İlk Kitabı Anlatmak: Esra Yazdıç Demir | Adnan Gerger

Nisan 7, 2023

İlk Kitabı Anlatmak: Esra Yazdıç Demir | Adnan Gerger

İlk kitabı Anlatmak, söyleşilerimizin bu haftaki konuğu Altın Kitaplar’dan çıkan “Burnumun Renkleri” adlı kitabıyla Esra Yazdıç Demir.

“Biz çocuklara sadece hayal ve umut veremeyiz, gerçekleri görmelerine ve anlamalarına olanak sağlamalıyız. Bu hayatta neyle karşılaşabileceklerini göstererek, haklarını nasıl savunacaklarını anlatarak üretelim. Romantik ya da etkili olsun diye söylemiyorum, kelimeler ve tavır sihirlidir.”

İlk kitapları yazmak ve yayınlatmak zordur.  ‘Burnumun Renkleri’ ilk kitabınız.  Ancak bu kitabınız Gülten Dayıoğlu Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Vakfı’nın 2021 Yılı İlk Gençlik Romanı Ödülünü kazanan bir dosyadan oluştu? Ödüle ilişkin ne söylemek istersiniz?

Farklı şehirlere taşınırken – kardeşim Efe henüz doğmadığı için – arabanın arka koltuğunda hep yalnızdım. O yüzden kendime hayali arkadaşlar yaratırdım. Kitap kahramanları işimi kolaylaştırırdı. O zamanlar çocuk edebiyatına ait eserler bulmak zordu ve Gülten Dayıoğlu imdada yetişiyordu. İlk kez Toros marka bir arabanın arka koltuğunda tanıştım onunla ve Fadiş’le. Çok özeldir yeri bende. 23 Nisan 2022’de ödül açıklandığında aklıma ilk gelen arka koltuktaki kızdı. Hele Gülten Hanım gibi edebiyatın çınar isminden sabah telefon almak. Rüya gibiydi. Sanıyorum 12 saat kadar ağladım, eşime ve kızıma sarıldım ve kendime “Aferin” dedim.

Neden çocuk kitabı? Bunu yazarken kızın Doğa’yı düşündün mü? İçeriğini belirlerken, ismini koyarken nelerden etkilendin?

Kızım Doğa bu maceranın başkahramanı. O bendeki hikâyeyi ateşleyen çocuk. İçeriği belirlerken değil ama cümleleri seçerken, hikâyenin kahramanlarının tavırlarını yansıtırken Doğa’yı ve arkadaşlarını gözlemlemek önemliydi. Ancak bu kitap değerli öğretmenim Nevzat Süer Sezgin’in düzenlediği atölye ödevinden doğdu. Benim en hassas duyum kokudur. İnsanların, evlerin, sokakların, hatta şehirlerin kokusu ayrıdır bende. Bu da çok güzel hissettirir. Peki ya hissedemeseydim, sorusu takıldı aklıma ve romanın süreci böyle başladı. İsim ise hikâyenin içindeki bir oyundan geliyor.

Kitabının içeriğinden bahseder misiniz?

Koku körlüğü yaşayan bir çocuğun hikâyesi. Aslında olaylar kahramanımız Deniz Toprak’ın babasından başlıyor ve ilerliyor. Koku ve tat duyusu olmayan 10 yaşındaki bir çocuğun yaşadıklarını, yaşamdan keyif alma ısrarını, akran zorbalığını, sözde değil hareketteki nezaketin önemini, arkadaşlığın ve ailenin hızlıca söyleniveren bir kelimeden daha öte olduğunu anlatmaya çalıştım.

Kitabın çocuklara bir mesaj iletme kaygısı var mı? Çocuklara neyi ve nasıl anlatmak istiyorsunuz?

