İlk Kitabı Anlatmak: Ceren Ceran | Adnan Gerger

Mart 24, 2023

İlk Kitabı Anlatmak: Ceren Ceran | Adnan Gerger

İlk kitabı Anlatmak, söyleşilerimizin bu haftaki konuğu Masa Yayınları’ndan çıkan “İstanbul’un Bodrum Katları” adlı kitabıyla Ceren Ceran.

“Allah hiç kimseyi dünyaya topsuz tüfeksiz göndermiyor. Beni de gönderirken hayal ve ifadeyi bir yetenek olarak ceplerime koymuş. Bunları söylerken çok eğleniyorum ama umarım sözlerim karşıya fazla çakarlı (!) geçmez. Edebiyat benim hayatı anlama, hayata tutunma, hayatta var olma şeklim.”

İstanbul’un Bodrum Katları, ilk kitabınız… İlk kitabınız sizin için ne anlam taşıyor? 

3 çocuklu olmanın da etkisiyle kitabımı yazmam çok uzun sürdü. Hikâye ilk aklıma düştüğü andan bir kitap olarak ellerime gelene kadar onu düşünmediğim tek bir gün bile olmadı. 

Nihayetinde ebeveyn olmayı biliyorum ve tüm kalbimle söylüyorum ki; İstanbul’un Bodrum Katları benim 4. evladımdır. Onun yürüyüp koşmasını büyük bir merakla bekliyorum.

Kitabınızı yazarken, içeriğini belirlerken ismini koyarken nelerden etkilendiniz? Romanınızın yazma sürecinden yayınlama sürecine kadar duygularınızı, düşlerinizi ve düşüncelerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?

İstanbul’da ben de bir süre bodrum katta yaşadım ve pek çok bodrum kata misafir oldum. Sosyoekonomik analizleri bir kenara bırakırsak “bodrum kat” kavramına bakarak bile süregiden eşitsiz ve hatta mantıksız sistemi görebiliriz. Yani bu koca dünyada neden birileri yer altında yaşamak zorunda kalsın ki? Bodrum kat insanından esirgenen şeye bakın; gün ışığı!

  Bana bodrum katlar hem metaforik hem gerçek anlamda her zaman zulümkâr gelmiştir ve insanların bodrum katlarda yaşamak zorunda kalmasını anlayıp buna hak vermeyi reddediyorum. Bu durum yüreğime yük oldu ki yazdım ama nasıl yayınlatacağımla ilgili hiçbir fikrim yoktu. Daha çok kadınlara yönelik eğlenceli içerikler ürettiğim bir İnstagram hesabım var. Yayınevim Masa Kitap da beni sayfam aracılığıyla buldu. Kitabım edebiyat okuruna hitap ediyor fakat sosyal medya içerikleri ürettiğim sayfam çok farklı. Bu yüzden kitabımın “Sosyal medya ünlüsü kitabı” yaftası yemesinden açıkçası çok çok çok korkuyorum.

İstanbul’un Bodrum Katları’nın içeriği okura neyi nasıl anlatıyor?

Romanım, görüp de adını bir türlü koyamadığımız, görüp de “Yok canım, o kadar da değildir,” diyerek anlamayı reddettiğimiz sınıf kavramından da bahsediyor, şehirden, çevreden ve tabi ki aştan da bahsediyor.

Bunları bu şekilde sıralayınca akıllara gri, karanlık bir şeyler gelmesin; mizah benim olmazsa olmazım. Kitabım sözünü, bir ağlatıp bir güldürerek söylüyor.

“Şu sıralar üç çocukla romanımı bitirebildiğim için kendimi hayata acayip bir gol atmış gibi hissediyorum.”

İlk kitabınız yayımlandı… Romanınızdan beklentileriniz var mı, neler?

İlk kitabımdan en büyük hatta belki tek beklentim edebiyat okuruna ulaşabilmek. Okurun genellikle kadınlar olduğu bu ortamda biraz da erkek okura ulaşsam, oluşturduğum erkek kahramana ilişkin doğruları ve yanlışları onlardan duysam hiç fena olmaz.

  Niye yazmaya karar verdiniz? Edebiyat yaşantınızın neresinde?

