Masthead header

Batı Afrika’nın ‘kurt kanunu’ | Burak Soyer

Rosewater üçlemesiyle Arthur C. Clarke bilimkurgu ödülüne layık görülen Tade Thompson yeni kitabı Kurtlaşmak’ta, okuru, Batı Afrika’da geçen gizemli bir cinayet hikayesinin içine sokarken,  yaslandığı arka planda da emperyalizmin bulaştığı yerlerdeki kaçınılmaz siyasi ve toplumsal atmosferi tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.   

Tade Thompson, Nijerya’nın en büyük etnik topluluğu Yoruba’lardan olan bir anne ve babanın çocuğu olarak 1969’da Londra’da doğmuş. Yedi yaşına geldiğinde İngiltere’den Nijerya’ya gitmiş. Burada tıp ve sosyal antropoloji eğitimi almış. Psikiyatri dalında uzmanlaşmış. 1998 yılında ise tekrar Londra’ya dönmüş. Rosewater üçlemesiyle Arthur C. Clarke bilimkurgu ödülüne layık görülen Thompson şimdi de Eksik Parça Yayınları’ndan Handan Sağlanmak Arlı çevirisiyle yayınlanan Kurtlaşmak ile kendi köklerinin izini sürerek okuru gerilim dolu bir serüvenin peşinden sürüklüyor.

Kurtlaşmak, kitabın kahramanı Weston Kogi’nin kendisinin ve ablasının üzerinde emeği çok olan, ana yarısı halasının ölüm haberini almasıyla Batı Afrika’daki Alcacia’ya gitmesiyle başlıyor. Alcacia, yazarın tanımıyla, “Ede Şehri, Alcacia. Batı Afrika’ydı. Eski İngiliz kolonisi, eski Fransız himayesi, eski Portekiz ticaret merkezi…”  Lonra’da bir süpermarkette güvenlik görevlisi olarak çalışan, sıradan bir adam olan Kogi’nin Blossom Halası için yapacağı bu 48 saat sürecek son görev çocukluk kabusu Church ile karşılaşmasıyla toptan bozuluyor. Church, batılı emperyalistlerin tokadını yiyen tüm Afrika ülkelerinin nihayetinde geldiği toplumsal noktanın bir tezahürü, prototipi. Yozlaşmış, ahlakı çoktan çöpe atmış, maaşının kat be kat fazlası rüşvet alan, karanlık işlerle ve kişilerle içli dışlı, kendi kurallarını koyarak oynayan biri. Cenazede Church’ün laf atmasıyla açılan muhabbete Londra’da, cinayet büroda çalışan bir polis olduğunu söyleyen Kogi, yönetim biçimi kaos olan bu yerde kendi ipini kendi çekmesinin ilk adımı oluyor. Bu basit adam, cenazeden sonra düzenlenen içkinin su gibi aktığı parti gibi bir ritüele katıldığının ertesi gününde Alcaica’da yepyeni bir kimlik ve görevle hayatına yeniden başlıyor. Zira artık dandik bir markette 8 saat vakit öldürmekten başka bir şey yapmayan o basit adam artık bölgenin en karmaşık yerinde bir cinayet vakasını çözmek için ‘bazı kişilerce’ görevlendirilen bir özel dedektife dönüşüyor. Kendisinden istenen ise Alcacia Kurtuluş Cephesi ve Halkın Hıristiyan Ordusu olmak üzere iki ayrılıkçı örgütün iktidar mücadelesi içindeki Alcaica’da iki taraf arasında barışı sağlayan Papa Busi’nin cinayetini aydınlatmak. Ama nasıl? Weston Kogi, elinde dosya, peşinde ve yanında, ikili oynamakla mükellef Alcacia Kurtuluş Cephesi ve Halkın Hıristiyan Ordusu’nun ‘karanlık adamlar’ıyla bölgedeki en önemli adam haline gelerek kendini adını koyamadığı bir serüvenin içinde buluyor.

Tade Thompson, Kurtlaşmak’ta temposu hiç düşmeyen bir polisiye gerilim hikayesi sunarken arka planda sömürgeciliğin el attığı yeri kurutması sonucu boy atan türlü pisliğin de bir fotoğrafını çekiyor. Birbiriyle bağlantılı bu iki konunun içine ise yaşamak için hayatta kalmak zorunda olanların birinci vazifesi ‘kurtlaşmanın’ ne olduğunu sert ve kanlı bir biçimde anlatıyor. 

edebiyathaber.net (22 Ağustos 2022) 

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r