Bir tasarım ürünü olarak kitap | Feridun Andaç

Eylül 29, 2026

Bir tasarım ürünü olarak kitap | Feridun Andaç

Kitap, bir nesne olduğu kadar bir imgedir de. Bunu imge düzeyine taşıyan ise elbette ki tasarımıdır. Kitabın kimliğini var eden, iç tasarımı kadar ön ve arka kapağıdır da.

Kitap tasarımcısının tipografik bilgisi ve deneyimi, kaligrafik tarzı işte o “imge-kitap”ın varlığını öne çıkarır.

İçerik yazar ve editörün denetimindedir, ama kitabın iç ve dış tasarımı tamamen tasarımcının görev/ iş/ uğraş alanındadır. Yazar ve editörden aldığı veriler, kitabın yer alacağı yayın dizisinin konsepti her daim onun için belirleyicidir. O da yaratıcılığını birçok seçenekli çalışmayla taçlandırarak sunuma ve baskıya hazır aşamasına getirir.

Tasarımcının kitabın kimliğine katkısı tartışılmaz. Bu, aynı zamanda yayınevinin markasını güçlendiren, markayı öne çıkaran bir çabadır. Üstelik kendi içinde bir bütünlük taşır.

Kimliği olan bir yayınevi kurumsal yapısını da kuran yayınevidir.

Kuşkusuz, tipografik özellikleri özgün olan yayınevlerinin kitapları hemen göz önüne gelir. Burada tasarımcının payı tartışılmaz.

Örneğin; Sait Maden’in kitap tasarımları… Bülent Erkmen, Savaş Çekiç, Mehmet Ulusel, Ersu Pekin, Erkal Yavi, Yetkin Başarır, Nazlı Ongan, Hakkı Mısırlıoğlu, Sadık Karamustafa Nahide Dikel, İlhan Bilge, Birol Bayram, Utku Lomlu, Barış Şehri adlarını hemen sayabilirim.

Kuşkusuz yayıncının en temel kaygılarının başında, yayımlayacağı kitabın satıp satmayacağı sorusu gelir.

Dünya Kitapları’nı yönetirken Füsun Akatlı şunları söylemişti:

“Yayımladığın kitapların yüzde altmışını okumak istiyorum. Feridun, galiba sen okumak istediğin kitapları basıyorsun!”

İroni gibi gelse de haklılık payı vardı biraz. Zaten sonu da gelmedi, “satan”/“çok satan” kitap basmadığı için, yayımladığımız dört yüz kitaptan sonra kapandı yayınevi.

Hiç unutmuyorum, “Tamburalı General”in anıları gelmişti. Yayınevinin patronu “basalım,” demişti.

Yanıtım şuydu:

“Ferit Edgü’yü, Demir Özlü’yü, Erhan Bener’i, Salâh Birsel’i yayımladığım bir yayınevinde bunun yeri yok. Eğer ısrar ederseniz, ben yokum,” demiştim.

Sanırım ilkeli yayıncılık böyle bir şeydir.

İlkesiz bir yayıncının, mal bulmuş mağribî gibi o kitaba atlayıp hemen bastığını hatırlarım.

Evet, yayıncılık ticari bir iş. Ama ilkeli, özgün yayıncılık yapan bir yayınevi bunu da gözeterek pekâlâ bu uğraşı sürdürebilir. Yayın dünyamızda bunun onlarca örneği var.

Altmışıncı yılını dolduran Payel Yayınları, kırk dördüncü yılındaki İletişim Yayınları, Metis Yayınları, kırkıncı yılına yaklaşan Ayrıntı Yayınları çizgilerini hiç bozmadan sürdürenler…

Sanırım yüz yıla gelip dayananları da ayrı bir yazıda anlatmam gerekecek.

Tasarımcı Her kitabı Okumak Zorunda mıdır?

Günümüz tasarımcıları, çoğu da reklam sektörüyle ilintili oldukları için; genelde “brief” alarak çalışırlar, önünüze uzunca bir liste koyarlar; yayınlayacağınız kitap/ yazar/ dizi hakkında epeyce ayrıntılı bilgi isterler. Onlar için hazırlanan (kitaba ve yazara dair) özet bilgi bazen tasarımı için yeterlidir. Ama kitabın metni her an elinin altındadır. Okuma gereği duyarsa okuyabilir de.

Bence iyi bir kitap tasarımcısı için önemli olan, kendi tarzını da yedirerek özgün tipografik kapak yapabilmesidir. Bunun da bir “sanat” olduğunu düşünecek olursak, iyi tasarlanmış bir kapağın kitabın sunumu kadar, satışında da etkili olduğunu söylemek isterim.

Üstelik kapak tasarımı deyince yalnızca ön kapak’ı almamak gerekir. Kitabın sırtı ve arka kapağı da o oranda önemlidir. Bunu bir bütün olarak düşünmeliyiz.

Bir kitabın vitrinde, tezgâhta ve rafta nasıl durduğu önemlidir. Tasarımcı bunu hep göz önünde tutmalıdır. Yayıncının bu konudaki talebi/isteği yayın ekibinin ortak fikrinden doğmalıdır.

İyi bir tasarımcı hiçbir zaman yap-boza yanaşmaz. Ancak seçeneği çok önerileriyle gelmesi, karar sürecini hızlandırır.

İnci Asena anlatmıştı. Adam Yayınları’nda Nâzım Hikmet’in “Bütün Eserleri”ni yayımlama aşamasında kapak tasarımı olarak Aydın Ülken’in yüzlerce taslak yaptığından söz etmişti.

Bence, iyi bir yayınevi kitap kapağı sipariş etmez. İyi bir tasarımcı ile çalışır. Bu da yayınevinin çizgisinde bütünlük ve süreklilik yaratır.

Yazarına (onun isteğine) göre kapak tasarımı dönemi kapanmıştır bence.

Erdal Öz, Can Yayınları’nı kurduğunda, başlangıçta Saadet Ceylan, Esad Tekand gibi ressamların çalışmalarını kapaklarda beyaz zemin üzerinde kullanıyordu. Sonraları müstear ad “Semih Özcan” adıyla, çoğunlukla farklı resimler/çizimlerle kapak tasarımlarını kendisi düzenliyordu.

Bugünün Can Yayınları ise tamamen bir tasarımcıya, Utku Lomlu ve ekibine bağlı olarak çalışıyor. Bu da yayınevinin kimliğini pekiştiren bir seçim.

Yayıncıların çoğu ne yazık ki iç ve özellikle kapak tasarımını “gereksiz” bir külfet olarak gördüklerinden, kendi bünyelerinde çözmeye çalışıyorlar…

Kapak tasarımında yazarın hiç mi söz hakkı yok?

Seksene yakın kitabım yayımlandı. Yaklaşık yirmiye yakın yayıneviyle çalıştım… Bunların önemli bir bölümünde tasarımcıların elinden geçti kitap kapaklarım. Buna, ikisi de tasarımcı olan, oğlum Barış  Şehri ve kardeşim Taner Şehri de dahil…

Peki, içime sinen kitap kapağım hangisiydi derseniz, burada durmak isterim…

Buna da bir başka yazımda anlatmalıyım…

Yorum yapın