Masthead header

Azalırken çoğalmak | Ayşe Yazar

Anaksagor’un bir sözü vardır: “Düşünce insanın elinden gelir. ”Bir bebeğin dünyayı algılaması evvela elleri aracılığıyla mümkün olur. Yani düşünmenin nüvesi dokunmaktır.

TDK’nin güncel sözlüğünü incelediğimizde anatomideki anlamıyla el ile ilgili deyim ve atasözlerinin sayısı 187 olarak görülüyor. Bu durum kültürümüzde elin ne kadar geniş bir yeri olduğunun göstergesidir. Aynı kelimenin sesteşinin ifade ettiği anlamın bu kadar mesafeyi, uzaklığı anlatması da hayli ilginç.

Eller söz konusu olduğunda Abidin Dino’nun Eller eserini anmadan geçmek olmaz. “Yurt sergileri” kapsamında Balıkesir’e gönderildiğinde imece kavramıyla tanışan Abidin Dino şöyle diyor: “En gelişmiş toplumlarda bile elden kaçırmamak gerek o kavramı. Belki geleceğin bile bir anahtarı olabilir (…)”[1] (Kutlar, 1995: 322).İmece toplumun dayanışmasıysa; ruhun dayanışması da ellerle, dokunmakla mümkün oluyor.

“İlk insan, zekâsıyla değil, sırf elinin biçimi sayesinde taştan bir balta imal etmeyi başararak ağaç dallarını kesmiş ve mağara dışında, güneş ve sema altında, ilk mimari eseri meydana getirebilmiştir. İnsan medeniyetine başlayan, çekici ve testereyi tutan ilk eldir.” Ahmet Haşim Bize Göre’de yer alan Başparmak adlı denemesinde bu sözlerle elin medeniyete etkisini dile getiriyor. Ruhen dayanışan insanın toplum olarak tekâmülünün de kaynağı, ellerimiz olarak belirginleşiyor.

Tülin Kozikoğlu’nun resimli kitapları arasına Kırmızı Kedi Yayınları tarafından yayımlanan, yepyeni bir kitabı daha eklendi. El Ele, Deniz Üçbaşaran çizimleriyle çağrışım yönü oldukça zenginleşen kitap. Değişim, dönüşüm ve uyum simülasyonu yaşatan satırlar ve çizimler arasında gezinirken Şeyh Gâlib’in şu dizesini hatırladım: “Donmuş gönülleri yeni bir hayal diriltir.” Salgın ve çevresel felaketlerle sarsılan insanlık henüz bu sınavdan alnının akıyla çıkamamışken, umudun son demleriyle var olma mücadelesi verdiğimiz şu günlerde El Ele kitabıyla, donmuş gönülleri dirilten yeni bir hayal ile okurun karşısına çıktı Tülin Kozikoğlu.

El Ele, ruhumuzun fotoğraflarının en özellerinden oluşan bir albümün sayfalarını çevirircesine etkileyici bir yolculuk sunuyor okura. Kimi zaman annemizin kucağında bir bebek, kimi zaman kalbi pır pır eden bir genç kız, kimi zaman sabırla bekleyen bir hasta, dans eden, ağlayan, hatırşinas bir birey oluyor; daldaki vedalaşamadığımız şalın ya da uzaklardaki hayalin peşine takılıp türlü duygularla hemhâl oluyoruz. Hepsine eşlik eden, her sayfada yer alan laytmotif (leitmotiv) gibi tekrarlanan “el ele” ifadesinin bu kadar çağrışımlı ve katmanlı bir yapıya dönüşmesini tecrübe etmek, okuru kendi iç yolculuğuna çıkarıyor. Bu yolculuk hayat gibi, sürprizler de var yüzleşmeler de, aşk da var ölüm de. Hayattan kopuk bir edebiyat düşünülemez; bu yüzden güzel, zor, çetrefilli, sarsıcı duyguların ve durumların da kitaplarda yer alması gerekir. Önemli olan bunların yerinde bir üslupla, kararında aktarılmasıdır. Bazen karşınızdaki size hakaret içeren bir cümle kurmaz ama sözleri sizi hakaret içeren ifadeler kadar yaralar. Yazar ve çizer ikisi de bazı zor kavramları öyle zarif dokunuşlarla işaret etmişler ki her okur onu kendi zamanında, kendi dünyasında konumlandırıp anlayacaktır. Edebiyatın sağaltıcı kuvveti buradan gelir.

Tülin Kozikoğlu’nun kullandığı dil metafor, metonimi ve sinekdoka terimleri ile ilişkilendirilebilecek nüanslar içermesi bakımından oldukça dikkat çekici. Ölümü anlatırken bağıntılama ilişkisi olarak değerlendirebileceğimiz ifadeler ile bu kavram anlatılmış. Çizimlerde de ölüme ait bir detay verilmemesine karşın okurun zihninde bu kavramı çağrıştırması sağlanmış. Karakterlerin dönüşümünü ve hayatta aldıkları rolleri okurun ayırt edebilmesi için Deniz Üçbaşaran’ın kullandığı çiçek metaforu nesilden nesile aktarılan duygular, sözcükler, genetik kodlar gibi pek çok şeyi içeren bir çeşit bellek işlevi görüyor. Bu bellek hem karakterlere hem okura yolunu gösterip onlara eşlik ediyor, hem de onlarla el ele verip okurun zihnini berraklaştırıyor.

 Tülin Kozikoğlu ve Deniz Üçbaşaran’ın hikâye aktarımında yakaladıkları uyum, yazar, çizer ve editör gibi pek çok noktalardan da ”el ele “ ifadesinin tezahürü olarak göz dolduruyor. Belki de en çok özlediğimiz şekilde el ele yaşayacağımız günlere göz kırpan bu kitap, şiirsel söylemiyle ve katmanlı yapısının hâleleriyle her yaştan okuru cezbedip elden ele dolaşacak. Kitabın satırları gibi azalırken çoğalan bir döngü ile zamanın sarmalında, türlü insanlık hâllerine tanık olacaksınız.

——————————————-

[1] KUTLAR, Onat, (1995). Gündemdeki Sanatçı, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul


edebiyathaber.net (22 Haziran 2021)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r