Nahid Sırrı Örik’in Fransızcadan dilimize kazandırılmış iki önemli eseri tek kitapta: Alüfte Zeynep & Padişahın Gazabı

Ağustos 20, 2026

Nahid Sırrı Örik’in Fransızcadan dilimize kazandırılmış iki önemli eseri tek kitapta: Alüfte Zeynep & Padişahın Gazabı

Everest Yayınları, Türk edebiyatının derinlikli ve sıra dışı kalemlerinden Nahid Sırrı Örik’in Fransızca kaleme aldığı iki önemli eserini Alüfte Zeynep & Padişahın Gazabı adıyla okurlarla buluşturuyor. Nahid Sırrı Örik Külliyatı kapsamında yayımlanan bu özel kitap, yayınevimizin 2022’de başlattığı ve yazarın tüm yazılarını bir araya getirmeyi hedefleyen dizinin 17. kitabı olarak raflardaki yerini alıyor. Babası II. Abdülhamid dönemi idarecilerinden olan, kendisi de farklı Avrupa şehirlerinde yaşamış Örik’in çok yönlü edebi kişiliğini yansıtan bu kitap, edebiyatseverler için büyük bir keşif niteliği taşıyor.

Kitabın ilk bölümünü oluşturan ve ilk kez 1927 yılında Paris’te “Zeynép La Courtisane” adıyla yayımlanan Alüfte Zeynep, güzeller güzeli bir kadının yoksullukla başlayıp zengin ve yaşlı bir tüccarla evliliğine, kocasının ölümünün ardından da Beng-i Sefa adlı bir kadının işlettiği geneleve uzanan çarpıcı dramını anlatıyor. Pierre Loti etkisinin ve Şarkiyatçı söylemin izlerinin açıkça görüldüğü eser, dönemin eski İstanbul’unu, harem yaşamını, kapalı kapılar ardındaki arzuları ve tutkuları cesur ve yoğun bir anlatımla resmediyor. Zeynep’in hem trajik hem de göz kamaştırıcı öyküsü, okuru Batılı bir dille yazılmış ancak yerel bir ruh taşıyan eşsiz bir atmosfere davet ediyor.

Kitabın ikinci bölümünde yer alan Padişahın Gazabı ise, yazarın 1933 yılında yine Fransızca yazdığı ve “büyük hikâye” olarak nitelendirdiği tarihî bir anlatıdır. Bu bölümde yazar, Sultan Dördüncü Mehmed’in av tutkusu yüzünden payitahttan uzaklaşarak devleti aslında Rabia Gülnûş Sultan ve sadrazamın yönetimine bırakmasını konu ediniyor. Padişahın iktidar karşısındaki acziyeti, içsel çatışmaları, derin yalnızlığı ve Osmanlı sarayının entrikaları karşısında düştüğü ruhsal çöküntü, Örik’in kusursuz psikolojik tahlilleriyle gün yüzüne çıkıyor.
 
Fransızca aslından İlhan Alemdar tarafından çevrilen, editörlüğünü Emine Hızır‘ın, Külliyat Editörlüğünü ise Bahriye Çeri’nin üstlendiği bu değerli çalışma, Nahid Sırrı edebiyatının farklı kaynaklarına işaret eden bir bütünlük sunuyor. Everest Yayınları olarak, yazarın uzun süre unutulan veya Türkçede pek bilinmeyen bu muazzam eserlerini günümüz okuruyla buluşturmaktan kıvanç duyuyoruz. Bütün edebiyat tutkunlarını eski İstanbul’un karanlık sokaklarındaki arzularla, Osmanlı sarayının trajik ve hüzünlü odaları arasında unutulmaz bir edebi serüvene davet ediyoruz.

Bir kadının bedenine yazılmış kader…

Bir iktidarın gölgesinde büyüyen korku…

Nahid Sırrı Örik’in bu kitapta bir araya gelen, Fransızca yazdığı iki anlatısı Alüfte Zeynep (Zeynép La Courtisane) ile Padişahın Gazabı (Colère de Sultan), Osmanlı’ya yönelik farklı ve birbirini tamamlayan iki bakış açısını yansıtır. Alüfte Zeynep, yoksulluk, beden, arzu ve hayatta kalma mücadelesi üzerinden Batı’nın “Doğu”ya bakışının gündelik ve mahrem yüzünü açarken; Padişahın Gazabı, iktidarın merkezine yerleşen padişah figürü üzerinden tarihsel ve siyasal tahayyülü dramatize eder. Bu iki anlatı birlikte okunduğunda oryantalist bakışın temel mekanizması görünür hale gelir: Doğu, bir yandan beden ve arzu üzerinden egzotikleştirilirken, bir yandan da iktidar, tiyatral ve aşırı görkemli bir sahneye dönüştürülür. Nahid Sırrı Örik’in metinleri bu imgeleri yeniden üretiyor ama aynı zamanda bunların hangi söylemsel kalıplarla kurulduğunu da görünür kılıyor. Yazarın üslup ve dil keşifleriyle özgünleşen bu iki hikâye, inşa edildikleri zihin haritasına yeniden bakmaya çağırıyor.

Yorum yapın