Geçmişimize yeni kapılar aralamak mümkün mü? | Didem Erdiman

Ekim 8, 2020

Geçmişimize yeni kapılar aralamak mümkün mü? | Didem Erdiman

“Bilincinize getirmediğiniz her şey karşınıza kader olarak çıkar,” demiş Carl Jung. Hayatımızın belli dönemlerinde korku, endişe gibi duygulara kapılırız. Geleceğe dair duyduğumuz kaygının sebebi, bizi engelleyen dürtünün kaynağı nedir? Son dönemde kalıtsal aile travmalarının kişiliğimize etkileri ve sorunlarımızın üstesinden nasıl gelebileceğimizin yollarıyla ilgili birçok kitap yayımlandı. Genellikle bir psikiyatrın deneyimlerinden yola çıkılarak yazılan bu kitaplar çoğumuzu derinden etkileyen varoluşsal kaygılarımıza dair temel sorularımıza cevaplar bulmamıza yardımcı olmayı hedefliyor.

Bir tavsiye üzerine okuduğum Sola Unitas etiketiyle yayımlanan Seninle Başlamadı, Pittburgh Üniversitesi İngilizce ve Psikoloji bölümünden mezun olan Mark Wolynn tarafından yazılmış, Mine Madenoğlu tarafından Türkçeye çevrilmiş. Arizona Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra dünyanın birçok yerinde hastaneler, klinikler, eğitim merkezlerinde konferans ve atölye çalışmaları yapan Wolynn aynı zamanda Kuzey Kaliforniya Hellinger Enstitüsü Direktörü. Gümüş Nautilus ödülünü alan yazar depresyon, anksiyete ve obsesif düşünceler, korku ve intihar eğilimi gibi sorunları ele alırken aynı zamanda kalıtsal aile travmalarının benliğimize etkilerine ve sorunların nasıl giderileceğine değiniyor çoklukla. Bilmediğimiz ve acı çekmemize sebep olan çözülmemiş travmalarla bizi atalarımıza derinden bağlayan yolları aydınlatma konusunda diyalog ve görselleştirmelerden yararlanıyor. Aynı zamanda sorunların üstesinden gelmek için çeşitli teknikler ve beceriler de sunuyor. Bu anlamda Seninle Başlamadı’nın teori ve pratiği başarıyla harmanlayan nitelikli bir psikoloji kitabı olduğunu düşünüyorum.

Genetik haritamız sadece başlangıç noktası mıdır? Henüz ana rahmine düşmeden çevreden aldığımız etkiler bizi psikolojik, biyolojik ve duygusal olarak nasıl biçimlendirir? Ebeveynlerimizi reddettiğimizde onlara benzemeye başladığımız doğru mudur? Bir anne çocuğunun hayatını nasıl etkiler? Yapıtında Freud ve Jung’a da değinen yazar daha önce engellenen, bastırılan ve içe atılan hayat tecrübesi izlerinin kelimelerde, davranışlarda, jestlerde ve mimiklerde görülebildiğinden bahseder. Hafıza unutmak isterse fark ettirmeden anıları, görüntüleri, bedensel algıları içimizde bir yerlere dağıtır, ayrıca bunları bilinçaltımızda depolar. Yazar, bilinçaltının çözülememiş şeyleri hatasız yapmak gibi bir tekrarlama girişimi olduğundan bahsediyor, aynı zamanda aile geçmişindeki olayların korku duygusu yaşatabileceğine ve gelecek nesilleri de etkileyebileceğine değiniyor. Bu durum kuşaktan kuşağa aktarım yoluyla geçiyor. Bu bağ bilinçaltında kaldığında geçmişin duygu ve hisleri üzerinden bireye hapis hayatı yaşatabiliyor. Wolynn, aile geçmişimizi gün yüzüne çıkardığımızda bizi özgür kılacak yolların da aydınlanacağını savunuyor. “İnsan, bütünün bir parçasıdır… (Ancak) Kendisini, düşüncelerini ve duygularını, diğerlerinden ayrı olarak deneyimler; bu bilincinin yarattığı bir çeşit optik yanılgıdır,” demiş Einstein. Wolynn’e göre tür ve yoğunluk bakımından çeşitlilik gösteren terk edilme,  intihar, savaş, ebeveynin veya kardeşin erken ölümü gibi şok dalgaları yaratan olayların izleri nesilden nesile aktarılabilir. Ancak, aile geçmişimizin görünmez bağlarını çözmeyi öğrenebilirsek aşk ve ikili ilişkilerimizdeki sorunları ve onların üzerimizdeki etkilerini daha iyi biçimde ortaya çıkarabiliriz.

Seninle Başlamadı,  geçmişimizin loş koridorlarına ışık tutuyor. Çekirdek dil haritamızı nasıl çözeceğimizi keşfetmemizi sağlarken, nelerin aile geçmişimizdeki travmatik olaylardan kaynaklanmış olabileceğini bulmamıza yardımcı oluyor. Böylece insanlığa ve özellikle aile geçmişimize dair yepyeni kapılar aralayabiliriz.

Didem Erdiman – edebiyathaber.net (8 Ekim 2020)

Yorum yapın