Bilge Karasu Beyoğlu’na döndü, siz neredesiniz? | Metin Celâl

Kasım 22, 2023

Bilge Karasu Beyoğlu’na döndü, siz neredesiniz? | Metin Celâl

“Beyoğlu’nun belli bir dönemini yaşayıp sevmiş olanlar vardır. Beyoğlu’nun yenilenişi bu yaşamlardan kısa, çok daha kısa dönemler içerisinde gerçekleştiği için, her kuşak Beyoğlu’nun öldüğünü, geçtiğini, geçmişe karıştığını, haklı olarak, söyleyebilmiştir. Biraz –ama çok az– abartılacak olsa şöyle denebilir sanırım: Herkes çocukluğunda bir Beyoğlu tanımış, ortayaşına doğru o Beyoğlu’nun yıkılıp göçtüğünü görmüş, ortayaşıyla biraz ötesinde yeni bir Beyoğlu tanımak zorunda kalmıştır.” (Bilge Karasu). 

Metis Yayınları ve Sanat Kritik ortaklığıyla hazırlanan “Bilge Karasu Günleri” kapsamında açılan “Bilge Karasu Sergisi”ni görmek için İstiklâl Caddesi’nde Tünel’den Galatasaray’a doğru yürümeye çalışıyorum. Yürümeye çalışıyorum diyorum çünkü müthiş bir kalabalık var. Akşamüstü, saat dört sularında olmasına rağmen cadde çoktan yükünü almış. Caddeyi böyle kalabalık gördüğümde hep aklıma geldiği gibi yine “Beyoğlu öldü, kimse gitmiyor artık” diyenleri anımsıyorum ve kulaklarını çınlatıyorum (“Çekinmeyin, Beyoğlu’na gelin!” | Metin Celâl | Edebiyat Haber). 

İnsan doğası itibariyle olumsuz propagandadan kolay etkileniyor. Beyoğlu’na gelmediklerini söyleyenlerin “kimse” derken kendi eş-dostlarını kastettiklerini düşünüyorum. Evet kalabalık var ama bu “Beyoğlu öldü!” diye iddia edenlerin düşündüğü gibi tamamen Araplar’dan oluşmuyor. Peki “kuru kalabalık” olabilir mi?  “Bilge Karasu Günleri” için Beyoğlu yanlış seçim miydi? Cuma günü saat 11’de başlatmak doğru muydu? Kafam sorularla dolu.  

Sempozyum saat 11.00’de Murathan Mungan’ın “Özlediğim Bilge” başlıklı açılış konuşmasıyla başlamış. Jale Parla yönetiminde, Enis Batur, Erol Köroğlu, Murat Cankara, Tevfika İkiz’in konuşmacı olduğu “Bilge Karasu Edebiyatı I” oturumu gerçekleştirilmiş.

Beyoğlu’nun, belki de Türkiye’nin en güzel pasajlarından olan Avrupa Pasajı’nda, Aynalıgeçit’te yapılıyor etkinlik. Pasajın içinde dev bir “Bilge Karasu Günleri” afişi dalgalanıyor. Hem hoşuma gidiyor hem de içim bir tuhaf oluyor. “Bilge Karasu Beyoğlu’na döndü” diye düşünüyorum. Bir yandan da aynı tedirginlikle, “Ya Beyoğlu öldü diyenler haklıysa, ya kimse gelmemişse toplantılara!” düşüncesiyle ikinci kata çıkıyorum. 

Holde hoş bir kalabalık var. Sağda kafeterya. Orası da hareketli. Solda toplantı salonu. Girişte etkinliği düzenleyenlerden Seval Şahin’le karşılaşıyorum. “Salon tamamen dolu, isterseniz yandaki kafeteryada dinleyebilirsiniz. Oraya yayın yapılıyor” diyor. O sırada Necmiye Alpay yönetiminde Kerem Eksen, Murat Özyaşar, Pelin Buzluk’un katıldığı “Bilge Karasu Edebiyatı II” oturumu sürüyor. Kafeterya da kalabalık, oturacak yer yok. Alt kata sergiye inmeye karar veriyorum.  

Bilge Karasu denilince benim aklıma Ankara gelir. Karasu’nun imgesiyle Ankara uyuşur bence. Kavaklıdere’nin sokaklarında onunla karşılaştığımı, sakin ve düşünceli yürüyüşünü anımsarım. İstanbul doğumlu olduğunu biliyordum ama şehir ile derin ilgisini ancak ölümünden sonra, Füsun Akatlı’nın derlediği “Lağımlaranası ya da Beyoğlu”nu (Metis yay.) okuyunca kavramıştım.  

Sergi girişindeki o meşhur, gülümseyen fotoğrafının altındaki kısa biyografide “1930’da Beyoğlu’nda doğdu” yazıyor.  Çocukluğu Beyoğlu’ndaki evlerinde annesi, anneannesi, teyzesi ve kızlarıyla geçmiş. İlk, orta ve lise öğrenimini Şişli Terakki Okulunda tamamlamış. Daha sonra İstanbul Üniversitesi’nde felsefe okumuş. Mezun olduktan sonra Ankara’ya taşınmış. 

“Eserlerinde kullandığı imgelerin çoğu, çocukluğunda yaşadığı mekânların etkisiyle şekillenmiştir. Birçok eserinde İstanbul’u mekân olarak seçen yazar, burada yaşayan etnik kökeni farklı insanları da öykülerinde sıkça kullanmıştır. Bu durum da İstanbul’un yazar üzerindeki etkisinin bir başka göstergesidir” diye yazıyor Uygar Atasoy (Sanat, yazı ve hocalık üçgeninde geçen bir hayat: Bilge Karasu (gzt.com)

“Bilge Karasu Sergisi” ilk bakışta küçük gibi görünen ama yoğun bir sergi. Büyük ustanın yaşamını fotoğraflarla, belgelerle enine boyuna yansıtmışlar. Dar alana, dar panolara çok şey sığdırmışlar. Her panonun önünde uzun süre durup bakmak, okumak gerekiyor. En azından fotoğraflar ve belgeler daha büyük kullanılabilirdi diye düşünüyorum. Herhâlde mekân daha fazlasına olanak vermedi. Yine de güzel, etkileyici, bilgilendirici bir sergi olmuş. Düşünüp hayata geçirenleri kutlarım. 

Çıkıştaki bankoda hoş bir sürpriz var. Editörlüğünü Fatih Bakırcı’nın yaptığı Seval Şahin, Abdullah Ezik, Esin Hamamcı, Meryem Çakır, Uğur Erden ve Yağmur Yıldırımay’ın hazırladığı ve Sanat Kritik’in sitesinde parça parça yayınladıkları “Bilge Karasu Sözlüğü” kitaplaşmış (Sanat Kritik yay.).   

Metis Yayınları-Sanat Kritik ortaklığıyla hazırlanan “Bilge Karasu Günleri” 24 Kasım’da gerçekleştirilecek oturumlarla devam ediyor. “Bilge Karasu Sergisi” de 15 Aralık’a kadar görülebilir. Sergi ve etkinlikler Beyoğlu, Aynalıgeçit’te.

edebiyathaber.net (22 Kasım 2023)

Yorum yapın