Hayatta “yapmak” genellikle “yapabilmek” ile ilgilidir. Dolayısıyla yazmak da bence yazabilmekle ilgili bir şey. Bir şekilde çocukluğumdan beri yazıyorum ve ortalamadan iyi yazabildiğimi biliyorum. Yazmanın başlangıcına ilişkin somut bir şey söylemem, tek bir andan bahsetmem mümkün değil. Allah hiç kimseyi dünyaya topsuz tüfeksiz göndermiyor. Beni de gönderirken hayal ve ifadeyi bir yetenek olarak ceplerime koymuş. Bunları söylerken çok eğleniyorum ama umarım sözlerim karşıya fazla çakarlı (!) geçmez. Edebiyat benim hayatı anlama, hayata tutunma, hayatta var olma şeklim. Buna ilişkin ne söylesem fazla ya da az olacak.

Okumakla yazmak arasındaki bağa inanıyor musunuz? Bu bağ siz de nasıl çağrışım yapıyor?

Bu bağa inanmayan birileri var mı yoksa, tanımak isterim. Kesinlikle ayrı düşünülmesi mümkün değil, ikisi bir paket gibi. Yazma varsa okuma mutlaka vardır; okuma varsa yazma olmasa bile yazmanın hevesi vardır. Yani en fazla bu kadar uzaklaşabilirler bir birlerinden. 

Günde kaç saat ve ne tür kitaplar okuyorsunuz? Okumaya inancınız nasıl?

20’li yaşlarımda aldığım bir kararla her gün en az 50 sayfa okuma ödevim var. Bir zamanlar bu ödevi solda sıfır bırakmak çok kolaydı. Taze annelik zamanlarımda bu hedefin bir seraba dönüştüğü zamanlar çok oldu ama yıllardır her güne aynı ödevle uyanıyorum.

Ben çocukluğumdan beri dünyayı her zaman romanlarla tanıyan insanlardan oldum ama gazetecilik mesleğinin gereklilikleri veya bir roman yazıyor olmanın sorumluluğu tabi hayatıma biyografi, tarih, psikoloji gibi pek çok farklı konuyu ve türü mecburen soktu. Fakat beni bana bıraksanız tercihim genellikle romandır.

Okuma inancıma gelince; ben hayatını şirket gibi yöneten biri değilim; gereklilikler ve prensiplerin fazlasına tahammülüm yok. İnandığım için değil sevdiğim ve artık başka türlüsünü bilmediğim için okuyorum.

Etkilendiğiniz yazarlar var mı? Bu yazarların sizde bıraktığı etkiye neden olan yapıtlar hangileri? Bu yapıtlardan birkaç örnekleme yaparak bu etkiyi açıklayabilir misiniz?

Çok sevdiğim, ismini anınca burnumun direğini sızlatan yazarlar var ama ne kadar etkilendiğimi analiz etmem mümkün değil. Mesela Jane Eyre ilk okuma zevki aldığım kitap diye hatırlıyorum. Eugenie Grandet ve Babalar ve Oğullar’ı peş peşe okuyup, “bütün klasikleri okumalıyım” diye nasıl bir paniğe kapıldığımı hatırlıyorum. Tutunamayanlar’ı ilk okuduğumda “Vay be böyle bir şey yazılabiliyormuş demek” diyerek neredeyse haftalarca hayranlıktan ağzımı kapatamamıştım. Ama yine söylüyorum, nasıl ve ne kadar etkilendim bilemiyorum.

Ona ulaşmak istediğiniz, keşke ben de böyle olabilseydim ya da olacağım yazarlar var mı kim ve neden? 

Keşke diyebilseydim ama ilk kitabım 42 yaşımda yayınlandı, dolasıyla o hevesli hayranlık yaşlarını geçtim. Hatta özellikle kimselere benzememesini ve benzetilmemesini umuyorum.

Bu soruların ve yanıtların gölgesinde kendinizi tanıtabilir misiniz?

Türk dili ve edebiyatı arkasında da gazetecilik eğitimi aldım. Uzun yıllar çeşitli kuruluşlarda muhabirlik ve editörlük yaptıktan sonra İstanbul’u terk ederek Sakarya’ya taşındım. Şu sıralar üç çocukla romanımı bitirebildiğim için kendimi hayata acayip bir gol atmış gibi hissediyorum.

edebiyathaber.net (24 Mart 2023)

Yorum yapın