2026 Nobel Edebiyat Ödülünü kim kazanacak? | Metin Celâl

Eylül 30, 2026

2026 Nobel Edebiyat Ödülünü kim kazanacak? | Metin Celâl

2026 Nobel Edebiyat Ödülü, 8 Ekim 2025 günü, saat 13:00’de açıklanacak. Alfred Nobel’in vasiyeti doğrultusunda bu ödül, “idealist bir yönde en seçkin çalışmayı üreten” yazarlara verilmekte. Nobel Edebiyat Ödülü, 1901 ile 2025 yılları arasında 122 farklı yazara toplamda 118 kez verilmiş. Ödül, tarihi boyunca sadece 4 kez iki kişi arasında paylaştırılmış. Ödülü kazananlar arasında 18 kadın yazar yer almakta ve bu süreç 1909 yılında Selma Lagerlöf ile başlamış. Dil dağılımına bakıldığında, ödül alan eserlerde en yaygın dil 29 yazarla İngilizce olmuş, onu 16 yazarla Fransızca ve 14 yazarla Almanca takip etmiş. 2023’te Norveç’ten Jon Fosse, 2024’te Güney Kore’den Han Kang ve  2025’te Macaristan’dan László Krasznahorkai kazandı.

Nobel Edebiyat Ödülü’nün seçim süreci, 18 üyeden oluşan İsveç Akademisi ve onun daha küçük bir alt grubu olan Nobel Edebiyat Komitesi tarafından yürütülen, son derece gizli ve bir yıl süren bir çalışma.

Ödül verme süreci

Süreç her yıl Eylül ayında, Komite’nin dünya çapındaki yetkili seçicilere binlerce davet mektubu göndermesiyle başlıyor. Adaylık formlarının teslimi için son tarih 31 Ocak. Kişilerin kendi kendilerini aday göstermeleri kesinlikle yasak. Şubat ve Nisan ayları arasında komite, gelen başvuruları inceleyerek 15 ila 20 adaydan oluşan bir uzun liste hazırlıyor. Mayıs ayında ise bu seçenekler, Akademi tarafından onaylanan 5 finalistlik bir kısa listeye indiriliyor.

Haziran ve Ağustos ayları arasındaki yaz döneminde, Akademi üyeleri bu 5 finalistin tüm yaşamları boyunca ürettikleri eserleri okuyup değerlendiriyor. Eylül ayında Akademi üyeleri, her adayı tartışmak ve müzakere etmek üzere yeniden bir araya geliyor. Nihayet Ekim ayında son oylama yapılıyor ve bir adayın ödülü kazanabilmesi için oyların yarısından fazlasını alması gerekiyor. 2026 Nobel Edebiyat Komitesi, Anders Olsson (Komite Başkanı – Profesör ve Yazar) Ellen Mattson (Yazar) Steve Sem-Sandberg (Yazar) Anne Swärd (Yazar) ve Anna-Karin Palm (Yazar)’den oluşuyor.

Komitenin belirlediği 5 finalisti okuyup tartışan ve Ekim ayında gizli oylamayla kazananı seçen asıl büyük jüri İsveç Akademisi. “De Aderton” (On Sekizler) olarak bilinen bu kurul, ömür boyu seçilen 18 seçkin İsveçli yazar, dilbilimci, edebiyat akademisyeni ve tarihçiden oluşuyor. Akademinin idari yönetimini üstlenen ve ödülü dünyaya duyuran Daimi Sekreterlik görevini, 1 Haziran 2026’dan itibaren Mats Malm’dan gazeteci-yazar Ingrid Carlberg devralmış.

Nobel Ödülü’ne doğrudan kendiniz başvuramazsınız. Bir adayın değerlendirmeye alınabilmesi için resmi davet almış yetkili bir kişi tarafından önerilmesi gerekir. Bu yetkili kişiler, İsveç Akademisi üyeleri ile benzer yapıdaki diğer ulusal akademilerin ve kurumların üyeleri, üniversitelerin edebiyat ve dilbilim profesörleri, daha önce Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanmış olan yazarlar ve ulusal yazar kuruluşlarının veya yazarlar birliklerinin başkanları (NobelPrize.org). Acaba Orhan Pamuk’da aday öneriyor mu ve önerdiği adlar arasında Türk şair ve yazarları var mı? Merak etmemek elde değil. Ama adaylarını açıklamaması gerekiyor.

