabı Üzerine  | Füsun Günaydın

“Yeni fikirler arıyorsanız eski kitaplara bakın.”  

Güney Koreli filozof Byung -Chul Han’ın yazdığı,  Sibel Atam’ın dilimize çevirdiği “Çakma: Çince Yapıbozum” adlı  incecik kitabı elime aldığımda seksen dört sayfalık içeriğin çabucak biteceğini düşündümse de ilk bölüme giriş yapar yapmaz, yeni bir Byung-Chul Han “demir leblebisi” ile karşı karşıya olduğumu anladım.

Han kitapta batıyı kendine ayna tutmaya zorlarken yaratıcılığın yeniden sorgulanarak tanımlanması gerektiğine dikkat çekiyor. Kitapta orijinal söylemiyle “Shanzhai” (çakma / kopya) kavramının basit kopyaları değil yaşamsal dönüşümü kastettiği son derece ilginç bir bakış açısı ile anlatılıyor.

Modern Batı dünyasının en büyük takıntılarından biri “orijinal” olmaktır. Sanatta, teknolojide, edebiyatta ve hatta gündelik yaşamda sürekli özgünlüğün peşinden koşulur. Bir eserin değeri çoğu zaman onun ilk olmasına, benzersizliğine ya da taklit edilemez oluşuna bağlanır.  

Byung-Chul Han, “Çakma: Çince Yapıbozum” adlı kısa fakat düşünce yoğun kitabında bu yaklaşımın evrensel olmadığını gösteriyor. Han’a göre “orijinal” fikri, Batının metafizik düşüncesinin ürettiği tarihsel bir kabuldür. Kitap bittiğinde okur olarak konunun doğruluğu tartışmaya açık olsa da en nihayetinde yeryüzünde yüzde yüz orijinal kavramından bahsetmenin pek de uygun olup olmadığını sorguluyoruz. Her yeni yaratımın esasen bir öncekinin biraz farklı taklit edilmesiyle ortaya çıktığını inkar edemiyoruz.

Batının bu “özgün”, “tek ve biricik”,“eşsiz olma” sarhoşluğuna karşı  Çin düşüncesinde  varlık, sonsuz bir dönüşümle tekrar tekrar üretilir.  Byung-Chul Han bu düşünceyi temel alarak yazdığı   eserde yaratıcılık kadar “çakma ürünler “i de mercek altına alıyor.

Eser başlangıç noktası olarak Çince “Shanzhai” kavramından yola çıkıyor. Günlük dilde Shanzhai “sahte ürün” “taklit” ya da “çakma” kavramları ile anlatılabilir. Han’a  göre “Shanzhai” kelimesinin çevirisi yalnızca “taklit” ile sınırlanmamalıdır. Han “Shanzhai” kavramını var olanın yeniden üretim sırasında dönüştürülerek, geliştirilmesi şeklinde yorumlar. Kitapta sorgulanan temel konu “Shanzhai” çalışmalarındaki dinamik yaratım süreçleridir. Bu nedenle “Shanzhai” için sadece “çakma” diyerek burun kıvırmak, doğunun yaratıcılıktaki sürekliliğini yadsımaktır.  

Byung-Chul Han kitabında, Batı düşünce sistemi incelendiğinde Platon’ dan bu yana batı metafiziğinin önemli bir kısmında  “stabil bir hakikat” kavramından bahsedildiğini söylüyor. Dolayısıyla batı düşüncesinde “özgün gerçek” ve “kopya” arasındaki ayırım siyah ve beyaz arasındaki fark kadar belirgindir. Çin’de benimsenen Tao düşünce akımı incelendiğinde “kopya/çakma” ile “özgün” arasındaki ayırımın bu derece keskin olmadığı, sınırların çoğu kez bulanık şekilde iç içe geçtiği görülür.

Han’ın ele aldığı açıdan Tao düşüncesinde varlık, sürekli akan bir değişim dinamiğine sahiptir. Bunun nedeni yaşamın bizatihi kendisinin başlı başına değişimden ibaret olmasıdır. Dolayısıyla değişiklik özden sapma değil, yaşamın doğal halidir. Bu düşünceden hareket edildiğinde görülür ki Çin hayat görüşüne göre sürekli yenilenen üretim, özün değerini düşürmez. Yaşamı sürdürebilmenin vazgeçilmez önkoşulu tekrar tekrar yapmak ve dönüştürmekten geçer. 

Byung-Chul Han kitabında Jacques Derrida’nın “yapısöküm” kavramını Çin mentalitesi ile bütünleştiriyor. Derrida çalışmalarında Batıda benimsenen “özün sabit ve kesin olduğu” düşüncesinin çok da doğru olmadığını anlatmıştı. Derrida’nın “yapısöküm” ile ilgili  düşüncesi Batıda teorik bir dönüşüm hatta devrim olarak kabul edildi.  

