Edebiyat eleştirmeni ve podcast sunucusu Maris Kreizman, Literary Hub için kaleme aldığı son yazısında, evini su basması sonucu daha küçük bir daireye taşınmak zorunda kalışını ve bu süreçte binlerce kitaplık koleksiyonunu nasıl “budadığını” anlatıyor.

Ünlü düzenleme uzmanı Marie Kondo’nun “sadece neşe verenleri sakla” felsefesinin, ileri düzey kitap koleksiyoncularında işe yaramadığını belirten Kreizman, taşınma sürecinde çıkardığı dersleri 10 maddelik bir rehber halinde sunuyor. İşte her kitap tutkununun kütüphanesiyle yüzleşirken kulak kabartması gereken o kurallar:
- Elâlem Ne Der Kaygısını Bırakın: Sırf eve gelen misafirleri veya “hayali bir kitap eleştirmenini” etkilemek, entelektüel görünmek için raflarda tutulan ama asla okunmayacak klasikleri kütüphaneden eleme vakti geldi.
- “Seriyi Tamamlama” Hastalığından Kurtulun: Çok sevdiğiniz bir yazarın her bastığı broşüre, mektuba veya yan esere sahip olmak zorunda değilsiniz. Sadece sizde iz bırakan ana eserlerini tutmak yeterli.
- Tanıtım Baskılarına Elveda: Yayıncılık dünyası çok hızlı dönüyor. Eğer bir inceleme veya tanıtım kitabı bir yıldır rafta bekliyorsa, muhtemelen hiçbir zaman okunmayacaktır.
- Sadece “Güzel Kapaklı” Diye Kitap Saklamayın: Sınırsız alanınız yoksa, sadece estetik duruyor veya yan yana güzel bir renk paleti oluşturuyor diye okumadığınız kitapları raflarda tutarak alanı ziyan etmeyin.
- Yazarlarla İlişkinizi Güncelleyin: Yazarlar hakkındaki güncel bilgiler veya kişisel fikir değişimleriniz, onlara bakışınızı etkileyebilir. Kreizman, yakın zamanda skandallarla gündeme gelen Alice Munro’nun sadece en sevdiği iki kitabını saklayıp diğerlerini bağışladığını örnek gösteriyor.
- Geçmişteki Sosyal Medya Projelerinden Vazgeçin: Sosyal medyadan görüp “bir gün okurum” diyerek listelerce aldığınız ama yıllardır kapağını açmadığınız kitaplarla vedalaşın. Zamanımızın sınırlı olduğunu kabul etmek gerekir.
- Dostların Eserleri Kırmızı Çizgidir: Arkadaşlarınızın yazdığı, imzaladığı kitaplar ne olursa olsun gitmemeli, aksine kütüphanenin en görünür yerinde sergilenmeli.
- Altı Çizili Kitaplar Baş Köşeye: Sizin için gerçekten ufuk açıcı olan, satır aralarını karaladığınız ve dönüp dönüp okuduğunuz kitapları en kolay erişilebilir yerlere koyun. Çünkü onlar kim olduğunuzun bir parçasıdır.
- Korkmayın, Kitapların Arkası Kesilmeyecek: Kitaplığınızı hafifletmek kalıcı bir durum değildir. Kreizman, “Koleksiyonumdan 300 kitap eledim diye bunun hep böyle kalacağını sanacak kadar delirmedim, her zaman yeni kitaplar gelecek ve bu harika bir şey” diyor.
- Nakliyecileri Unutmayın: Eğer hayatınız boyunca yüzlerce kiloluk kitapları taşımayı “kişiliğinizin bir parçası” haline getirdiyseniz, o ağır kolileri merdivenlerden indiren nakliye işçilerine bolca bahşiş vererek borcunuzu ödemelisiniz.
Kitapseverler İçin Tavsiye: Evleri küçültmek acı verici olsa da kütüphaneyi hafifletmek aslında zihni de özgürleştiriyor. Kreizman’ın da vurguladığı gibi; önemli olan ne kadar çok kitabınız olduğu değil, o kitapların sizinle nasıl bir bağ kurduğudur. Raflarınızda detoks yapmanın tam zamanı olabilir!

















