“Nâzım Hikmet Müzesi” neden İzmir’de olmasın? | Metin Celâl

Eylül 6, 2026

“Nâzım Hikmet Müzesi” neden İzmir’de olmasın? | Metin Celâl

1921’de Nâzım Hikmet Azerbaycan üzerinden Moskova’ya gider. Devrimin ilk yıllarına tanık olur. Ekonomi politik öğrenimi görür. Sanat çalışmalarına katılır. 28 Kânunisani 1924’de Moskova’da yayınlanan ilk şiir kitabı “28 Kânunisani” sahnelenir. 12 Mart günlü Pravda’da, bu gösteri övgüyle yer alır. Türkiye’ye döner ve Aydınlık Dergisi’nde çalışmaya başlar. 1925’de Ankara İstiklâl Mahkemesi’nde gizli örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle yokluğunda yargılanarak “on beş yıl küreğe konulma cezası” verilir. Bu durum onun ülkeden ayrılmasına yol açar. Moskova’ya gider. (Kronoloji – Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı).

1925’de Ankara’da gıyabında yargılanırken aslında İzmir’dedir. “Türkiye Komünist Partisi’nin Ocak 1925’te yapılan kongresine katıldı, polis tarafından izlenmeye başlanınca İzmir’e geçti” diye yazmış Âlim Kahraman (NAZIM HİKMET – TDV İslâm Ansiklopedisi). İzmir’e bu gidişin sadece polislerden kaçan partili genç şairin saklandığı dönem değil İzmir örgütünün teşkilat işleriyle ilgilenip geliştirecek ve işçilere dağıtılmak üzere haftalık bir gazete yayınlayacak bir partili yoldaş talep etmeleri üzerine yollanmış. Nâzım Hikmet İzmir’e gidiyor ve dört ay kalıyor. Nâzım Hikmet’in İzmir günlerini otobiyografik romanı “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim”de anlatığı biliniyor. Kuşkusuz romanda anlatılanla gerçekte yaşananlar farklıdır. “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim”i ölümünden bir yıl önce, 1962’de bitirmiş. İzmir’deki dört ayla bunun romana konu olması arasında 37 yıl var.

Bilindiği gibi “Yaşamak Güzel Şey be Kardeşim”in 1964’te Rusçada yapılan ilk yayınında adı “Romantika”dır. Türkiye’de romanın ilk baskısı 1967’de Gün Yayınları tarafından İstanbul’da yapılmış ve adı: Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim. Bu adın ilk kez Nâzım Hikmet hayattayken yapılan 1964 tarihli Bulgarca baskıda kullanıldığı belirtiliyor.

Buna neden takıldın diyeceksiniz? İzmir Büyükşehir Belediyesi katkıları ve ev sahipliğinde, Folkart’ın yapımcılığını üstlendiği Nâzım Hikmet sergisinin adı “Romantika/Bir Ömrün Seyrüseferi”. Daha serginin ilk duyurusunu okuduğumda ilk aklıma gelen Nâzım Hikmet’in İzmir’de geçirdiği aylar ve romanı olmuştu. “Romantika” göndermesi de zekiceydi, hoşuma gitti.

Ayrıntılı bilgi almadan önce İzmir’de açıldığına ve “Romantika” adıyla Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim romanı anıştırıldığına göre Nâzım Hikmet’in İzmir ayları ve bu yaşamın romana yansıması hakkında bir sergi olacağını düşündüm. Doğrusu bu düşünce beni heyecanlandırdı. Çünkü Nâzım Hikmet İstanbul şairi olarak bilinir.

Ama sergi hakkında daha ayrıntılı bilgiler gelmeye başlayınca küratörlüğünü Nâzım Hikmet Araştırmacısı Melih Güneş’in, sergi tasarımını Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Görevlisi Ömer Durmaz’ın üstlendiği serginin çok daha kapsamlı bir çalışma olduğunu anladım ve heyecanım daha da arttı.

