Bir “hiç” olarak madde ve ilahi düzenin korunması | Burak Soyer

Haziran 29, 2026

Bir “hiç” olarak madde ve ilahi düzenin korunması | Burak Soyer

Yeni Platonculuğun kurucusu sayılan Platinos’un yazdığı, “Dokuzluklar” kitabının devamı olan “İkinci Dokuzluk”, inancını yitirmemiş bir filozofun fiziksel dünyayı algılayış biçimini gösteren, maddenin hiçliğiyle evrendeki ilahi düzenin nasıl korunduğunu gösteren bir eserdir.  

“Her canlı ruh ve bedenin doğasından meydana gelir. Göğün daima sayıca bir kalması gerekiyorsa bunun ya her ikisinden ya da ruh ve bedenden birine kaynaklanması gerekir. Bozulmazlığı bedene atfeden biri bu konuda ruha bir ihtiyaç duyar. Canlının yapısı için bu ikisinin daima bir arada bulunmasına da gerek görmez. Öte yandan bedenin kendi başına bozulur olduğunu söyleyip bozulmazlığın nedeni olarak ruhu gösteren kişi, bedenin durumunun da yapıya ve kalıcılığa karşıt olmadığını göstermeyi denemelidir. Çünkü doğaya uygun oluşan şeylerde uyumsuzluk bulunmaz. Aksine maddenin de onu ortaya çıkaranın niyetine uygun olması beklenir.” Bu satırlar yeni Platonculuğun kurucusu kabul edilen Plotinos’un “Dokuzluklar” kitabının devamı olan “İkinci Dokuzluklar”dan alıntı. Aslında Plotinos’un anlatmak istediğinin bir özeti de denebilir. Ketebe Yayınları’ndan Yasin Gurur Sev çevirisiyle yayımlanan “Dokuzluklar – İkinci Dokuzluk”, Plotinos’un evreni nasıl algıladığını, fiziksel dünyanın, kozmik düzene biçim veren başat metafiziksel ve kozmolojik metinlerden oluşuyor. Plotinos, bu eserinde bütün ilgisini, tamamıyla akıl edilebilir bir dünyaya, gök cisimlerindeki hareketlere, maddenin kendisine ve Platoncu “evren ruhu” anlayışına verir.

“İkinci Dokuzluk”, Plotinos’un ele aldığı üç temel kavram vardır. Bunlardan biri akıl, diğeri “bir”, sonuncusu da “ruh”tur. Ancak Platinos, bu temel ilkelerin içeriğinden ziyade yarattıkları ve yönettikleri duyular evrenini incelemeye tabi tutar.  “İkinci Dokuzluk”, fiziksel dünyanın içinde bulunduğu durumun kaotik bir tesadüf olmadığını, bilakis ilahi bir düzenle ve evrensel ruhla bir alt basamaktaki yansıması olarak görür ve bunu ispat etmeye girişir.  Gökcisimlerinin ve evrenin zamansal olduğunu savunan Plotinos, evreni her parçası birbirine bağlayan canlı bir organizma olarak görür.

Ayrıca gökcisimlerinin tanrısal olduğunu kabul eder ancak o dönemde hayli yaygın olan astrolojik inançlarını da sert bir biçimde eleştirir. Ona göre; yıldızlar ve gezegenlerin, insan yaşamında kötülüklerin veya talihin yaver gitmesinin bariz sebebi değildir. Gökcisimlerinin varlığı da gelecekteki olayların nedeniyle alakası yoktur. Bu hareketler sadece evrensel bütünlüğün ve kaderin birer “semptom”udur. Plotinos, Aristotelesçi madde ve form olgularını Platoncu bir gözle yeniden yorumlar ve maddeyı tek başına hiçbir niteliğe, boyuta veya forma sahip olmayan kesin bir “yokluk” olarak niteler.

“İkinci Dokuzluk”un felsefe tarihi açısından en önemli bölümü dokuzuncu metindir. Plotinos bu bölümde, maddi dünyayı kötüleyen, lanetli ve aksak bir “hapishane” olarak gören Gnostiklere karşı Platoncu kozmolojik fikri savunur. Plotinos’un burada anlatmaya çalıştığı; bu dünyanın, duyuların çok üstündeki âlemin mükemmel bir kopyasıdır. Bu dünyaya çirkinlik onu yaratan ilahi ruhu ve aklı inkâr etmektir.

Plotinos, “İkinci Dokuzluk”ta, ideallerinden kopmamış bir filozofun fiziksel dünyaya nasıl baktığını, onu nasıl algıladığını ve dışa vurduğunu gösteren benzersiz bir yapıttır. Maddenin değersizliğine ve hiçliğine vurgu yaparken, diğer taraftan da evrendeki ilahi düzeni kollayan rasyonel bir dengenin anatomisini ortaya çıkarır.

Yorum yapın