Masthead header

“bak oğlum, araştırdık, sen iyi bir aile çocuğusun.” | Adnan Algın

Haydi soralım bir: cesaret neden ceset kadar sessiz

; akıl kaç oktav tiz; tutku neden engellenmiş 

Buffon’un “Le style c’est l’homme.” sözüyle ne denli mühim bir hususa parmak bastığını biliyoruz. O kadar ki G. Sand, bu vecizeyi “La ponctuation c’est l’homme.” noktasına getirmiştir! Üstüne nokta koyulamayan bir vecizeler yelpazesini kaç “ünlem” ile selamlamak istersiniz? Bir? İki?? Üç???

Yazıya gönlünüzü kaptırmışsanız siz artık iflah ol-maz-sı-nız! Yazarsınız, yazdıklarınıza hem aşkla hem nefretle bağlanırsınız. Okursunuz. Litrelerce acılı turşu suyu içmiş gibi… okursunuz… canınıza okursunuz! Birileri -de- okusun istersiniz… Birileri -de- okusun ve fikrini -yeter ki- söylesin… Küfretsin! Alkışlasın! Burun kıvırıp göz ucuyla okusa da olur –der misiniz?

Yazıyla ülfet edenler, yazının vazgeçilmez ögeleri noktalama işaretlerinin ne denli mühim olduğunun ölümüne farkındadır. Yazdıklarım nasıl olsa anlaşılıyor, bu kadar hassas davranmaya ne lüzum var, der mi?! “Demeyen mi var– yok ise unutulan “;” işareti– İşaret fişeğidir “virgül”, pusuladır “ünlem”, haritadır “nokta”… her zaman! Sosyal medya” olarak tesmiye edilen sanal âlemde şi/zof/re/nik oyunlar peşinde koşanlar için noktalama işaretleri, hiç şüphesiz, antipsikotik ilaçlar gibidir ve görüldüğü yerde başı ezilmelidir. Akşit Göktürk’ü Okuma Uğraşı gösteren “aktif okur”lar, şu cümlelerin kıymetini çok iyi anlayacaktır:

Her yazınsal metin, insan yaşamındaki iletişim biçimlerinden biridir. Bu metin, dilsel düzenlenişiyle bir kurmaca dünyayı taşıdığı gibi, kendisini çevreleyen gerçek toplumsal-kültürel yapıdan, geçmiş yazın dönemlerinden, kendi dışındaki başka iletişim olanaklarından ögeler de içerir. Bunları yazar, bölüm başlıkları, paragraflar aracılığıyla belli bir dizgeye sokmuştur. Ancak, bu dilsel dizge hiçbir zaman daha önce varolan bir gerçeğin doğrudan doğruya aktarımı değildir. Varolan gerçek üstüne temellenmiş kurmaca bir gerçeğin iletilmesidir. Bütün bölüm başlıkları ya da metnin akışı içindeki buna benzer göstergeler, okurun metni ile yaşam arasındaki bağları bulgulamasını sağlayacak kavrayış sürecinin çıkış noktalarıdır.” 

Başka türlüsü de düşünülemez ki! Noktalamalar, bir nev’i anlamın röntgenini çeker. Yönlendirildiğimiz metnin çekirdeğine kandil tutar “virgül”, “noktalı virgül”, “nokta”, “ünlem”, “soru işareti”, “üç nokta” ilh. Kudemâdan Şemsettin Sami, Usul-i Tenkit ve Tertip (1886) adlı kitabının “Mukaddime”sine bakın neler yazmış: “Yazı sözün tasviridir. Bir resim, tasvir ettiği şeye ne kadar ziyade benzerse, o kadar mükemmel olacağı gibi, bir yazı dahi, sözün, mükellimin ağzından çıkarken, ibraz ettiği ahvali ve suret-i ifade ve telâffuzu ne kadar ziyade anlattırabilirse, o kadar ziyade mükemmel addolunmak iktiza eder. (…) İşte, sözün gerek telâffuz ve sadaca ve gerek taksimce olan böyle ahvaline dikkat ettiğimizde, yalnız kelimeleri tahrir etmekle kanaat etmeyip, tahrirde bir nizam ve tertibe ve birtakım işarât ve alâmâta muhtaç olduğumuzu anlatırız.” 

Akıcılık, vurgu, dikkat çekme odağında bakıldığında ise şiirin noktalamalar için bir payanda vazifesi olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Oruç Aruoba; eksiltili, duraklı, iç çekmeli, uzuuun sessizlikler barındıran üslubunda noktalama işaretlerini, usta bir ressamın fırça darbeleri gibi kullanır(dı)_ “Dış şeklin güzelliğe tesir ettiğini” düşünen Tevfik Fikret (de) yanı başımda! “Yaratıcı yazmak isteyenlere ilk ders: Noktalı virgül kullanmayın.” diyen Kurt Vonnegut ise tam karşımda! 

Onun da çaprazında Ursula Le Guin:Bir sürü yarım yamalak noktalı virgül kullanıyorum; çünkü noktalı virgül samimi açıklamalara izin veriyor.