Chul Han, Derrida’nın Batıda devrim kabul edilen düşüncesinin bazı karşılıkları Çin düşünce sistematiğindeki “dönüşüm” anlayışında bulunabilir .  Çin’de değişim ve dönüşüm doğal kabul edildiği için “yapıbozum” felsefesi batıdaki gibi yıkıp yeniden üretmek olmayıp, kültürün devamını sağlayan zorunluluktur. Han’a göre Derrida’nın metinler üzerinde çeşitli açılardan yaptığı yorumlamalar Çin’in doğal yaşam kültürüdür.

Han’ın anlatısı kesinlikle “çakma” ya da korsan” üretimi destekleme sığlığında kalmıyor. Çok daha derinlere inerek “özgünlük” obsesyonunu sorguluyor.  Bu sorgulamanın altında yatan fikir, yasal “telif” konusunun ötesinde olup, “özgün” kavramının değişen kültürel yapıda ne kadar farklı değerlendirilebildiğidir.

Mülkiyet ve Bireyselliğin Yapıbozumu

Byung -Chul Han kitabında Batı düşüncesinin bir anlamda efendisi kabul edilebilecek mülkiyet kavramına da değiniyor.

Batı dünyasında bütün yapıtların sahibi vardır. Yapıt onu ortaya çıkaran kişinin özel mülkü kabul edilir. Bu bakış açısı  modern yaşamın temelini  etkiler. “Benim” tanımlaması söz konusu eserin yaratıcısının tekliğini, biricikliğini, daha da önemlisi mülkiyet hakkını onaylar.

Han bu aşamada bireyin kendi üretiminde mutlak bir hak iddia edebilmesi için değişmeyen sabit bir öz varlığının kabul edilmesi gerektiğini söylüyor. Böylece de Batı dünyasında mülkiyet kavramının nesnelerin ötesinde fikirlere, hatta kimliklere kadar sızdığına dikkat çekiyor.

Han’ın görüşüne göre Çin felsefesinde  hiçbir şeyin tek başına kendine yetmesi ve bağımsızlığı mümkün değildir. Varlığın anlam kazanması için diğer varlıklarla ilişkide olması gereklidir. Bu kavramdan hareket edildiğinde görülür ki, herhangi bir düşünce ya da sanat eseri tek bir bireye mal edilemez. Çünkü ortaya çıkarılan yapıt, yaratıcıya aniden gelen bir ilham ya da deha kıvılcımının pırıltısı değil daha önce yapılanların devamlı olarak dönüştürülmesi ile elde edilir. Yani “Shanzhai” basit bir kopya olmayıp, sürekli bir dönüşüm ve değişimle beslenen yaratıcılığın simgesidir.

 Böylece Han okuru, kapitalist sistemin modern bireye aşıladığı “özgünlük” “biriciklik” kavramlarının ne kadar doğru olduğu ve bunun birey için olumlu olup olmadığı konusunda tartışmaya davet ediyor. Özgün olmak uğruna bireyin üzerine yüklenen “sürekli rekabet”, “sürekli farklı olma baskısı”nın yıpratıcılığını da vurguluyor.

Önceleri nesneleri sahiplenen birey ilerleyen aşamalarda kimliğini de mülkü gibi sahiplenir. “Shanzhai”nin en ilginç sorusu da burada ortaya çıkar. “İnsanın başka insanlar ve/veya varlıklar ile ilişkisinin sonucu devamlı olarak değiştiği yadsınamaz bir gerçek iken “Tamamen benim” “sadece benim” olan bir fikir ya da kimlikten bahsedilebilir mi?”

Han özgünlük ve mülkiyet kavramlarının sınırlarının keskin çizgilerle belirlenmesi yerine tarihsel gelişim sürecinde yaşanan kültürel kabullerin dönüşümü olarak tanımlanması gerektiğini savunuyor.

“Çakma: Çince Yapıbozum” Çok Eleştirildi

 Koreli filozofun Shanzhai kitabı felsefe, sosyoloji ve kültür kuramı alanlarında diğer eserlerinden biraz daha fazla tartışıldı. Bazı eleştirmenler Han’ın kitapta Çin düşüncesine abartılı bir paye verdiğini söyledi. Çin kültürünün insanlığın bir başka bölümünde akıl edilemeyecek ölçüde homojen ve kesintisiz bir akış halinde olduğu görüşü de birtakım eleştirmenlerin vurgu yaptığı bir nokta oldu. Özetle Han’ın tam olarak objektif olmadığı söylendi.

Bütün bunlar tartışmaya açık olsa da kitabın dikkatle incelenmesi ve değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Han, bizi farkında olmadan benimsediğimiz “özgün” “kopya” “hakikat” “gerçek”” yaratıcılık” kavramları üzerinde yeni sorularla karşı karşıya bırakıyor. Bu kavramların kelime anlamı yerine, kültür inşasında nasıl rol aldığı üzerinde düşünmeye çağırıyor.

“Byung-Chul Han’ın “Çakma: Çince Yapıbozum” Kitabı Üzerine  | Füsun Günaydın” üzerine bir yorum

Yorum yapın