Özellikle çocuk ve gençlik edebiyatında sakındığımız şey parmak sallamak. Didaktik bir söylemle mesaj vermek. O yüzden temelde odaklandığım nokta okurun okuduğundan zevk alması. Derdim bir film şeridi gibi akan hikâyeler üretmek. Ekranda saniyeler içinde geçip giden görsellere kapıldıkları gibi kelimeler ve sayfalar arasında da aynı zevki alabilmelerini sağlamak.

Daha önceki bir söyleşinizde  “Neden çocuklar için yazıyorsunuz?” sorusuna verdiğiniz yanıtta “Çocukların haklarını savunmak için örnek hikâyeleri ve doğru kelimeleri bilmeye ihtiyaçları var” diyorsunuz. Bir başka yerde de aynı soruya “Dünyanın çocuklar ve onların hayalleriyle daha yaşanır olacağına inanıyorum. ” diye yanıt veriyorsunuz. Bu dünyanın çirkinliği çocukların yanlış kelimelerle büyümesinden mi?

Herkes yaşamdan şikâyet ediyor. İşlerimizden, karşılaştığımız insanlardan, nezaketsizlikten, adına profesyonellik denilen duygusuzluktan… O yüzden temelde kendini, duygularını doğru ifade eden insanlar olmaya ihtiyaç var. Bunu ne kadar erken yaşta öğrenirsek o kadar iyi. Biz çocuklara sadece hayal ve umut veremeyiz, gerçekleri görmelerine ve anlamalarına olanak sağlamalıyız. Bu hayatta neyle karşılaşabileceklerini göstererek, haklarını nasıl savunacaklarını anlatarak üretelim. Romantik ya da etkili olsun diye söylemiyorum, kelimeler ve tavır sihirlidir.

Çocuk kitaplarının ticari anlamda en çok para kazandıran yayın çeşidi olduğuna dair eleştiriler var. Bu nedenle her önüne gelen, pedagojik formasyondan da bir haber çocuk kitapları yazıyor, bastırıyor. Sen bu eleştirilere katılıyor musun? Böylesine bir ortamda çocukların doğru kelimeleri ve hikâyeleri bulma olasılığı var mı?

Ticari beklentiler ile yapılan her işin ruhu eksiktir. Sevdiğin, uykusuz kalmaktan yorulmadığın merakından para kazanıyorsan o da dünyanın en keyifli işi olur zaten. Ama şu iki kelime çok önemli: Sorumluluk ve vicdan. Çocuklara ve gençlere ulaşacak her şey iki kat titizlikle elden geçirilmeli. Pedagoji noktası ise biraz karışık. Yazarın hikâyesi, kurgusu, editörün gözü, yönlendirmeleri çok önemli. Kimse çocuk edebiyatını elinin tersi ile yapacağını düşünmemeli. Neden bunu söylüyorum? Uzun yıllar yetişkinlere yönelik metinler kaleme almış hatta yaşamını ve geçimini yazarlıkla sürdüren, ana dalı psikoloji/pedagoji olduğu için çocuklara dair kurgu eserler yazabileceğini sanmak da doğru gelmiyor. Bunun için de pratiğin, çok eser okumanın, gözlemin, eleştiriye açık olmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Nitelik artarsa kelimeler doğru yerden çocukları bulur.  

Bu ülkede ve dünyada Çocuk Edebiyatı konusunda sizin önünüzü açan yazarlar kim? Birer isim verir misin? Nasıl size nasıl yol gösterdiler?

Çok kıymetli isimler var. Birer isim vermemi istediğin için Miyase Sertbarut ve Asa Lind diyeceğim. Miyase Sertbarut toplumcu gerçekçi yaklaşımıyla beni çok etkilemiştir. Her bir eserini hayranlıkla okurum. Çocuğa anlatılmayacak hiçbir konu olmadığını, üslubu, heyecanı, kurguyu onda bulursunuz. Asa Lind ise çocukların duygularını öyle güzel aktarır ki onu okuyan çocuk ya da gençler duygularını nasıl anlatacaklarını bilir. Yetişkinler ise çocuklara nasıl yaklaşacaklarını anlar.

