Masthead header

Ankara’da bir konser evi: Mozarthaus | Aysu Arslantürk

Ankaralılar ve Ankara’ya yolu düşenler için, gerçek manada ‘salon konseri’ izleyebilecekleri bir konser evi olan Mozarthaus’tan kısaca bahsetmek niyetindeyim. Yedi yıldır, beş yüzden fazla müzikal etkinliğe ev sahipliği yapmış Mozarthaus, piyanist Ilgın Salman ve piyanist Koray Okyay tarafından kurulmuş. Alelade bir apartmanın giriş katındaki daireye adımınızı attığınız anda ruh hâliniz değişiyor. Hele ki bir kış akşamı, Ankara ayazından ve yokuşlarından bitap düşmüş hâlde kendinizi buraya atarsanız mum alevleri ile pekişen yumuşak ışığı, korunmuş parkeleri, naif dekorasyonu ile yerinize yerleşip dinlemeye ve rahatlamaya hazır hâle geleceğinizi düşünüyorum.

Daha önce bir salon konserine katılmamıştım, ülkemizde salon konserleri düzenlendiğinden de haberim yoktu. Benim klasik müzik serüvenim, ilkokuldayken şu çocuklar biraz bilsin öğrensin diye CSO’nun operalarına götürülmemle başladı. O zamanlar insan sesinin girebileceği hâllere hayret eder, üst yazılar var ise olanı biteni yakalamaya çalışır, alkışın diğer sahne sanatları alkışından birazcık daha uzadığını fark ettikten sonra da alkışı çokça uzatır, uzattıkça uzatır, Ankara’nın zarif seyircisinin sabrını zorlardık. Bu vesile ile opera seyircimizden af dilemiş olayım fakat genç dinleyicilere olan sabrınız işe yaradı, müzikten kopamadım ve bilirsiniz sahne sanatları ve sanat eserleri daima edebiyat ile birbirlerini beslerler. Türk icracı ve bestecilerinin varlığı sayesinde hiçbir zaman mesleğimde bir tıkanıklık, üretememe durumu yaşamadım, var olsunlar.

Bir ‘Mozart Gecesi’ dinletisi için ilk kez bu konser evini ziyaret ettim. Sevgili soprano Tülay Uyar Hatip’in derlediği ve Aylin Özuğur Yalınız hanımefendinin piyano başında olduğu akşamda, Anadolu Üniversitesi Sahne Sanatları Fakültesi lisans ve yüksek lisans öğrencilerinden Figaro’nun Düğünü, Sihirli Flüt ve Don Giovanni gibi başlıca Mozart eserlerinden seçmeler dinledik. Henüz yetişmekte olan genç icracıları dinlemenin gururu pek tabii ayrı çünkü sahneye potansiyelleri ile birlikte çıkıyorlar. O an ortaya koydukları ile ileride ortaya koyacaklarının gölgeleri iç içe. Bu gençlerden bir tanesi, Özgür Selim Gülder. Adını önümüzdeki yıllarda sıkça duymayı temenni ettiğim bir bariton. Almanca aksanını oturtup  ülkemiz ve haricinde adım adım ilerleyeceği kanısındayım. Yolu açık olsun.

Mozarthaus etkinlik çizgisini, “Klasik müzik konserleri kapsamında resitaller, oda müziği konserleri ve şan dinletileri; bunların yanısıra, açıklamalı klasik müzik dinletileri, müzikal ve film müziği akşamları, caz ve etnik müzik konserleri ile atölyeler” olarak açıklamakta. Hakikaten buranın Ankaralı müzikseverler için bir damar olduğu kanısındayım. Kafasında akustik ile ilgili soru işareti olanların -ki ben de bunlardan biriydim- tabularını yıkmalarını samimiyetle öneririm. Bir konserin berisinde değil, içinde bulunmak büsbütün ayrı bir zevk. Sahnenin getirdiği sınırın ortadan kalkması ile sanatçılarla göz göze yan yana olmak, icra edilen eserin nefes seslerine dahi hakim olmanıza olanak sağlıyor. Eser yaşıyor, kımıl kımıl dolaşarak bir küçük salonda gezinebiliyor. Bir müziksever iseniz yahut uzun zamandır canlı müzik dinlemediğini fark edenlerdenseniz, burası mutlaka uğramanız gereken bir konser evi. Bir de tabii yabancı misafirler ağırlıyorsanız, karınlarını kebaplar ve çeşitli Türk yemekleri ile güzelce doyurmaya götürmeden önce, arkanıza yaslanıp ruhlarını doyurmalarını rahatça gözlemleyebileceğiniz profesyonel bir mekan. Aklınızda olsun. Benden sevgiler.

edebiyathaber.net (26 Şubat 2020)

E-posta adresiniz yayınlanmaz ve paylaşılmaz. Gerekli alanlar yıldız ile gösterilmiştir *

*

*

Ç o k   O k u n a n l a r