
Sosyolog, Aile ve Çift Danışmanı ve Perinatal Ruh Sağlığı Uzmanı Özgül Kocatepe Yılmaz, Anneliğin İlk Senesi kitabında doğumdan sonraki bir yılı yalnızca bebeğin gelişimi üzerinden değil, annenin yaşadığı değişim üzerinden anlatıyor. Uykusuzluk, yalnızlık, kaygı ve tükenmişlik kadar yardım istemeyi ve annelikle birlikte değişen kimliğini de açıkça ele alıyor.
Tanıtım metninden
Destek Yayınları etiketiyle yayımlanan kitap, yazarın oğlunun ilk yaş gününden geriye bakmasıyla açılıyor. Yılmaz; doğumu, lohusalığı, bedensel iyileşmeyi ve aile içindeki yeni rolleri kendi deneyiminden sahnelerle aktarıyor. “İyi anne” olma baskısının altında kendine yer açmaya çalışan kadınların çoğu zaman dile getirmediği duygulara odaklanıyor.
Doğum sonrası depresyon yaşadığını kabullenmesinin ardından destek arayışına yönelen Yılmaz, aile danışmanlığı ve perinatal ruh sağlığı alanlarında eğitim aldığını da anlatıyor. Anneliğin İlk Senesi, annelere kusursuzluk önerileri sıralamak yerine şu soruyu görünür kılıyor: Bir bebeğin ihtiyaçları konuşulurken anneninkiler neden kolayca gözden kaçıyor?
Anneliğin İlk Senesi, doğumla başlayan ilk yılın yalnızca bebeğin değil, annenin de değişip dönüştüğü bir dönem olduğunu anlatıyor.
Özgül Kocatepe Yılmaz, kendi annelik deneyimini mesleki birikimiyle buluşturarak yeni anneliğin çoğu zaman görünmeyen ve konuşulmayan taraflarına odaklanıyor.
Doğum ve doğum sonrası süreçten uykusuzluğa, bedensel iyileşmeden hormonal değişimlere uzanan ilk yılın fiziksel zorluklarını ele alıyor.
Kaygı, yalnızlık, tükenmişlik ve yoğun duygusal değişimler üzerinden anneliğin psikolojik boyutuna yer veriyor.
Anne olmakla birlikte değişen kimlik ve rolleri, kadının kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkinin nasıl dönüştüğünü inceliyor.
Babalık ve eşler arasındaki değişen dinamikleri de sürecin bir parçası olarak ele alıyor.
Kusursuz annelik anlatıları yerine gerçek deneyimlere alan açıyor; anneliğin zorlayıcı taraflarının da açıkça konuşulabileceğini gösteriyor.
Yeni annelere yaşadıkları duygu ve deneyimlerde yalnız olmadıklarını hatırlatan, deneyim ve uzmanlık bilgisini bir araya getiren bir anlatı sunuyor.
ARKA KAPAK YAZISI
Uykusuzluk, Kaygı, Yabancılaşma…
Ve Anneliğin Pek Anlatılmayan İlk Yılı.
“Doğumdan sonra kadın, küllerinden yeniden doğan Zümrüdüanka gibi, kendi içinde yeni bir kimlik inşa ediyor. Bu süreç hem bedenen hem ruhen sancılı olabiliyor ama geçici olduğunu bilmek, tünelin ucunda bir ışık olduğunu anlamak çok önemli.”
Dünyaya bir bebek getirmek adeta bir mucize gibi…
İki insanın özelliklerini alıyor ve yeni bir insan olarak doğuyor.
Bir bebeğin sadece “doğumu”, başta anne baba olmak üzere herkesi sevince boğuyor.
Ancak işin bir de karanlık yüzü var…
Lohusa depresyonundan kendine yabancılaşmaya, uykusuz gecelerden kaygı bozukluklarına kadar fırtınalar içinde savrulan anne… Depresyondaki eşine mi, bakım gerektiren bebeğe mi, yoksa kendine mi yetişeceğini bilemeyen baba…
Sadece ilk bir yılda geçirilen çok sayıda atak…
Yenidoğan annesi olmak, belki de ebeveyn olmanın en büyük sınavı…
Sosyolog, Aile ve Çift Danışmanı ve Perinatal Ruh Sağlığı Uzmanı Özgül Kocatepe Yılmaz, Anneliğin İlk Senesi’nde annelerin bu fırtınalı denizde yollarına bir ışık tutuyor ve yalnız olmadıklarını hissettiriyor.


















