Aşkı anlatmak hele de çocuklara | Dursaliye Şahan

Mayıs 4, 2026

Aşkı anlatmak hele de çocuklara | Dursaliye Şahan

Bursa Kitap Fuarından döndüğümde bavuldan çıkan kitaplar sehpanın üzerinde birkaç gün bekledi. Her zamanki gibi okuma sırasına göre raflara dizilecek. Niyeyse elim önce çocuk kitaplarına gitti. Rastgele seçtiğim dört kitabı çantaya attım.

Doğa Meclisi Ormanlar Yanmasın / Filiz Çiçek, Prenses, Ejderha ve Diğer Yeşillikler / Marie Vaudescal, Babam Bir Uzaylı / Filiz Çiçek, Şekerci Çıkmazı/Merve Başcumalı.

Dört kitabı beş günde bitirdim. Araya başka metinler girmese iki günde biterdi aslında.

Şimdi sizlere bu dört kitapla ilgili naçizane düşüncelerimi yazmak istiyorum.

Doğa Meclisi Ormanlar Yanmasın Beyaz Balina Yayınlarından 8-12 yaş grubu için çıkmış.

Ne anlatıyor?

Yeryüzü kocaman bir yapboz maketi gibi. Her zerrenin bir var oluş nedeni ve işlevi var. Birini çıkarsanız o muhteşem bütünlük bozuluyor. Kayalar, toprak, bitkiler, hayvanlar, rüzgâr, güneş, su ve ateş ayrı ayrı değerli. İnsan evladı olarak bizler, doğaya yabancılaştığımız için doğanın dilinden de uzaklaşıyoruz. Bu kopuş adım adım dünyayı felakete sürüklüyor. İşte o korktuğumuz sonun gelmesini istemiyorsak çocuklarımıza yani gelecek nesillere doğayı anlatmak, dilini öğretmek zorundayız.

Filiz Çiçek Doğa Meclisi Ormanlar Yanmasın romanında çocuklara bunu anlatmış.

Hemen her fuarda hediye kitaplarım da oluyor. Bunlardan biri de Merve Başcumalı’nın yazdığı Şekerci Çıkmazı. O da 8-12 yaş gurubu için yazılmış.

Merve Başcumalı’nın daha önceki öykülerinden birinde tema turşuydu. Bu kez şeker olmuş. Benim yaşımdakiler akide şekerini bilir. Bizim çocukluğumuzda bin milyon çeşit çikolata yoktu. Genellikle bal rengi olan akide şekerini bilmeyen çocuk da yoktu. Gerçi hâlâ nadiren de olsa bazı pastanelerde akide şekeri var ama vahşi piyasa rekabeti onların görüntüsünü silmek üzere.

Tadı hâlâ damağımda olan o akide şekerlerinin tarihçesini bilmiyordum. İşte Başcumalı biraz bu tarihçeye değinmiş.

Akide, köken olarak Arapça akid (bağ, düğüm) sözcüğünden geliyor. Osmanlı döneminde anlaşmalar sırasında ikram edilen ve gelenekselleşen bir tat olarak akide şekeri adını almış.  Akid, sağlam sözleşme anlamına geldiği gibi, dini metinlerde de kalben inanmak, şüphe duymamak anlamına geliyor.

Hikâyeden başka bir şey daha öğreniyoruz. Akide şekerleri geçmişte el emeği ile çoğu babadan oğula geçen ustaların mutfaklarında üretiliyordu. Elbette günümüzdeki endüstriyel üretim farklı.

Yine Filiz Çiçek’in yazdığı Babam Bir Uzaylı romanını görünce aldım. Fantastik denebilir ama bana göre fantastik değil.

Uzun süredir uzaylıların aramızda olduğunu düşünüyorum. Şaka yapmıyorum böyle düşünüyorum. Bence birçok bilim insanı bunu biliyor ancak nedendir bilinmez güç odakları gerçekleri dünya kamuoyundan saklıyor.

Romana dönecek olursak benzerlerinden ayıran en önemli özelliği bu gerçeğin olasılık dahilinde olduğunu kabul etmesiyle ilgili. Daha fazla detay vermek istemiyorum.  

Ve Prenses Erderha ve Diğer Yeşillikler. Marie Vaudescal yazmış.

Bazı şeyleri mesela aşk gibi konuları çocuklara anlatmak zordur. Doğrusunu söylemek gerekirse bunca yıldır hikâye yazarım, iyi kötü romanlarım da var ve fakat bana göre yetişkinlere bile aşkı hele de gerçek aşkı anlatmak zordur.

Fakat burada huzurlarınızda Vaudescal’a şapkamı çıkarıyorum. Çocuklara aşkı o kadar güzel anlatmış, gerçek aşkın ne olduğunu bir dantel inceliğinde o kadar güzel hikâyeleştirmiş ki hayran oldum.

Çocuklar böyle bir metni, yani aşkı anlatan doğru hikâyeleri okuduklarında ne olur? En azından büyüdüklerinde “Ya benimsin ya toprağın,” sapkınlığına girmezler diye düşünüyorum.

Sağlıcakla, kitapla kalın…

Yorum yapın