Bir akran zorbalığı romanı: “Mağarada Tek Başına” | Feride Bayyiğit

Eylül 22, 2023

Bir akran zorbalığı romanı: “Mağarada Tek Başına” | Feride Bayyiğit

Çocuklar, özellikle de ergenlik çağındaki gençler arasında oldukça yaygın olan akran zorbalığı, bu yaş gruplarındakilerin arkadaşlarına yönelik sözel, fiziksel ya da davranışsal olarak incitici tutumlarda bulunması olarak adlandırılıyor. Akran zorbalığı, alay, küçümseme, hakaret etme, şiddet uygulama gibi birçok şekilde tezahür edebiliyor.

Nehir Aydın Gökduman’ın İlk Genç Timaş etiketiyle çıkan Mağarada Tek Başına, bu konuyu incelikle ele alan bir kitap. Başı gövdesinden daha büyük görünen, boyu da yaşıtlarına göre biraz kısa olan Yusuf’a yapılan akran zorbalığını konu alıyor. Öyle ki yaşıtları ona ismiyle hitap etmek yerine “Kibrit Çöpü” diye sesleniyorlar. Yazar, ipin ucu kaçırıldığında çocukları sıkabilecek, birçok çocuğun ruhunu zedeleyen bu konuyu İstanbul’dan başlayıp Sofya’ya kadar uzanan harika bir macera içerisinde ele almış. Öyle ki bir sonraki bölümde ne olacak diye düşünmekten kitabı elinizden bırakamıyorsunuz. Kitapta bu durumun ardı arkası kesilmeyen maceralar içerisinde anlatılması, çocukların, gençlerin kitaba sıkılmadan odaklanmalarını sağlayacağını düşünüyorum. Bunun yanında karakterlerin, gençlerin kendilerinden muhakkak bir şeyler bulabilecekleri şekilde kurgulandığını da söylemeliyim.

Başkarakterimiz Yusuf, aslında kendisini seven, kendisiyle barışık bir çocuktur. Kimseyi değiştiremeyeceği şeyler üzerinden yargılamayan, farklılıkların zenginlik olduğunu bilen bir karakteri olmasına rağmen çocuk ruhu, yaşıtlarının zorbalığı karşısında incinmekten kurtulamaz. Onlara göre Yusuf, fiziksel olarak onlardan geri kalmış bir çocuktur, kafası kocamandır, vücudu çelimsizdir. Ama çok çalışkan bir çocuktur. Mesele de burada başlar ya zaten…

Yusuf’u en çok inciten sınıf arkadaşı Levent’tir. Sınıfın en uzun boylu çocuğudur. Derslerinde çok başarılı, eğlenceli, sevilen birisidir. Beden eğitimi dersinin yıldızıdır. Basketbolda çok iyidir, herkes onun takımında olmak ister.  Üstelik spor kulübünün de öğrenci başkanıdır. Sınıftaki herkes ona hayrandır. Onunla yakın arkadaş olmak bir ayrıcalıktır. Hâl böyleyken Yusuf’un da derslerinde başarılı olması Levent’in dikkatini çekmesi için yeterlidir. Yusuf’un görünüşü bahanedir aslında. Amaç, Yusuf’u türlü sebeplerle küçük düşürmek, modunu düşürüp başarısının önüne geçmek, sınıfın en başarılısı olarak kalmaktır. Bir gün basketbolda Yusuf’la Levent karşı karşıya gelirler ve Yusuf’un takımı kazandığında ipler iyice kopar… Levent, o günden sonra zorbalıklarını artırarak devam ettirir. Tabii Levent’in yanında yer almak isteyen diğer çocuklar da. Üstelik işin içine bir de siber zorbalık eklenir. Bu durum, Yusuf’a kendini çaresiz hissettirir. 

Buradan da anlıyoruz ki aslında çocuklar arasındaki akran zorbalığının arka planında da yetişkinler, onların kurduğu dünya yatıyor. Başarının sadece derslerden iyi not almak olarak görüldüğü, iyi not alanın övüldüğü, diğer çocukların “başarısız” damgası yediği bir yarış dünyası, çocuklar arasında da bir rekabet ortamı yaratıyor. Başarılı olarak görünen çocuklar, yerini başka bir çocuğa kaptırmak istemiyor ve bildikleri en kolay yöntemi kullanıyorlar: Dışlamak, alay etmek. Bu, kendilerini anlık olarak daha iyi hissettiriyor. Gerçek ise aslında içten içe kimsenin iyi hissetmediği. Tabii zorbalığın tek sebebi bu değil. Bu durum, sadece başarılı olarak adlandırılan çocuklar arasında yaşanmıyor. Ancak bu örnek de oldukça yaygın.

Yusuf’un yanında olan, böyle bir durumda bir çocuğa nasıl destek verilebileceğini görebileceğimiz karakterler de var. Bunların başında ailesi geliyor. Yusuf’un zaman zaman ailesine üzülmesinler diye açık olmaması, başına daha çok bela almasına sebep oluyor. Görüyoruz ki böyle bir durumda soğukkanlı olmak, çocuktan çok üzülür görünmemek, yardımcı olabilecek esnekliğe sahip olmak, çocuğun ebeveynine açık olabilmesi için oldukça önemli. Yusuf’un ailesinin olayları öğrendikten sonra takındığı tavrın diğer çocuklara karşı da yıkıcı değil yapıcı olması, Yusuf’la empati kurarak ona şefkatle destek olmaları gibi birçok unsur, olayların doğru çözülmesinde yardımcı oluyor ve kitap bu yönüyle ailelere de örnek olabilecek bir nitelik taşıyor.

Yusuf’un bir diğer destekçisi arkadaşı Ekin. Yusuf, Ekin sayesinde okulda kendisini yalnız hissetmiyor. Okul gezisine gidebilmek için bile tutunabildiği bir unsur yanında arkadaşının olması. Kendilerine zorbalık uygulayacaklarını bile bile, birbirlerine destek vererek yan yana gidiyorlar geziye. Başlarına gelmedik kalmıyor tabii. Ancak birbirlerini hiç bırakmıyorlar.

Yusuf, Levent’in zorbalığı sonucunda girdikleri mağaradan suyun içerisine düşüyor ve herkes için asıl dönüşüm orada başlıyor. Yusuf’un hayatta kalma mücadelesi, aslında zorbalıklara rağmen kendisini bulma sürecini, kendini keşfini, kendi içindeki kuyuya düşüp oradan başka bir Yusuf olarak çıkışını da temsil ediyor. Düşman değil, anlayışsız değil, merhametsiz değil ama sınırlarını doğru şekilde korumayı öğrenen bir Yusuf görüyoruz karşımızda.

Tabii kitap sadece Yusuf’un dönüşümüyle bitmiyor. Levent’in asıl macerası da bu olaydan sonra başlıyor. Levent’in korkup kaçmasıyla yeni bir iş açılıyor başlarına. Karakterler, kendilerini bir anda hareket etmeye başlayan kamyonun içinde buluyorlar ve macera Sofya’ya dek uzanıyor…

Kitabı okurken tüm derinliği hissettiğimiz gibi harika bir serüvene ortak olmuş oluyoruz. Mağarada Tek Başına, gençlerin yanında, öğretmenlerin ve ailelerin de okuması gereken bir kitap.

edebiyathaber.net (22 Eylül 2023)

Yorum yapın