Akademi, kamuoyu baskısından veya kulis faaliyetlerinden tamamen bağımsız kalabilmek için aday gösterenlerin ve gösterilenlerin isimleri de dahil olmak üzere adaylık sürecine dair tüm ayrıntıları 50 yıl boyunca tamamen gizli tutuyor.

Yaşar Kemal’in adaylığı

En son 1975 kayıtları açıklandı. 1975 yılı Nobel Edebiyat Ödülü’nün 114 isimlik aday listesi incelendiğinde, Fazıl Hüsnü Dağlarca ile Yaşar Kemal’in de aday gösterildiği görülmekte. Fazıl Hüsnü Dağlarca o yıl doğrudan İsveç Akademisi Nobel Komitesi tarafından listeye dahil edilmiş. Yaşar Kemal ise hem Strasbourg Üniversitesi Bilimsel Konsey’i hem de ünlü İngiliz edebiyat eleştirmeni ve Cambridge Üniverstesi’nde akademisyen Raymond Williams olmak üzere iki farklı kaynak tarafından resmen aday gösterilmiş. Bu somut veriler, Yaşar Kemal’in 1975 yılı itibarıyla Nobel adayları listesine dahil olduğunu ve Türk edebiyatının bu iki dev isminin aynı yıl ödül için yarıştığını gösteriyor. (Efter krisen: Nobelpris till andrahandsvalet | SvD).

Nobel komitesi üyeleri, 1975 Nobel Edebiyat Ödülü için Graham Greene, Saul Bellow (ödülü 1976’da aldı), Doris Lessing (ödülü 2007’de aldı) ve Nadine Gordimer (ödülü 1991’de aldı) gibi isimleri aday göstermiş ancak tek bir aday üzerinde uzlaşmakta zorlanmışlar. Kısa listedeki beşinci aday olan Eugenio Montale üzerinde anlaşmışlar. Komite üyelerinin hiçbiri onu ilk tercihleri olarak öne sürmediğinden, Montale’nin İsveç Akademisi nezdinde bir uzlaşma sonucu belirlenen “ikinci tercih” olduğu ifade ediliyor.

Nobel Edebiyat Ödülü’nde resmî aday listesi açıklamasının yanında spekülasyonları önlemek için geçtiğimiz yıllarda ödül öncesi kendini aday olarak açıklayan yazarların da gizli listede adları olsa bile adaylıklarına son verildiğini açıklandı.

Ödül kime gidecek?

Son yıllarda ödülün büyük oranda Avrupa kökenli yazarlara vermesi akademinin Batı dışı coğrafyalara yöneleceğini düşündürüyor. Jürinin daha çok edebiyatta yeni yollar açan, önce ve politik,sosyal katmanları olan yazarları ödüllendirmeyi tercih ettiği de biliniyor.

Batı dışından, Afrika, Asya, Orta Doğu, Latin Amerika’dan bir yazar seçilme ihtimali yüksek. Geçen yıl Avrupalı bir yazara, bir önceki yıl Asyalı bir yazara ödül verildiği için ben de bu görüşe katılıyorum. Afrika ve Latin Amerikalı yazarlar şanslı görünüyor.

Modernist deneysel romanlarıyla geçtiğimiz yıllarda da adaylar arasında adı geçen Çinli yazar Can Xue en önemli aday. Çinli avangart yazar, Franz Kafka’ya benzetilen sürrealist ve deneysel tarzıyla tam olarak akademinin aradığı “yenilikçi usta” (pioneer) profiline uymakta. Ama iki yıl önce yine Asya’dan ve kadın bir yazara, Güney Koreli Han Kang’a ödül verildiğini unutmayalım. Bu durum ve sürekli Nobel adayı olarak adının geçmesi, yani isminin yıpranması Can Xue’nin şansını azaltıyor bence. Yine de Çin Kültür Devrimi sırasında ailesiyle sürgün edilen, resmi eğitimi ilkokulla sınırlı kalmasına rağmen İngilizceyi kendi kendine öğrenerek dünya edebiyatını izleyen ve kendine özgü bir üslup geliştiren Can Xue, hem bu çarpıcı yaşam öyküsüyle Alfred Nobel’in “insanlığa fayda sağlayan idealist yön” vizyonunu taşıyor hem de edebi derinliği, politik bağımsızlığı ve coğrafi konjonktürüyle ödülün en güçlü adayı olarak öne çıkıyor.