Edebiyatta varmak istediğiniz yer neresi?

Yeni hikâyeleri merakla beklenen ve iyi ki okumuşum denilen bir yazar olmak güzel olur. 

Bana hep soruyorlar. Bu kez ben sorayım. Bizler gazeteci kökenli yazarlarız…  Yaratma ediminiz Çocuk Edebiyatı’na yönelik.  Gazeteciliğin edebiyat üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri neler? 

Edebiyatın bu dalında sadelik, didaktik olmamak, anlatacağını uzatmamak önemli… Bu unsurlara dikkat ederek yol almaya çalışıyorum. Nefes aldıkça öğrenmeye devam. Gazeteci kökenli olmanın ise yararlı olduğu noktalar var. Farklı kültürlerden, bölgelerden çok insanla karşılaştık. Eğitim muhabirliğim süresince Türkiye’nin o kadar çok ilinde o kadar çok öğrenci ile bir araya geldim ki… Merakları, dilleri, hevesleri, hikâyeleri o kadar farklı ki… Muhabirliği hep çok sevdim o da hikâye yazmanın farklı bir türüne eşlik etti hayatımda. O yüzden edebiyat kökenli bir gazeteci olarak iki dal birbirini besliyor diyebilirim. 

Sizinle uzun yıllar birlikte omuz omuza çalıştık, gazetecilik yaptık.  Ben sizi tanıyorum ama okurlara kendinizi anlatmanızı istiyorum? Esra Yazdıç kimdir?

Aynı ofiste çalışmaya başladığımızda her sözünü merakla dinlediğimi hatırlıyorum. Kitaplarınız, haberleriniz, olaylara bakışınız, … Ne güzeldi. Bana gelirsek, coşkulu biriyim ben. Sevgimi de şaşkınlığımı da kızgınlığımı da belli ederek yaşarım. En çok dinlemeye, konuşmaya, anlatmaya meraklıyım. “Detaya gir” dersen, 1982 Aydın doğumluyum. Bunu söylemeyi hep sevdim. Ege benim kalbim. Anne ve babamın mesleklerinden dolayı yedi bölgenin dördünde yaşadım. O yüzden yeni yerler keşfetmeye ve uyum sağlamaya şerbetlidir ruhum. Çocukluğumdan beri tanışmayı ve anlatmayı çok severim. Okuma-yazmayı öğrendikten sonra yazmak da bu meraklara eklendi. Hep de böyle devam etti. Baktım ki hayatta en sevdiğim şey, dinlemek, yazmak ve anlatmak işim de ona göre olsun istedim. Gazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü 1. Sınıfı bitirdiğimde inat, emek ve heves üçlemesinin meyvesini alarak Cumhuriyet Gazetesi Ankara Büroda muhabir olarak çalışmaya başladım. Gezmek, görmek, yazmak, bilgilendirmek harikaydı. Oradan Habertürk Gazetesi’ne geçtim. İşin özü on altı yıl eğitim ve parlamento muhabirliği yaptım. Haberleri hikâyeleştirerek anlatmayı seviyor, çok seyahat ediyordum ama bir yerde tıkandım. Benim en büyük destekçim eşim Onur. O “Hadi artık” dedi ve başladı her şey. Son 5 yıldır da eğitim odaklı bir sivil toplum kuruluşunun basın danışmanlığını yürütüyorum. 

Çocuklara seslensenize…

Kelimeler mucize yaratır. Bugün okulda, arkadaşlarınızın arasında yarın özel ya da iş hayatınızda sırtınızı kelimelere yaslayın. Neyi nasıl söylediğiniz, doğru yerde kullandığınız evet ve hayırlar, tavır ve üslup sizi siz yapan özellikleriniz olacak. Bunun için hikâyelere güvenin.

edebiyathaber.net (7 Nisan 2023)

Yorum yapın