Geçmişin hayaletleri | Can Öktemer

Eylül 18, 2026

Geçmişin hayaletleri | Can Öktemer

Her hikâye kendisine bir son bekler. Bu kaçınılmazdır. Hayaletler ancak böyle veda ederler. Celal Güngördü’nün Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan Bana Tahir’i Sormayın adlı romanı da geçmişin izinde, hayaletlerin fısıltıları arasında iyi bir vedayı bekleyenlerin hikâyesini anlatıyor.

Hikâyenin mihmandarlığını Ezo, İstanbul’da kardeşi Sıla, annesi Alis ve babasıyla beraber yaşamaktadır. Bir gün Tahir isimli bir genç evlerinin üst katındaki terasa kiracı olarak gelir. Tahir kimdir? Nereden gelmiştir? Bilinmez. Annesi onun orada oturmasını ısrarlı bir şekilde ister. Geçmişten gelen bir sırrı taşıyordur sanki Tahir. Ezo ve Sıla bu ısrarın nedenini bir türlü anlayamazlar. Onlar için üst kattaki bir yabancıdır Tahir. Ama tanıdıkça severler Tahir’i. Hayata, doğaya bakış farklıdır. Sözünün ağırlığı vardır. Suskunluğu ise manidardır. Ezo ve Sıla onunla daha çok vakit  geçirmeye başlarlar böylelikle. Üçü arasındaki ilişki elbette bu düzlemde devam edemeyecektir. Memleketin kaynayan bir kazan gibi fokurdayan gerilimli atmosferi Tahir’i başka bir yola sürükleyecektir. Aileyle olan bağı derinleştikçe de trajedisi onları daha yaralayacaktır.

Yol çıkmaza girdiğinde alınacak kararlar da ağırlaşır. Sonunu bildiği bir yolun başlangıcıdır Tahir’in aldığı karar. Başına gelecekleri bilen bir oyuncunun elindeki metindir oynaması gereken oyun. Kaderinden kaçamaz. Öyle de olur ama unutulmak istemez. Bir hayat yaşamıştır neticede. Bu dünyadan doğrusuyla yanlışıyla geçmiştir. Anlatılmaya değer bir hikayesi vardır. Bu yüzden Ezo’nun rüyasına girer “Bana bir mezar taşı yap, yoksa öleceğim” der. Yıllar geçip heykeltıraş olan Ezo, rüyadan çok etkilenir. Tahir’in kayıp geçmişini araştırmaya başlar. Üniversite günlerini, karasevdasını, eski arkadaşlarını tek tek bulur, konuşur. Geçmişin sayfaları açıldıkça da başka bir geçmiş başlar. Zaman ağırlaşmış, öyküler düğüm düğüm olmuştur artık. Ezo’nun çözmeye çalıştığı bu düğümdür. Memleketin tarihiyle kesişen yazgıdır. Bu yüzden taşları yontar Tahir’e veda edebilmek onun zamanın uğultusu içinde kaybolmuş varlığını sonsuz kılmak ister. Neticede Tahir birçok isimsizin ismidir bir yerde. Hatırlanması gereken sadece o değil onun yazgısını taşıyan diğer insanlardır.

Bana Tahir’i Sormayın, tamamlanmış yasların, melankoliye dönüş hayatların hikâyesi. Memleketin yakın geçmişinin sisler altında kalan trajedisine bakıyor yazar roman boyunca. Bir tür geçmişle yüzleşme çağrısı da denebilir Bana Tahir’i Sormayın için. Hafızayı ve tarihi yeniden düşünmeye çalışıyor Güngördü.  Geçmişle, şimdiki zaman arasında ustalıklı bir kurgu maharetiyle anlatıyı şiirsel bir dille kuruyor anlatı inşasını.

Geçmişe ve tarihe mesafeli olabildiğince nesnel bir bakışla bakmaya çalışıyor. Hikâyenin vaat ettiği patikalı yolda dengesini kaybetmeden ilerliyor roman. Anlatılan senin hikayendir bir yerde zaten.

Yorum yapın