Sergi 95. İzmir Enternasyonal Fuarı ile eşzamanlı olarak Kültürpark Atlas Pavyonu’nda ziyarete açıldı. Amaç, Nâzım Hikmet’in yaşamını klasik bir biyografi anlayışının ötesinde ele almak. Yaklaşık 2 bin 125 metrekarelik alanda, fuaye dahil 15 salonda kurulmuş sergi. Melih Güneş’in  Nâzım Hikmet koleksiyonunun çok kapsamlı olduğunu biliyordum. Ama onunla yetinmemiş, Türkiye ve yurt dışındaki çok sayıda kişi, kurum, arşiv ve koleksiyondan yüzlerce belgeyi, elyazmalarını, şairin kişisel eşyaları ve görsel-işitsel kayıtlarını bir araya getirmiş. Hem büyüklüğü hem de bu özelliği ile şimdiye kadar açılmış en kapsamlı Nâzım Hikmet sergisi ortaya çıkmış.

Melih Güneş “Romantika”nın klasik bir yaşam öyküsü sergisi olmadığını vurgulayarak, “Bu sergide farklı koleksiyonlardan, oğlu Mehmet Hikmet’in Fransa’daki evinden ve Nâzım Hikmet’in Moskova’da yaşadığı evden gelen belgeler, kişisel eşyalar, elyazmaları, mektuplar ve sanat eserleri bize çok daha katmanlı bir Nâzım Hikmet anlatısı kurma imkânı veriyor. Her belge yalnızca bir yaşamın değil, bir düşüncenin, bir edebiyatın ve bir dönemin tanıklığını taşıyor. ‘Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi’ ile ölümle tamamlanmış bir hayatı değil; eserleri, kitapları ve kültürel mirasıyla bugün de yaşamaya devam eden bir ömrü anlatıyoruz” diyor.

Melih Güneş mütevazi davranıp “Bu sergide Nâzım Hikmet’in hayatını tarihler ve olaylar üzerinden eksiksiz bir kronoloji içinde anlatma iddiasında değiliz” dese de 15 salonu dolaşıp sergiyi gezmeyi tamamladığınızda Nâzım Hikmet’in hayatını ve eserlerini ayrıntılı olarak öğrenmiş, anımsamış oluyorsunuz. Sergide o kadar çok belge, bilgi, görsel var ki bir kez gezmeyle bitirilemeyecek, yeniden gelip görmek gereken bir çalışma olmuş. Benim dikkatimi oğlunun yazdığı mektuplar ve yolladığı kartpostalllar çekti. Çünkü küçük Memet’in babasını pek sevmediği izlenimi yaratılmıştı. Oysa bu mektup ve kartpostallar aralarında güçlü bir sevgi bağı olduğunu kanıtlıyor.

Melih Güneş’in ilk kez gösterime çıkardığı Nâzım Hikmet, Vera ve dostlarının gezisinin kısa filmi de birçok arkadaşımı etkiledi. Böyle ilk kez kamuoyu ile buluşan çok şey var. Onları da durup uzun uzun incelemek gerekiyor. Zaten bana “Neden Nâzım Hikmet Müzesi olmasın!” diye düşündüren de bu oldu. “Romantika/Bir Ömrün Seyrüseferi” bir sergiyi aşmış ve müze olmuş. Emeği geçen, sergiye destek veren, katkıda bulunan herkesi kutluyorum.

Sonra yazımın başında anlattığım ve sergide özel bir bölüm ayrılan Nâzım Hikmet’in İzmir ayları ve bu ayların başta roman olmak üzere, şiirlere ve diğer eserlere yansımasını da düşününce “Nâzım Hikmet Müzesi” neden İzmir’de olmasın? diye geçirdim içimden. Aslında müze hazır. Tek yapılması gereken radikal bir karar alıp Kültürpark Atlas Pavyonu’nu “Nâzım Hikmet Müzesi” haline getirmektir. Böylece bu büyük emek de kalıcılaşmış olur. Umarım bu güzel işi gerçekleştiren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay  ve Folkart Gallery Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak bu çağrıma kulak verir. 

“Nâzım Hikmet Romantika/Bir Ömrün Seyrüseferi”, 95. İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında Kültürpark Atlas Pavyonu’nda ziyaret edilebilecek. Sergi 15 Ocak 2027’ye kadar açık kalacak. Sadece İzmirlileri değil, Türkiye ve Dünyadaki tüm Nâzım Hikmet sevenlerine, büyük dünya şairini yakından tanımak isteyen edebiyat meraklılarına bu muhteşem sergiyi kaçırmamalarını öneriyorum. Ne yapıp edin 15 Ocak 2027’ye kadar yolunuzu İzmir’e, Kültürpark’a düşürün. Belki bu arada müze müjdesi de gelmiş olur. 

Yorum yapın