Avustralyalı yazar Gerald Murnane de güçlü bir aday. Gözlerden uzak, ana akım edebiyatın dışında kalmış ve kendine has bir kurmaca dünyası inşa etmiş bir isim. Akademi, bu tür “keşfedilmemiş veya az bilinen büyük ustaları” ödüllendirmeyi gelenek haline getirmiş. Bence şansı yüksek.

En son 2010 yılında Mario Vargas Llosa’nın kazanmasından beri İspanyolca yazan bir yazara ödül verilmedi. Bu nedenle Latin Amerika’dan bir yazara ödül verilme olasılığı çok yüksek. Meksika’dan Cristina Rivera Garza belgesel anlatı ile kurmacayı birleştiren ve toplumsal şiddeti ele alan eserleri ile jürinin sevdiği türden politik ve estetik bir güce sahip bir yazar olarak diğer güçlü aday.

Okurlar kimlerin Nobel almasını istiyor?

Okurların gönlündeki Nobel adayları ise Haruki Murakami, Thomas Pyncon ve Salman Rusdie. Her yıl Nobel bahislerinde isimleriyle üst sıralarda karşılaşıyoruz. Ben de Margareth Atwood’un ödülü kazanmasını isterdim ama İsveç Akademisi, gözlerden uzak isimleri seçerek tahmincileri şaşırtmayı sever. 50 yıllık gizlilik süresi dolan resmi arşivler, akademinin dönemin en büyük yazarlarını nasıl “öznel” ve bazen şoke edici gerekçelerle elediğini gösteriyor. Nobel alamamış çok sayıda büyük yazar var.

İsveç Akademisi, edebiyat dünyasında tahminleri altüst etmesi, favorileri saf dışı bırakması ve tamamen kendine has “politik veya estetik” kriterlerle şaşırtıcı kararlar almasıyla ünlü.

Dünya genelinde Nobel Edebiyat Ödülü’nün geleneksel olarak ağırbaşlı romancılara ya da şairlere verileceği düşünülür. Bahis şirketleri de oranları buna göre belirler. Ancak akademi şarkı sözleriyle Bob Dylan’a, belgesel röportajlarıyla Svetlana Aleksiyeviç’e ödül vererek tahminleri tamamen boşa çıkardı. Siyasi duruşu nedeniyle Avrupa’da büyük tartışmalar yaratan Avusturyalı yazar Peter Handke’yi seçerek edebiyat çevrelerini şoke etti. Yine böyle bir sürprizler yapabilir.

Edebi tartışmalar, eleştirmen analizleri ve uluslararası bahis verileri ortaklaşa değerlendirildiğinde, Can Xue, Gerald Murnane ya da  Cristina Rivera Garza’nın 2026 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanma şansları yüksek.

Benim gönlümden geçen aday ise, Enrique Vila-Matas. Matas kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırları yıkan deneysel vizyona sahip bir yazar. James Joyce, Franz Kafka ve Jorge Luis Borges gibi ustalarla bir metinlerarasılık ağı inşa ettiği Bartleby ve Şürekâsı ile Montano Hastalığı gibi başyapıtlarında yazma eylemini, edebi takıntıları ve yaratıcı tıkanıklığını entelektüel bir ironiyle ele alıyor. Akademi, Enrique Vila-Matas’ın romanı sadece bir anlatı değil evrensel bir yaşam biçimi ve felsefi bir hafıza alanı olarak gören, modern insanın melankolisini evrenselleştiren edebiyatını taçlandırmak isteyecektir, diye düşünüyorum.

Yorum yapın