Kitapçıların “ilk on” listelerindeki eserlere bakınca yüreğinizin burkulmaması, dağlanmaması imkânsızdır. Bu kitaplarda “noktalı virgül”ü gören, bu işareti hakkıyla kullanan yazarı göre(bile)n bayram ediyor!!! Hele hele “virgül”ü bihakkın kullanan bir “yazar”a tesadüf edersek yakıyoruz Kitapların Şenlik Ateşi’ni… Ahmet Cevat Emre, ne tatlı anlatmış “noktalı virgül”ün işlevini günümüzün “bestseller” yazarlarına: “Vasatî bir tevakkufun lüzûmuna delâlet eder; bir kelâmın uzunca akşamını, bâ-husus virgülün isti’mâlini îcap etmiş bulunanları tefrik için kullanılır.

Anlatılır: Oscar Wilde, bütün bir sabah yazısına virgül koymakla uğraştığını anlattıktan sonra şöyle der: “Bütün öğleden sonram o virgülü kaldırmakla geçti.Tirets Nervalien hamleler bekleyecek değiliz! Ancak insan… bekliyor, dosdoğru noktalama işaretleri… Henry James’i  bilir misiniz? Noktalı virgülü kullanmayı bir “zarafet ölçüsü” sayarmış. Sıkı durun şimdi: İngiltere’de “Apostrofu Koruma Derneği” kurulduğunu duymuş muydunuz? Mânâyı bütün–leyen, büyüten o güzelim trafik işaretlerine ihtimam göstermekte sınır tanımıyor (Metin abi) el oğlu!

Özellikle reklam yazarlığından ekmek parası kazanma uğraşı içindeki kardeşlerime, Yazmak Eylemi isimli kitabı tavsiye ettim bıkmadan usanmadan her mecrada; blog’umda, âmâtör ruhla klavyeye döktüğüm kitabımda, yüz yüze sohbetlerimde… Ferit Edgü ustamızın nefis bir rehberidir o k i t a p! Reklam yazarıyım deyip de bu kitabı okumamış birine ne diyebiliriz ki?!?! Noktalama işaretlerinin hayatîyetini nasıl anlatabiliriz ki bu arkadaşlara ey t â l i p? “Bir virgül için ölünen bir dünya düşlüyorum.” diyen Cioran’la dalıyorum o pek ütopik dünyaya pike yapa yapa…

Noktalama işaretlerinden bahsetmeye gayret ettiğim bir yazıda şiirimizin usta ismi Behçet Necatigil’i anmadan evvel, Edward N. Teall ismini zikretmek gerekiyor — Almanlar (az önce kullandığım iki adet kısa çizgi) buna, ki Necatigil ustamız bu kısa çizgileri kullanmayı pek sever, “durak/düşünce çizgisi” adını vermişler. İşte, Edward N. Teall de ta 1937 yılında Meet Mr. Hyphen and put him in his place adını verdiği bir k i t a p yazmış. Pire için yorgan yakmamış, tire için kitap yazmış Mr. Teall! Bir “teyel” olmaktan çıkıp yazının, metnin asal -estetik- unsuru oluşu Ercüment Behzat Lav ile başlamıştır ve B. Necatigil bu “kısa iki çizgi”ye dair Doğan Hızlan’a şöyle demiştir: “Bunlar iki küçük çizgidir. Ne üç noktadır ne beş noktadır ne uzun çizgi. O, kısalığı gösterir. Orada şair tamamlamamıştır cümleyi. Kim tamamlayacaktır? Okuyucu.

Önce E. B. Lav: 

Yer- tavan- duvar-fırrr-

ladım:

Karım-

aya uçtu!..

Şimdi B. Necatigil:

Biçilmemiş ekinler yerde

Kırılmış — tır/pan

Yazmak bir eylemdir, hem de -her şeye rağmen- eğlenceli bir eylem; için için yanarken 

d i l’i m! Yazının başlığına gelelim artık! Bakınız, F. Edgü, “olmasa da olur” denilen o virgül vasıtasıyla, bakın iyice, neler yapıyormuş, görelim mi artık?

“bak oğlum, araştırdık, sen iyi bir aile çocuğusun.”

“bak oğlum” > Hitap ve dikkati teksif (yeni nesil “yoğunlaştırma” diyor) ile tebliğ

“araştırdık” > İnceleme aşaması

“sen iyi bir aile çocuğusun” > Netice

Noktalama işaretlerini bir üslup niteliğinde kullanan F. Edgü’nün “Ünlem” isimli metni de ufuk açıcıdır. Tiz okuna!!! Oy, o “ünlem”ler kaleminize -yerli yerinde- dolana! Noktalama işaretlerini bir üslup hususiyeti olarak kullanır F. Edgü ve Raymond Queneau’nun Oulipo akımına hürmette kusur etmez. Günümüzün hazıra konmayı seven okurları için bu “açık uçlu” metinler, “Ne diyo lan bu?!” seviyesinde algılandığı için “kişisel gelişim” kitaplarının satış grafikleri… Of!

Noktalama işaretlerinin, metin kurgusunun ana karakterleri mertebesine evrildiği metinlerle edebiyatımızda müstesna bir yere sahip olan Leylâ Erbil’i anmadan geçebilir miyiz hiç! “,,,”, “?,,”, “!,,” gibi “Leylâ işaretleri” ile hem ezber hem oyun bozan tarzıyla muhafazakâr dilcilerin korkulu rüyası olmuştur.

Diyor ki “Balıkçı”… Öyle Bir Geçer Zaman Ki’nin “Balıkçı”sı hani ya! A! Etika’nın şairi Orhan Alkaya:

san ki yanılmıştım doğru sözler büyütüp
pişmiştim, yanmıştım; hamdım sanki

:-!!!, :-*

Adnan Algın – edebiyathaber.net (29 Temmuz 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r